Eksik parçanın ağırlığı
Vympel’in Mayıs 2024 tarihli uyarısı, Rusya ile İran arasındaki silah ilişkisinin en sert sınırını gösteriyor: Temel bileşenler gecikiyor, fırlatıcı montajı ve Rus devletinin kendi savunma sözleşmeleri aksama riski taşıyor. Bu uyarıyı yapan şirket, İran için 90 fırlatıcı planlayan üretim çizelgesinin de sahibi. Bu ortaklıkta belirleyici ölçüt, Moskova’nın ihracat yükünü kendi savaş talebinin yanında taşıma kapasitesi. Bir tedarikçi, siyasi yakınlığı fabrikadaki eksik parçanın yerine koyamaz. İran’a verilen taahhüdün ağırlığı bu sanayi baskısının içinden ölçülmeli.[1]
Guardian’ın incelediği çizelge, K-10 ihracat sözleşmesi için teslimatları 2024 sonundan Aralık 2025’e kadar uzanan döneme yerleştiriyor. Ayrı şirket belgeleri K-10’un İran olduğunu belirtiyor. Konu, saldırı helikopterlerinden atılan LMUR güdümlü füzelerinin fırlatıcıları. Böylece genel bir silah işbirliği açıklamasından daha somut bir tedarik ilişkisi ortaya çıkıyor: ürün, müşteri, adet ve planlanan dönem belli. Yine de üretim planındaki 90 sayısı üzerinden İran’ın kullanıma hazır gücünü hesaplamak mümkün değil. Sevkiyatın tamamlandığı belgelerde gösterilmiyor. Aynı sayı, sipariş yükünü tarif ederken güçlü; mevcut askerî envanteri tarif ederken yetersiz.[1]
Siparişin gerçekleşebilirliğini bütünüyle reddetmek de kolaycılık olur. Ayrı bir çizelgede İran’a 2023’te gönderilmesi planlanan 6 Yak-130 eğitim uçağı bulunuyor ve bu bölüm kamuoyuna yansıyan teslimatlarla örtüşüyor. Bu karşılaştırma, Rusya ile İran arasındaki tedarik ilişkisinin somut ürünler verebildiğini gösteriyor. Füze fırlatıcılarının aynı yolu tamamladığını ise söylemiyor. Uçak örneğinin değeri burada: İhracat kanalını hayalî sayma gerekçesini zayıflatıyor, bütün siparişleri tamamlanmış kabul etme gerekçesini güçlendirmiyor. Sanayi darboğazı değerlendirmesi de bu iki uç arasında kalmalı; sıkışıklık otomatik bir üretim duruşu anlamına gelmez.[1]
Ortaklığın taşıma sınırı
Güvenlik taahhüdünün siyasi sınırı da açık. İki ülkenin 2025 stratejik ortaklık anlaşması ortak tehditlerle mücadele hükümleri taşıyor. Rusya’nın Kuzey Kore’yle paktındaki karşılıklı savunma taahhüdü burada bulunmuyor. Dolayısıyla İran’ın Rus silahlarına erişimiyle Rusya’nın İran adına savaşa girme yükümlülüğü farklı güvenlik beklentileri. Anlaşmanın kapsamını büyüterek okumak, İran ve Moskova’nın tepkisini hesaplayan diğer aktörler için yanlış bir güven yaratır. Yakın ortaklığın askerî değerini teslimat ve sanayi kapasitesi üzerinden tartışabiliriz; sözleşmede bulunmayan bir savunma garantisini bu hesabın içine ekleyemeyiz.[1]
Bu ilişkide İran yalnızca alıcı konumunda da bulunmadı. Rusya’nın 2022’deki geniş çaplı Ukrayna işgalinden sonra Tahran önemli bir Şahid saldırı dronu tedarikçisi oldu; Rusya daha sonra yerli üretime geçti. İki yönlü askerî alışveriş, işbirliğinin gerçek maddi temelini oluşturuyor. Buna rağmen Rusya’nın Ukrayna savaşı kendi üretim kaynaklarını zorluyor. Bu yüzden İran’ın Rusya’ya daha önce sağladığı katkıyı, bugün aynı ölçüde karşılanması zorunlu bir askerî kredi gibi okumuyorum. Ortaklık içindeki karşılıklı yarar, her ihtiyaç anında eşit miktarda kullanılabilir teçhizat sağlandığını göstermiyor. Tedarikçinin kendi cephe talebi bu ilişkinin içinde kalıyor.[1]
Moskova, İran’a mevcut çatışmada kullanılmak üzere askerî teçhizat sağladığı haberlerini reddediyor. Ekimdeki 3 üst düzey görüşme yakın temasın sürdüğünü gösteriyor; bu temaslar eksik bileşen sorununu çözmüş sayılmaz. Vardığım sonuç dar ve somut: Kendi devlet siparişlerinde bile parça gecikmesi yaşayan bir üreticiye dayanarak sınırsız dış destek varsayılamaz. Fırlatıcı siparişi ilişkinin derinliğini görünür kılıyor. Aynı şirketin uyarısı, bu derinliğin endüstriyel bir tabanı ve taşıma sınırı bulunduğunu hatırlatıyor. Güvenlik hesabında ikisini birlikte taşımak gerekiyor.[1]