Aynı uyarana üç ayrı ölçü

Human Connectome Project'in 7 tesla veri kümesindeki 178 kişi, iki oturumda kısa film parçalarını üzerlerine görev verilmeden izledi; örneklemin içinde 51 tek yumurta ve 34 çift yumurta ikizi çifti var. Kan oksijen düzeyine bağlı ham beyin sinyalinin (BOLD) kalıtsallığı ilk günde 0,064, ikinci günde 0,068 çıktı. Aynı taramalardan hesaplanan işlevsel bağlantı deseninin kalıtsallığı ise ilk günde 0,36, ikinci günde 0,37. Uyaran aynı, tarama aynı, kişiler aynı; değişen tek şey neyin ölçüldüğü.[1]

Üçüncü ölçü, bir bölgenin uyarana ne kadar uzun bir zaman penceresiyle yanıt verdiğini anlatan sinirsel zaman ölçeği. Bütünsel kalıtsallığı ilk günde 0,38 (p = 0,003), ikinci günde 0,75. Bu sıçrama başlı başına bir uyarı: iki oturum arasında neredeyse iki katına çıkan bir tahmin, henüz oturmuş bir ölçü sayılmaz. Aynı yazarlar bölge düzeyinde daha durağan bir değer bildiriyor; bütünsel sayıdaki oynaklık, örneklem küçüklüğüyle ve tek bir oturumun gürültüsüyle uyumlu.[1]

Hizalama neyi götürüyor?

Çalışmanın en öğretici bölümü, bireysel işlevsel haritaları üst üste bindiren hizalama yöntemlerini uyguladıktan sonra kalıtsallığı yeniden hesaplaması. Ham BOLD kalıtsallığı ilk günde yüzde 33 (yüzde 95 güven aralığı 25–40), bağlantı deseni kalıtsallığı yüzde 39 (32–46) düşüyor. Görünen kalıtsallığın önemli bir bölümü, beyin dokusunun uyarana verdiği yanıttan çok, o yanıtın kişinin korteksinde nereye düştüğünden geliyor.[1]

Bunun karşısına konulacak bulgu da var: film izlerken ölçülen bağlantı deseni, duyusal ağlarda dinlenme durumuna göre ilk günde yüzde 20, ikinci günde yüzde 30 daha kalıtsal. Yani uyaranın kendisi kalıtsal yapıyı görünür kılıyor gibi duruyor. Aynı sonucu üretebilecek daha sade bir açıklama var: film, dinlenmeye göre daha güçlü ve daha düzenli bir işaret üretir; gürültüsü azalan bir ölçünün kalıtsallık tahmini de yükselir.[1]

Bir ölçü belirteç olmaya ne zaman aday olur?

Bir görüntüleme ölçüsünün ailede taşınan bir özellik olarak kullanılabilmesi iki koşula bağlıdır: kalıtsal olması ve aynı kişide tekrar ölçüldüğünde aynı değeri vermesi. Bağlantı deseni birinci koşulu ham sinyalden çok daha iyi karşılıyor ve iki gün arasında 0,36 ile 0,37'de durarak ikinci koşula da yaklaşıyor. Sinirsel zaman ölçeği ise birinci koşulu güçlü biçimde karşılarken ikincisinde 0,38'den 0,75'e savruluyor. Bugün klinikte kullanılabilecek bir ölçü yok; ama hangi ölçünün üzerinde çalışmaya değeceği belirginleşiyor.[1]

Kimin ölçüldüğü de sonucun bir parçası. Katılımcıların hepsi 22 ile 36 yaş arasında ve yaklaşık yüzde 90'ı beyaz olarak tanımlanıyor. Kalıtsallık, ölçüldüğü topluluğun genetik ve çevresel çeşitliliğine bağlı bir orandır; bu yüzden buradaki sayılar dar bir gruba ait. Çocukluk ya da yaşlılık dönemindeki bir örneklemde aynı ölçülerin aynı sırayı vereceği, bu çalışmadan çıkarılamaz.[1]