Sarayda okunan bitiş
Suriye Demokratik Güçleri'nin başkomutanı Mazloum Abdi salı günü Şam'daki cumhurbaşkanlığı sarayında durdu ve kendi gücünün sonunu okudu: 'Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin görevinin sona erdiğini duyuruyor ve tam bir sorumlulukla bağımsız bir askerî güç olarak dağıldıklarını ilan ediyoruz.' Duyurunun, savaşçılarının Suriye ordusunun tugaylarına katılım sürecinin tamamlanmasının ardından geldiğini söyledi. Güç, Kürt savaşçıların Kobani'de IŞİD'i kırmasının ardından 2015'te Amerikan teşvikiyle kurulmuştu; en güçlü döneminde yaklaşık 100.000 Kürt ve Arap savaşçıyı, petrol zengini kuzey ile kuzeydoğunun geniş bölümlerini elinde tutuyordu.[1]
Pazarlık zayıflıktan doğdu. Kürt güçleri ocak ayında kuzeydoğunun geniş bölümlerini hükümet birliklerine kaptırdı; Ahmed al-Sharaa'nın ordusu Rakka ile Deyrizor'u aldıktan sonra SDF içindeki Arap birlikler kitlesel biçimde saf değiştirdi ve Suriye uzmanı Fabrice Balanche'a göre güç yarı yarıya eridi. Bu savaşçılara karşı 2016 ile 2019 arasında tekrarlanan harekâtlar düzenleyen ve onları PKK'nın bir kolu sayan Türkiye ise kendi maddesini aldı: ocak anlaşması, SDF'ye Suriyeli olmayan bütün PKK yöneticilerini ve üyelerini ülkeden çıkarma yükümlülüğü getiriyor.[1]
Neden şimdi?
Ocak ayında kaybedilen toprak, zamanlamayı ancak kısmen açıklıyor. Aynı çatışmaların ortasında Devlet Başkanı Ahmed al-Sharaa, Kürtlerin ulusal haklarını güvenceye alan ve Kürtçeyi ulusal dil olarak tanıyan bir kararname imzaladı; Suriye'nin 1946'daki bağımsızlığından bu yana benzeri görülmemiş bir adımdı. Bu takasın alışılmadık kalemi de burası. IŞİD'e karşı bir savaş için kurulan silahlı yapı tasfiye edildi ve tabanının yanına aldığı şey, Şam'daki hiçbir hükümetin daha önce vermediği hukuki bir statü.[1]
Bu köşe 20 Ağustos'ta, Şam'daki merkezî otorite zayıfladığında Suriye'nin kuzeyinin dış güçleri içine çektiğini ve sonucu belirsiz kılanın Şam'ın kendi iradesi olduğunu savunmuştu. Salı günü bu soru Şam'ın lehine kapandı; üstelik o yazının tartmadığı bir yoldan: merkez, dış iddiaları sahada yenmek yerine SDF'yi kendi tugaylarına aldı ve iddia sahiplerine üzerinde hak öne sürecek bir şey bırakmadı.[1], [2]
Kararname ile anayasa arasındaki mesafe
Düzenin tutup tutmayacağını, o kararnamenin başına gelecek belirleyecek. Kürt yönetiminin Suriye devletiyle bütünleşmesinin tamamlandığını geçen hafta duyuran Abdi şunu eklemişti: 'Halkımızın haklarını anayasada sağlamlaştırmak için mücadelemiz sürecek.' Bu söz, hakların şimdilik bir yürütme işlemine dayandığının kabulü. Kararname, kendisini çıkaran hükümetle birlikte yol alır; anayasal bir hüküm ise onu uygulayan kurumlarca savunulmak zorundadır. Tugayların birleştirilmesi, pazarlığa itiraz etme aracını ortadan kaldırıyor, pazarlığın ne verdiğini karara bağlamıyor.[1]
Burada tutmayan benzetme Türkiye'ninki. Ankara 2016 ile 2019 arasında Kürt bölgesini güç kullanarak sonlandırmayı denedi ve başaramadı; Şam ise bir ocak ayı çatışması ve bir imzayla bunu bitirdi, Ankara da hedefini, yani çıkarma maddesini, tarafı olmadığı bir belgeden aldı. Dışarıdan uygulanan güç bölgeyi sertleştirdi; merkezden uzatılan pazarlık ise onu çözdü. Sınav artık dar ve tarihli: dil kararnamesinin anayasa metnine taşınıp taşınmayacağı ve çıkarma maddesinin yıl bitmeden uygulanıp uygulanmayacağı.[1]