Pusula kararından onay aşamasına

Alaska’daki Senato yarışı henüz oylanmadan, sonuçların onaylanması federal bir davanın konusu oldu. Adalet Bakanlığı, görevdeki Dan Sullivan ile Daniel J. Sullivan’ın aynı pusulada bulunmasının seçmenleri yanıltabileceğini ileri sürüyor. İstenen tedbirin işlemesi, görevdeki senatörün kaybetmesine ve diğer Sullivan’a giden oyların sonucu etkileyebilecek düzeyde olmasına bağlanıyor. Böylece 3 Kasım yarışında tartışılan işlem, seçimden sonra eyaletin kazananı resmen onaylaması aşamasına kadar uzanıyor.[1]

Pusulaya erişim konusunda eyaletin yargı süreci zaten işlemişti. Seçim makamlarının diğer Sullivan’ı çıkarma girişimi mahkemelerce geri çevrildi; Alaska Yüksek Mahkemesi adayın pusulada kalmasına izin verdi. Federal başvuru, bu geçmişin üzerine sonuç onayını durdurma talebi ekliyor. Kurumsal bakımdan dikkat çekici adım burada: yürütme, aday listesindeki ihtilafı seçimden sonraki bir idari işlemin koşullarına taşıyor. Bu talebin kabulüne karar verecek makam federal mahkeme.[1]

Bakanlığın istediği soruşturma, aynı adın kaç oy aldığıyla sınırlı kalmıyor. Diğer Sullivan’ı seçenlerin aslında görevdeki senatörü isteyip istemediğinin araştırılması talep ediliyor. Oy toplamından seçmen niyetine geçen bu adım, onay işleminin önüne ek bir inceleme koymayı amaçlıyor. İddianın siyasi etkisi de bu usul tercihinden doğuyor: yakın bir sonuçta seçim kurullarından yalnızca sayımı tamamlamaları değil, kullanılan oyun anlamı hakkındaki ihtilafı da beklemeleri isteniyor.[1]

Araştırmanın yükü ve karar yetkisi

Bakanlık, seçmen siciline ilişkin federal yasadaki seçim bütünlüğünü koruma yükümlülüğüne dayanıyor. Bu, davacı yürütmenin hukuki dayanağı; başvurunun kendisi, eyaletin onay yetkisini durduran bir hüküm oluşturmuyor. Somut güç ilişkisi, bakanlığın dava açma ve bir inceleme isteme imkânı ile mahkemenin tedbire karar verme yetkisi arasında kuruluyor. Eyaletin seçim makamları da bu talebin yöneltildiği uygulayıcılar. Sonucu doğrudan başkanın açıklamasına bağlamak, bu karar zincirini gözden kaçırır.[1]

İsim benzerliğinin seçmeni yanıltmasını önleme amacı ciddiye alınabilir. Bakanlık açısından başvuru, karışıklık riskine karşı seçim bütünlüğünü koruma girişimi olarak da okunabilir. Bununla birlikte diğer Sullivan, Peltola’ya yardım etmek amacıyla yarışa girdiği iddiasını reddediyor. Alaska’nın tercih sıralamalı sistemi seçmene iki Sullivan’ı da sıralama imkânı veriyor. Dolayısıyla diğer adaya verilmiş her oy için aynı niyeti varsaymak, soruşturmanın yanıtlaması istenen soruyu daha baştan çözülmüş sayar.[1]

Bu usulün ağırlığı seçmen, seçim yöneticisi ve federal yürütme arasında farklı dağılır. Seçmen açısından kendi tercihi hakkında bir araştırma söz konusu; eyalet için resmî onayın hangi şartla tamamlanacağı tartışılıyor. Federal yürütme ise bu şartın belirlenmesini dava yoluyla gündeme getiriyor. Benim bu başvurudaki esas okumam, seçim bütünlüğü kavramının sonuç onayını koşullandırmak için kullanılması. Bunun kapsamını belirleyen somut işlem, mahkemenin istenen inceleme ve tedbir hakkında vereceği karar olur; dilekçedeki siyasi iddia, tek başına uygulanmış bir yetki haline gelmez.[1]