Sınırda durdurulan 56 sunucu

Keelung savcıları, üst düzey yapay zekâ sunucularının Çin'e ihracı nedeniyle 9 kişi hakkında iddianame düzenledi. Bunlardan 8'i, Nvidia'nın Tayvan birimindeki 1 çalışan ile Supermicro'nun Tayvan birimindeki 2 çalışan dahil, güveni kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor; 3 sanık için ayrıca zimmet isteniyor. Savcılar 7 sanık için 5 yıla kadar hapis, itiraf edip iş birliği yapan 2 sanık için daha hafif ceza talep ediyor. Nvidia iddiaların hızla çözülmesi için yetkililerle çalışacağını açıkladı; Supermicro tutuklamaların kendi iş birliğiyle gerçekleştiğini ve soruşturmanın hedefi olmadığını söyledi.[1]

Rota, davanın en çok şey anlatan yanı. Sunucuların 50'si Endonezya üzerinden aktarıldı, 8'i Japonya yoluyla gitti, kalanı doğrudan Çin'e gönderildi; 56 sunucu ise hiç çıkamadan Tayvan sınırında ele geçirildi. Suçlamalar da ödünç alınmış: Tayvan'da yasa dışı ihracat başlı başına suç sayılmadığı için savcılar güveni kötüye kullanma, sahtecilik ve zimmete başvurdu, ihracat hukukunun yerini şirketler hukuku tuttu.[1]

Kısıtın gerçekten tuttuğu yer

Kuralı Washington yazıyor, uygulama noktası ise bambaşka bir yerde duruyor. Bu hafta suçlananlar, savcıların çağırabildiği, hesaplarına ulaşabildiği ve haklarında iddianame düzenleyebildiği bir yargı alanının içindeki çalışanlar ve aracılar. Aynı ticaretin öbür ucunda Pekin duruyor ve oradaki erişim bir uyarıdan ibaret: Scott Bessent, Çin bankaları sorulduğunda yalnızca hiç kimsenin ABD yaptırımlarının erişimi dışında olmadığını söyledi. Kısıt, bir otoritenin karşısında malvarlığı ya da özgürlüğü tehlikede olan bir taraf bulduğu noktada tutuyor. Başka bir okuma da mümkün: Taipei kendi gerekçeleriyle, çip sanayisinin itibarını korumak için hareket etmiş, zamanlama da rastlantı olabilir.[1], [2]

21 Ağustos'ta bu köşe, Washington'ın İran dışında hangi bankayı, döviz bürosunu, denizcilik aracısını ya da sigorta bağlantısını adıyla hedef almaya gerçekten hazır olduğunu sormuştu. Dört gün sonra yanıt hâlâ bir addan çok bir sayı: 60'a yakın kurum, kişi ve gemi, adı konmuş hedef ülke yok, diğer liderleri de ABD Başkanı'nın kendisi arayacak. Bu arada Capital Economics'ten David Oxley, BBC'ye İran petrolünün yaklaşık yüzde 90'ının, daha önce de ABD yaptırımlarını tanımamış olan Çin'e gittiğini söyledi. Paket hâlâ ağın tarifinde kalıyor; bir ödemeyi takas etmeyi reddedecek bankayı henüz tarif etmiyor.[2], [3]

İzlenecek işaret

Sınama dar. Bir ABD yaptırım metni, tıpkı Keelung'un 9 kişiyi adlandırdığı gibi, İran dışında belirli bir bankayı, döviz bürosunu, denizcilik aracısını ya da sigortacıyı adıyla anarsa, tehdit tebligat yapılabilecek bir tarafı olan bir önleme dönüşür. Listeler üçüncü ülkede adı konmuş tek bir finans kuruluşu olmadan kurum ve gemi saymayı sürdürürse, baskı bulunduğu yerde kalır: navlun ile sigorta fiyatlamasında ve beklemeyi göze alamayan tarafın üzerinde.[2], [1]