Bir sonucun sahibi olmak
David Turturean’ın yayımladığı ispat metninin başında bir insanın adı var. Yanındaki duyuru, fikirlerin üretilmesinde kamuya açık olmayan yapay zekâ modellerinin kullanıldığını anlatıyor. Bu iki bilgi birlikte okunmalı. Ön baskı, Aaronson–Ambainis sanısına bir çözüm sunuyor; sonucu ortaya çıkaran düzenin işletilmesi ve metnin gözden geçirilmesi için de adını veren bir sorumlu bulunuyor. Bence burada insanın yeri, her satırı tek başına düşünmüş olmasında aranmamalı. Hangi sorunun sorulduğunu ve ortaya çıkan cevabın neyi söylediğini üstlenmesinde aranmalı.[1]
Matematiksel sonuç, düşük dereceli ve değerleri sınırlı bir polinomda yeterince etkili bir değişken bulunmasına ilişkin. Kuantum hesaplama açısından çıkarımı da belirli: kabul olasılığı, çoğu rastgele girdi için klasik sorgularla yaklaşık hesaplanabiliyor. Sorgu sayısı bütün hesaplamanın süresi değil. Bu sınırı korumak, sonucun büyüklüğünü küçültmek sayılmaz. Tam tersine, bir insanın ya da makinenin ortaya koyduğu düşünceyi ortak bilgiye çeviren şey, neyi kapsadığını başkalarının da görebilmesi.[1]
Duyuru, temel sonuçlar için Lean ile biçimsel doğrulama yapıldığını bildiriyor; ispat dosyaları açık depoda bulunuyor. Modelin içindeki arama sürecini görmeden de dışarıya bırakılan gerekçeyi incelemek mümkün. Ben bu ayrımı önemli buluyorum: önerinin kaynağı kapalı kalırken, kabul gerekçesinin başkalarının incelemesine açılması tercih edilmiş. Yine de bu bir ön baskı. Şirketin doğrulama beyanını, tamamlanmış hakem değerlendirmesi ya da bütün yorumların doğruluğu yerine koymak için bir neden yok.[1]
Ortak bilgiye açılan kapı
Depo, biçimsel ifadenin hedeflenen matematiği gerçekten anlattığından emin olma sorumluluğunu ayrıca açıklıyor. Bir denetleyici, kendisine verilen ifadenin adımlarını izliyor; o ifadenin insanın sormak istediği soruyla aynı olup olmadığını seçmiyor. Burada ortak bilgiye katılan iki ayrı emek görüyorum: gerekçenin titizlikle kurulması ve neye gerekçe olduğunun açıklanması. İkincisi, ilkini yavaşlatan gereksiz bir açıklama yükü değil. Başka insanların bu sonuca kendi sorularını bağlayabilmesinin koşulu.[1]
En dar okuma da yerinde duruyor: ortada belirli bir matematik sanısı ve ona sunulan ispat var. Bunun toplumda araştırma yeteneğini şimdiden eşitlediği gösterilmiş değil. Benim değer verdiğim, kapalı bir üretim aracının yanına açıkça incelenebilir bir gerekçe koyma tercihi. Ortak yarar hakkındaki yargım bu tercih üzerine kurulu; tek bir ispatın bütün bilimi dönüştürdüğü iddiası üzerine değil. Erişilebilirlik, sonucun kimlerle paylaşıldığına dair somut bir karar olarak önem taşıyor.[1]
Okur açısından bu, keşfin değerini yalnızca onu ilk söyleyenin kimliğine bağlamamayı gerektiriyor. Açık dosyalar, adı konmuş bir sorumluluk ve kapsamı açıklanan bir sonuç aynı masada durabiliyor. Bu birliktelikte bana anlamlı gelen, insanın bilgi üretiminden silinmesi değil; sorumluluğun yeni bir iş bölümünde açıkça adlandırılması. Matematiksel ufuk burada bir miktar genişliyor. O genişlemeye hangi anlamı verdiğimiz, hangi soruları önemli saydığımız ve gerekçeyi kimlerle paylaştığımız ise hâlâ insan seçiminin içinde.[1]