Artıların yanındaki eksi
ABD bankası Truist’in üçüncü çeyrek sonucunu okurken 0,56 dolarlık açıklanan hisse başına kâr ile 1,16 dolarlık düzeltilmiş tutar arasındaki yolu izliyorum. Satılmaya hazır menkul kıymetlerin satışından gelen yaklaşık 1,4 milyar dolarlık vergi öncesi zarar, hisse başına 0,90 dolar olarak geri ekleniyor. Regional Acceptance Corporation kredi satışına bağlı 106 milyon dolarlık olumsuz etki için de 0,06 dolar ekleniyor. Fakat aynı satışın 581 milyon dolarlık karşılık çözülmesinden gelen olumlu etkisi hesapta tutulmuyor: hisse başına 0,36 dolar çıkarılıyor. Yuvarlanmış tutarlarla köprü açık: 0,56 dolar artı 0,90 dolar eksi 0,36 dolar artı 0,06 dolar, yani 1,16 dolar.[1]
Bu simetri, benim için düzeltmenin en yararlı tarafı. Hissedarın eline daha yüksek görünen bir sayı vermek için yalnızca zararı dışarıda bırakmakla, hem zararı hem karşılık çözülmesinin katkısını çıkararak dönemleri karşılaştırmak farklı işlemler. Truist’in hesabı ikinci yolu izliyor. Yönetimin daha sade bir iş yapısı hedeflemesi makul bir gerekçe; kredi satışının ve menkul kıymet değişiminin gerçek ekonomik sonuçları ise açıklanan kârın içinde duruyor. Düzeltilmiş ölçüyü kalan faaliyetin karşılaştırması için kullanıyorum; satılan varlıklardaki zararın maliyetini bu karşılaştırmayla silmiyorum.[1]
Yıllık artışın altındaki çeyrek
Düzeltilmiş hisse başına kâr önceki yılın 1,04 dolarından 1,16 dolara çıktı; bankanın verdiği yıllık artış yüzde 12. Aynı ölçü ikinci çeyrekte 1,23 dolar olarak açıklanmıştı. Yıllık iyileşme ile çeyreklik gerileme aynı anda var. Faaliyet tabanına indiğimde vergi eşdeğeri net faiz geliri 3,667 milyar dolardan 3,707 milyar dolara, net faiz marjı yüzde 2,98’den yüzde 3’e çıkıyor. Buna karşılık düzeltilmiş vergi eşdeğeri toplam gelir yaklaşık 5,3 milyar dolarla çeyreklik olarak yatay kalıyor. Faiz kalemindeki iyileşmeyi tüm bankanın gelirinde aynı hızda genişleme olarak okumuyorum.[1]
Benim değerlendirmemde düzeltilmiş kârın işe yaradığı yer tam burada: iki dönemi büyük satış etkilerinden arındırarak yan yana koyabiliyor. Ama karşılaştırmanın sonucu da yıllık büyüme oranıyla sınırlı kalmıyor. Önceki çeyreğe göre daha düşük hisse başına kâr ve yatay gelir, sadeleşmenin faaliyet getirisinde ne kadar ilerleme sağladığı sorusunu açık tutuyor. Menkul kıymet satış zararını gelecekte otomatik olarak daha yüksek kazanca çevirmiyorum. Açıklanan sonuçlardan görülen şey, bilançonun değiştirildiği çeyrekte faiz marjının sınırlı artışı ve toplam düzeltilmiş gelirin yerinde kalması.[1]
Satıştan sonra kalan sermaye
Dönem sonu yatırım amaçlı kredi ve kiralamalar 323,9 milyar dolar; önceki çeyreğe göre 5,9 milyar dolar daha düşük. Bunun 5,5 milyar doları Regional Acceptance Corporation kredi satışına bağlı. Mevduat ise 413,2 milyar dolara yükseldi. Öncü çekirdek ana sermaye oranı yüzde 10,9’dan yüzde 10,7’ye indi. Daha küçük kredi portföyü, daha yüksek mevduat ve daha düşük sermaye oranı aynı bilançoda buluşuyor. Bu üç kalemi birlikte okuyunca sadeleşmenin hissedara getirisini yalnızca düzeltilmiş hisse başına kâr üzerinden değerlendirmek bana dar geliyor.[1]
Hissedar açısından işlem iki katmanlı: hangi varlıkların elde tutulduğu değişiyor, bu değişimin maliyeti de mevcut sonuçlara yansıyor. Düzeltilmiş hesap, kalan işin kârını karşılaştırmayı kolaylaştırıyor. Açıklanan kâr ve sermaye oranı ise kaynakları başka alanlara yönlendirmenin bedelini görünür tutuyor. Ben bu çeyreği, 1,16 doları tek başına bir başarı etiketi yapmadan okuyorum. Hesabın güçlü yanı olumlu karşılık etkisini de çıkarması; sermaye tahsisinin sınavı ise satışların ardından kalan işin, taşıdığı sermayeye karşı ürettiği getiri.[1]