Yüzlerce gözaltı, dosyada vatana ihanet

Zambiya'da 13 Ağustos'ta yapılan tartışmalı seçim, ilan edilmiş bir kazanan ve sayımı kabul etmeyen bir aday çıkardı: Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema yeniden seçilmiş ilan edildi, muhalefet lideri Brian Mundubile ise sonucu reddetti. O günden bu yana olanları saymak, tartışmaktan daha kolay. Yüzlerce muhalefet destekçisi gözaltına alındı, çoğu resmî suçlama olmadan tutuluyor; önde gelen muhalefet isimleri ise Zambiya yasalarına göre ölüm cezası öngörülen vatana ihanet suçlamasıyla karşı karşıya. BM'nin barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü özel raportörü Gina Romero, makamların bütün siyasi tutukluları serbest bırakması ve temel özgürlüklere saygı göstermesi gerektiğini söyledi.[1]

Bu çekişmenin nerede yürütüldüğü değişti. Bu köşe 27 Ağustos'ta Zambiya'da mahkemenin itiraz süresinin son gününde neden kapandığını sormuştu; sorunun önemi, anayasanın cumhurbaşkanlığı sonucunu sınamak için tek bir zemin ve tek bir süre tanımasından geliyordu. O zemin kapalı kaldı. Tartışma da onunla birlikte bitmedi. Gözaltılar, resmî suçlama olmadan sürdürülen tutukluluklar ve sanıkların sayımın durduğu yerde durduğu kovuşturmalar biçiminde geri döndü. İtiraz dilekçesi veremeyen bir adayın destekçileri yerinde duruyor, dilekçeyle karşılaşmayan bir hükümet de o destekçilerle karşılaşıyor.[1], [2]

Hücreyi hangi makam açabilir?

Özel raportörün görev alanı bir tespit ve bir talep üretiyor; ikisi de iş görüyor: tespit örüntüyü adlandırıyor, talep de onu sona erdirmek için gereken adımı. Uygulama ise tespitin muhatabı olan makamların elinde. Romero, önde gelen isimlere yöneltilen suçlamaların uydurma olduğunu da söyledi; bu, kovuşturma niyetine ilişkin bir iddiadır ve bir mahkemenin giderebileceği usul eksikliğinden başka bir şeydir. Bir okumaya göre görev alanı elinden geleni yapıyor, kamuoyu önünde adlandırma her yeni gözaltının siyasi bedelini yükseltiyor. Başka bir okumaya göre eleştiriyi çoktan sindirmiş bir hükümet için gözaltılar ucuz kalıyor; o zaman asıl soru, makamların kolayca ödeyemeyeceği bir bedeli hangi muhatabın bağlayabileceği oluyor: yerel bir mahkeme, Afrika Birliği ve üye devletleri, kalkınma kredisi veren bir kurum ya da bir sonraki seçimin siyaseti. Romero'nun tespiti bunlardan hangisinin nerede durduğunu söylemiyor. Başkentler arasındaki sessiz diplomasi kamuya iz bırakmaz; duruşma listesi bırakır.[1]

Bedel çoktan adlara bağlandı. Eski bakan Mutotwe Kafwaya, darbe hazırlığı kuşkusuyla 11 kişinin gözaltına alındığı bir devlet baskınında ağır yaralanarak öldü; gözaltına alınanlar suçlamayı reddediyor. Romero, oy verme sırasındaki seçmen baskısını ve saldırıları, ayrıca mayıs 2026'da RightsCon insan hakları toplantısının fiilen iptal edilmesini de kapsayan, keyfî gözaltılardan ve barışçıl toplanmaya getirilen kısıtlamalardan oluşan daha uzun bir örüntüyü aktardı. Volker Türk makamlara keyfî gözaltıları durdurma çağrısını daha önce yapmıştı. Bu tespitlerde sayılanlar arasında liderlerin yanında destekçiler, örgütleyiciler ve çalışanlar da var.[1]

İzlenmeye değer bir sonraki adım

Yakında sınanabilecek bir ölçüt var. Önde gelen muhalefet isimlerine yöneltilen vatana ihanet suçlamaları 31 Aralık 2026'dan önce esasa ilişkin ilk duruşmaya gelirse, tartışma kamuya açık bir tutanak ve itiraz edilebilir kanıt üreten bir zemin kazanır. Bu dosyalar tutukluluk sürerken tekrar tekrar ertelenirse, suçlamanın yazıldığı işi tutukluluğun kendisi görüyor demektir; o zaman izlenecek ölçü, hiç suçlanmadan serbest bırakılanların sayısı olur. Her iki durumda da bu sayım mahkemelerin kendi duruşma listelerinden izlenebilir.[1]