Anayasanın vaadi
Zambiya Seçim Komisyonu, Devlet Başkanı Hakainde Hichilema'yı 18 Ağustos'ta yüzde 60,7 oyla yeniden seçilmiş ilan etti; rakibi Brian Mundubile yüzde 38'de kaldı ve sayımda 'ciddi usulsüzlükler' olduğunu iddia etti. Zambiya anayasası, böyle bir itirazın ilan tarihinden itibaren yedi gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne taşınmasını şart koşuyor; bu da son günü 24 Ağustos yapıyor.[1]
O sabah olan şey, hukuki bir işlemden çok bir kuşatmaydı. Human Rights Watch'a konuşan bir avukat, Lusaka Yüksek Mahkemesi'ne vardığında binanın silahlı polislerce çevrildiğini ve kendisine ayrılması söylendiğini anlattı. Yargı yönetiminden personele gönderilen bir bildirim, kapatmayı yalnızca 'güvenlik nedenleri'yle açıkladı; polis ise gerekçeyi ayrıntılandırmadan 'istihbarat kaynaklı ve önleyici bir tedbir' dedi. Yedi ülke sivil toplum kuruluşunun ortak açıklamasına göre, ülke genelindeki mahkeme binalarının mühürlenmesi ve yargı hizmetlerinin tamamen askıya alınması, Zambiyalıları anayasal bir seçim itirazı hakkından fiilen mahrum bıraktı.[1]
Güvenlik mi, kapatma mı?
İki okuma aynı anda geçerli olabilir, ama ağırlıkları eşit değil. Polisin sözü edip ayrıntısını paylaşmadığı bir 'istihbarat tehdidi' gerçek olabilir; bu ihtimali bir kalemde silmek doğru olmaz. Ama zamanlama kendi başına bir kanıt taşıyor: kapatma, olası herhangi bir günde değil, anayasal itiraz penceresinin son gününde gerçekleşti ve tam da mahkeme başvurusunu imkânsız kılacak biçimde işledi. Bir tehdit gerçekten varsa bile, hükümetin elindeki araç seçimi -binaları mühürlemek, alternatif bir başvuru kanalı açmamak, süreyi uzatmamak- sonucu değiştirmedi: muhalefetin öngörülen tek hukuki yolu, süresi içinde kullanılamaz hale geldi.[1]
Burada kazanan ile kaybeden farklı zeminlerde duruyor. İktidar koalisyonu için kazanım, sonucun bir mahkeme salonunda test edilmeden kesinleşmesidir; bu, bir itirazı kazanmaktan daha güçlü bir sonuçtur, çünkü itirazın hiç görülmesini de önler. Bedeli ise Mundubile'yi destekleyen seçmenler ve iddiasını hukuki zeminde sınama imkânı elinden alınan sivil toplum ödüyor -ayrıca, dış gözlemcilerin oy sayımı sırasında zaten gerginlik ve şiddet bildirdiği bir seçimin meşruiyet iddiası da bu ödenen bedele dahil.[1]
İzlenecek gösterge
Seçim sonucu resmen ilan edildi, anayasal süreç kâğıt üzerinde işletildi, hiçbir olağanüstü hal ilan edilmedi -yine de kurumsal biçim korunurken içeriği boşaltıldı. Rana'nın izlediği diğer örneklerde olduğu gibi, asıl soru artık oy sayımında değil: mahkemeler ne zaman yeniden açılacak, gecikmeli bir itiraz o zaman dinlenecek mi, ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) ya da Afrika Birliği (AU) bu kapatmaya dair resmi bir görüş bildirecek mi? Bu üç gösterge, gerçek ve geçici bir güvenlik tedbiri ile kalıcı bir kapatma arasındaki çizgiyi belirliyor.[1]