Hisse başına kârın iki girdisi
ABD bankası Citizens Financial Group’ta üçüncü çeyrek hisse başına kârı 1,05 dolardan 1,41 dolara çıktı; yıllık artış yüzde 34. Adi hissedarlara kalan kâr ise 457 milyon dolardan 599 milyon dolara yükseldi ve yüzde 31 arttı. Aradaki farkı okurken benim başlangıç noktam hisse adedi: seyreltilmiş ortalama hisse sayısı 435,5 milyondan 425,7 milyona geriledi. Daha büyük kâr, daha az hisseye bölünüyor. Hissedarın payına düşen kazancı değerlendirirken hem bankanın ürettiği kârı hem bu paydanın küçülmesini hesaba katıyorum.[1]
Faaliyet tarafındaki ilerleme belirgin. Yıllık toplam gelir 2.118 milyon dolardan 2.322 milyon dolara, faiz dışı giderler ise 1.335 milyon dolardan 1.393 milyon dolara çıktı. Bankanın gelirden bu giderleri çıkararak hesapladığı karşılık öncesi kâr 783 milyon dolardan 929 milyon dolara yükseldi. Bu, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre tanımlanmayan bir ara ölçü; kredi zarar karşılıkları ve vergiler henüz düşülmüş değil. Gelir artışının gider artışını aşması, nihai kârdaki büyümenin faaliyetlerden gelen dayanağı.[1]
Kârın bileşimi yine de önemli. Net faiz geliri bir yıl önceki 1.488 milyon dolardan 1.675 milyon dolara çıkarken, kredi zarar karşılığı 154 milyon dolardan 125 milyon dolara indi. Citizens bu karşılık düşüşünü ana faaliyet dışındaki kredi portföyünün küçülmesine, iyileşen kredi eğilimlerine ve kredi bileşimine bağlıyor. Benim yorumum, kâr artışını bütünüyle yeni gelir üretme gücüne yazmanın şirketin kazanç yapısını olduğundan basit gösterdiği. Daha düşük karşılık gideri de sonuca katkı veriyor. Buna karşılık, bankanın açıkladığı kredi bileşimi iyileşmesi daha düşük karşılıkların ekonomik dayanağına ilişkin makul bir açıklama.[1]
Geri alım yetkisi ile harcanan para
Sermaye tahsisindeki gerçekleşen tutar, üçüncü çeyrekteki 125 milyon dolarlık hisse geri alımı ve 197 milyon dolarlık adi hisse temettüsü; toplam 322 milyon dolar. Yönetim kurulu ayrıca kalan geri alım kapasitesini 650 milyon dolardan 1,95 milyar dolara çıkardı. Bu yetkiyi, çeyrekte tamamlanan geri alımla aynı kalem gibi değerlendirmiyorum. Şirket gelecekteki geri alımların tutarı ve zamanını sermaye durumu, finansal sonuçlar, bilanço büyümesi, piyasa koşulları ve düzenleyici etkenlere bağlıyor.[1]
Hisse adedi varsayımının etkisi burada sınırlandırılabiliyor. Diğer koşullar aynıyken seyreltilmiş ortalama hisse sayısını geçen yılki düzeyde sabit tutmak, hisse başına kâr artışını adi hissedarlara kalan kârın artışına yaklaştırır. Açıklanan yüzde 34 ile yüzde 31 arasındaki fark, daha az hissenin katkısını görünür kılıyor. Bu nedenle büyüyen geri alım yetkisini gelecekteki hisse başına kâra peşinen eklemek yerine, gerçekleşen geri alım tutarıyla ortalama hisse adedindeki değişime bakıyorum. Geri alım fiyatı ve uygulama takvimi, aynı yetkinin kaç hisseyi dolaşımdan çektiği açısından belirleyici.[1]
Hissedar açısından ekonomik soru, büyüyen kazancın ne kadarının faaliyetlerden geldiği ve dağıtılan sermayenin ortaklık payını nasıl değiştirdiği. Citizens’ta gelir-gider farkındaki genişleme ilk soruya, azalan ortalama hisse sayısı ikinci soruya somut yanıt veriyor. Aynı açıklamada izlenebilir göstergeler de var: karşılık öncesi kâr, kredi zarar karşılığı, gerçekleşen geri alımlar ve seyreltilmiş ortalama hisse sayısı. Benim için sermaye tahsisinin değeri, büyük bir yetki rakamından çok bu kalemlerin birbirini nasıl tamamladığında yatıyor.[1]