Kim yola çıktı, odada kim vardı?

Jared Kushner pazartesi günü Binyamin Netanyahu ile görüştü. Bir gün önce Mısır'ın El-Alameyn kentinde Katarlı, Türk ve Mısırlı arabulucuları bir araya getirmiş, ardından Hamas'ın siyasi kanadından yetkililerle seyrek görülen bir temas kurmuştu. Yanında Barış Kurulu Genel Direktörü Nickolay Mladenov ile eski İngiltere Başbakanı Tony Blair vardı. İki günde üç ayrı muhatap: bu bir müzakere masası değil, iki taraf arasında taşınan bir mesaj dizisi.[1]

Şubat 2026'da kurulan Barış Kurulu, İsrail ve birkaç Arap ülkesi dahil yaklaşık 40 ülkeyi kapsıyor, Filistinli temsilci içermiyor ve başkanlığına Trump ömür boyu getirildi. Yol haritasını yazan gövde bu. Aynı habere göre 2025 sonunda yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze'de İsrail saldırılarında en az 1.260 Filistinli öldü. Sonucu taşıyan tarafın metni yazan salonda temsil edilmemesi, kurulun hangi taahhüdü kimin adına verebileceğini baştan sınırlıyor.[1]

İki kabul, iki ayrı sıra

Ekimde yeniden seçilmeyi hedefleyen Netanyahu, Hamas'ın kademeli olarak silah bırakıp yönetimi uluslararası bir güce devretmesi karşılığında İsrail'in Gazze'den çekilmesini öngören maddeyi açıkça reddediyor. Hamas ise planı kabul ettiğini, uygulamanın İsrail'in önce çekilmek ve saldırıları durdurmak dahil kendi taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu bildiriyor. İki taraf da aynı iki adımı tanıyor; ayrıldıkları yer hangisinin önce atılacağı. Bir arabulucunun bu boşluğu kapatması için ya ilk adımı atanın karşılığını güvenceye alacak bir sıralama metni ya da adımları izleyip doğrulayacak bir düzenek gerekir.[1]

Bu arada Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Pakistan, Türkiye, Endonezya, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrail'in yol haritasını reddetmesinin Trump'ın Gazze'deki savaşı bitirme çabasını tehlikeye attığını bildirdi ve süregelen ret, engelleme, geciktirme veya uymama hâlinden doğacak sonuçların sorumluluğunu doğrudan İsrail'e yükledi. Sekiz başkentin çözümü, metni yazan kurula değil, tek tek devletlere ve Washington'ın çabasına bakıyor. Bu, kurulun kendi yaptırım gücünü kullanmaktan çok, süreci yürüten başkentleri harekete geçirmeye yönelik bir tercihe işaret ediyor. Başka bir okuma da mümkün: bakanlar kurulun içindeki mesailerini sürdürüp Washington'ı yalnızca en hızlı kaldıraç saymış olabilir.[2]

Kurulun imzalamadığı şey

Bu köşe 4 Ağustos'ta kurulun yayımladığı metnin amacı yazdığını, saldırıların durdurulmasına ilişkin talebin ise yalnızca görüşmeye vâkıf kişilere dayandırılarak aktarıldığını not etmiş ve izlenecek işaret olarak kurulun kendi adıyla yayımlayacağı yazılı bir metni göstermişti. Aradan geçen iki haftada kurul bir heyet gönderdi. Heyet teması genişletir; taahhüdü ise ancak imzalı bir metin doğurur, o metin de henüz ortada yok.[3], [1]

Ölçülebilir işaret dar: kurulun kendi adıyla yayımlayacağı, silah bırakma ile çekilme adımlarının sırasını ve her adımı hangi tarafın kabul ettiğini yazan bir belge. Böyle bir belge çıkarsa mekik diplomasisi bir taahhüde dönüşmüş olur; çıkmazsa görüşmeler temas olarak kalır ve sıra tartışması her turda yeniden başlar. Ekimdeki İsrail seçimi de araya giriyor: bir başbakanın kampanya sırasında imza atmaktan kaçınması, kurulun zayıflığından bağımsız bir gecikme nedeni olabilir.[1], [3]