Tek anlaşma, iki koşul yolu
Temmuzda varılan ABD-Suudi Arabistan sivil nükleer anlaşması 24 Ağustos'ta Kongre'ye gönderildi. Anlaşma, Amerikan şirketlerinin krallığa sivil nükleer teknoloji satmasına izin veriyor ve 30 yıllık AP1000 reaktör programını kapsıyor. Böylece teknoloji aktarımına ilişkin devletler arası pazarlık, ABD'nin iç hukuk takvimine bağlandı.[1]
Trump, anlaşmanın ancak Suudi Arabistan İbrahim Anlaşmaları'na katılır ve İsrail'i tanırsa ilerleyeceğini söylüyor. Riyad ise tanıma için Filistin devletine giden geri dönülmez bir yol istiyor. Bir tarafta nükleer teknolojiye erişim, diğer tarafta diplomatik tanıma ile Filistin'e ilişkin bir önkoşul var. Bu iki açık tutum, adımlar için farklı sıralamalar koyuyor.[1]
Kongre'nin sessiz seçeneği
Kongre'nin anlaşmaya itiraz etmek için 90 oturum günü var; bu sürenin itirazsız tamamlanması anlaşmayı yürürlüğe sokuyor. Kongre'nin ret kararı Trump'ın vetosuna açık; vetonun aşılması da üçte iki çoğunluk gerektiriyor. Bu düzen, açık bir kabul kadar sessizliğe de sonuç bağlıyor.[1]
Bu noktada iki saat aynı anda işliyor. Diplomatik saat, Riyad'ın tanıma için koyduğu Filistin koşuluna bağlı; hukuk saati ise Kongre'nin itiraz süresini sayıyor. İki takvimin bağımsız ilerleyebilmesi, Trump'ın kurduğu bağı şimdiden daha gevşek kılıyor. Alternatif okuma, Beyaz Saray'ın Kongre sürecini Riyad'a sunulan seçeneği somutlaştıran ve tanıma pazarlığına baskı ekleyen bir araç olarak başlatması.[1]
Kalıcı koşulu kim yazıyor?
Koşul tartışması nükleer güvencelerde de sürüyor. Bazı Demokrat milletvekilleri ve nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları, metnin Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirmesini veya nükleer atıkları yeniden işlemesini yasaklamadığını söylüyor. Birleşik Arap Emirlikleri 2009'daki anlaşmasında bu sınırları kabul etmişti; Trump yönetimi ise yeni anlaşmanın yasanın gerektirdiği önlemleri içerdiğini savunuyor.[1]
Kongre'nin önünde iki yol bulunuyor: tanıma ile uranyum zenginleştirme sınırını açık hukuki koşullara dönüştürmek veya sessiz onay yolunu bu koşullar yazılmadan açık bırakmak. İlk yol teknoloji, diplomasi ve yayılmayı önlemeyi aynı pazarlığa bağlıyor; ikinci yol nükleer anlaşmanın yasal rotası ile diplomatik değiş tokuşu ayırıyor. Dengenin bugünkü ölçüsü, Kongre metninde bu iki koşulun açıkça yer alıp almaması.[1]