Rekabetin zamanı değişiyor

NATO’nun karşı İHA kataloğunda asıl değişiklik, tedarikçiler arasındaki rekabetin ülkelerin tek tek siparişinden önce tamamlanması. Beş şirketin 16 çözümü arasından seçim yapmak için yeni ihale açmak gerekmiyor. Bu, karar ile sözleşme arasındaki idari beklemeyi azaltan somut bir düzenleme. Ancak kataloğa girmek, bir havaalanının veya konvoyun korunmaya başlamasıyla aynı aşama değil. Askerî değeri ölçmek için sözleşmeye ulaşma süresi ile sistemin göreve hazır hâle gelme süresini ayrı izlemek gerekiyor.[1]

NATO İletişim ve Bilgi Ajansından Cristian Coman, olağan tedarikte yalnızca sözleşme imzasına ulaşmanın dokuz ila on iki ay alabildiğini söylüyor. Yeni mekanizmada sözleşme sonrası teslimat, sisteme göre doksan ile yüz seksen gün arasında öngörülüyor. Bu iki süre aynı başlangıç noktasını ölçmüyor; birbirinden çıkarılarak kesin zaman kazancı hesaplanamaz. Buna rağmen ayrım önemli: İhale yükünü azaltmak, teslimat için gereken süreyi kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Savunma planlamasında katalog erişimini mevcut koruma kapasitesi saymak bu yüzden yanıltıcı.[1]

Kataloğun görev yelpazesi de tek bir başarı ölçüsünü zorlaştırıyor. Sabit üsler ve havaalanlarıyla hareket hâlindeki konvoylar aynı listede. Radar, kamera, elektromanyetik sensör, elektronik karıştırma ve önleyici sistem seçenekleri bulunuyor. Buradan bütün alıcılar için eşit koruma sonucu çıkarmak mümkün değil. Ulusal alıcının hangi alanı, hangi hareket koşulunda ve hangi sistem bileşimiyle korumak istediğini belirtmesi gerekiyor. Benim ölçüm, katalogdaki seçenek sayısından önce seçilen çözümün tarif edilen görevle uyuşması.[1]

Denemeden kabule uzanan yol

NATO’nun satın alma öncesi denemeler için ayırdığı 3,1 milyon avro bu uyumu değerlendirme imkânı sağlıyor. Kiralama seçeneği de katalogda yer alıyor. Bunlar farklı alıcıların karar vermesini kolaylaştıran araçlar; belirli bir ülkenin denemeyi tamamladığını veya sistemi kabul ettiğini göstermiyor. Denemede yanıt aranması gereken soru, ürünün genel olarak ilgi çekici olup olmadığı değil, alıcının tanımladığı koruma görevini yerine getirip getirmediği. Deneme sonucuyla kabul kararı arasındaki bağ, hızlı sipariş kadar değer taşıyor.[1]

Hızlandırmanın lehine güçlü bir nokta var: NATO yetkilileri, seçilen sistemlerin Ukrayna’da veya müttefik ülkelerde operasyonlarda ve tatbikatlarda kullanıldığını belirtiyor. Her alım için tedarikçi aramasına baştan dönmemek, mevcut deneyimden yararlanma yolu. Bu nedenle katalogdaki her ürünü henüz olgunlaşmamış bir proje gibi değerlendirmek de yanlış olur. Yine de başka bir görevde kullanım, belirli bir ulusal göreve uygunluğu tek başına kanıtlamaz. Ortak seçim sürecinin sağladığı avantajla yerel kabul kararının sorumluluğu birlikte değerlendirilmeli.[1]

Açılış sırasında hiçbir müttefik henüz bu mekanizma üzerinden alım tamamlamamıştı. Bu yüzden ilk değerlendirme, bir tedarik kanalının açıldığıyla sınırlı kalmalı. Sonraki somut işaretler, imzalanan siparişler, belirtilen sürelerde teslimatlar ve alıcının kendi görevi için verdiği kabul kararlarıdır. Katalog bu zincirin başlangıcını sadeleştiriyor. Atlas’ın buradaki önceliği, listeye eklenen ürün sayısını bir zafer tablosuna çevirmek yerine zincirin hangi halkasının gerçekten tamamlandığını izlemek. Böyle bir izleme, idari hızın sahadaki korumaya ne ölçüde dönüştüğünü değerlendirmeye yarar.[1]