Anwar’ın açtığı kapı

Malezya Başbakanı Anwar İbrahim, Myanmar’ın askerî destekli cumhurbaşkanı Min Aung Hlaing’i ağırladıktan sonra, ülkenin Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliğine yeniden katılımını kolaylaştırma sözü verdi. ASEAN’ın üst düzey siyasi toplantılarından dışlanan bir lideri ikili görüşmede kabul etmek, Malezya’nın kullanabileceği bir diplomatik tercihti. 8 Ekim’de bu tercih, ticaret ve enerjiden göçmenlerin geri gönderilmesine uzanan görüşmelerle somutlaştı. Malezya hükümeti, Myanmar ile temasın hangi konuları kapsadığını kendisi belirliyor. Ancak bu kapıyı açmanın sonuçları iki liderin ilişkisini aşıyor.[1]

Anwar’ın önündeki seçenekleri, bu ikili kanal ile ASEAN’ın ortak koşulları arasındaki mesafe belirliyor. Birlik, barış planında ilerleme sağlanamadığı için Myanmar’ı 2021’den beri üst düzey siyasi toplantılara almıyor. Malezya’nın ziyaret kabul etmesi temas kurma olanağını genişletiyor; bölgesel dışlanmanın gerekçesi ise sürüyor. Ben bu adımı, Malezya’nın ortak baskının yanına doğrudan görüşmeyi koyması olarak okuyorum. Daha sert bir açıklama da mümkün: Ziyaret, barış planında ilerleme elde edilmeden Myanmar yönetimine siyasi kabul sağlıyor. İkili temasın değeri, Myanmar’ın bu ortak koşullara nasıl yanıt verdiğine bağlı.[1]

Geri gönderilenlerin taşıdığı yük

Bu pazarlığın insanların hayatına değen kısmı, Anwar’ın açıkladığı 10.493 geri dönüşte görünüyor. Başbakan, Myanmar’ın bu kadar vatandaşını kabul ettiğini ve geri göndermenin gönüllü, güvenli, insan onuruna uygun yapılacağını söyledi. Min Aung Hlaing de Malezya’da tutulan daha fazla göçmeni kabul etme sözü verdi. Böylece iki yönetim, göçmenlerin dönüşünü ilişkilerinin uygulanabilir bir konusu olarak ele alıyor. Dönüş koşullarının güvenli olduğu iddiası Malezya hükümetine ait. Myanmar’da zulüm gören ve vatandaşlıktan dışlanan Rohingyaların bu kişiler arasında bulunup bulunmadığı belirsiz.[1]

İnsan Hakları İzleme Örgütünün 7 Ekim’deki çağrısı, bu işbirliğine itirazın nerede toplandığını gösteriyor: Örgüt, ülkeden kaçanların zorla geri gönderilmesi planlarının durdurulmasını ve Myanmar’daki hak ihlallerinin sona ermesi için baskı yapılmasını istedi. Benim için bu itiraz, geri gönderilenlerin karar üzerindeki söz hakkını pazarlığın merkezine taşıyor. Hükümetlerin bir kabul düzeni kurabilmesi ile insanların o düzen içinde güvenle tercih yapabilmesi arasında pratik bir gerilim var. Anwar’ın gönüllülük sözü bu gerilime yanıt verme çabası; örgütün zorla dönüş itirazı ise sözün herkes için güvence oluşturduğu yorumuna karşı çıkıyor.[1]

Temasın karşılığı kime ulaşıyor?

Malezya’nın hareket alanı, ticaret ve enerji görüşmelerini göçmen kabulüyle aynı diplomatik kanalda yürütmesinde bulunuyor. Bu, Anwar’ın belgeye dayanan bir tercihi. Fakat ziyaretin tamamını stratejik özerklik kazanımı diye okumak, hak örgütlerinin dile getirdiği bedeli gözden kaçırır. Min Aung Hlaing’in nisanda, yaygın biçimde meşru görülmeyen bir oylama sonrasında cumhurbaşkanı seçilmesi, kendisine gösterilen siyasi kabulü de pazarlığın konusu yapıyor. Malezya hükümeti için temas olanağı açan seçim, Myanmar’dan kaçmış insanlar için korunma sorusunu beraberinde getiriyor.[1]

Bu nedenle görüşmenin karşılığını iki yerde arıyorum: Myanmar’ın ASEAN barış planına vereceği somut yanıtta ve geri dönen insanların güvenli tercih yapabilmesinde. Bunlar aynı lider ziyaretinin farklı taraflara bıraktığı işler. İkili kanal, ortak bölgesel koşulları ilerleten ve geri gönderilenleri koruyan uygulamalarla güç kazanır. Yalnızca daha fazla insanın kabul edilmesi, bu ikinci soruyu çözüme kavuşturmaz. Malezya kendi diplomatik yolunu açtı; o yolun yararı, devletler arasındaki işbirliğinin göçmenlerin korunmasına nasıl yansıdığında yatıyor.[1]