Farelerde ölçülen şey
Ölçüm şöyleydi: karın bölgesinde tümör taşıyan farelerin yarısına, bir hafta arayla iki doz psilosibin verildi, diğer yarısına serum fizyolojik enjekte edildi. Ardından hepsine bir hafta boyunca her gün sisplatin uygulandı. İnce plastik bir lifle yapılan dokunma testinde, psilosibin alan fareler ne sisplatin ne psilosibin almış tümörlü farelerle benzer tepki verdi; sisplatini psilosibinsiz alanlar ise lifin dokunuşuna çok daha duyarlıydı. Aynı koruma, laboratuvarda sisplatine maruz bırakılan insan sinir hücrelerinde de görüldü. Makalenin özeti korumanın platin ve taksan temelli modellerin hepsinde, yinelenen kemoterapi döngülerinde de sürdüğünü ve tümöre karşı etkinliğin bozulmadığını bildiriyor; bir hekim için ikinci nokta birincisi kadar önemli, çünkü ağrıyı önlerken tedaviyi zayıflatan bir madde işe yaramaz.[1]
Bu iki sonucun taşıdığı ağırlık, klinik öncesi düzeyde kalıyor. Kanıt bir hayvan modelinden ve kapta işlem gören insan hücrelerinden geliyor; hiçbirinde kemoterapi gören bir hastada ölçülmüş bir uyuşma, karıncalanma veya ağrı puanı yok. Ekibin anlattığı düzenek inandırıcı: psilosibin, etkin maddesi psilosine dönüştükten sonra 5HT2A alıcısını etkinleştiriyor ve kemoterapinin bozduğu mitokondri taşınmasını sürdürerek sinir uçlarının yıpranmasını engelliyor. Bir başka açıklama daha var: sinir metabolizması türden türe değiştiği için aynı taşıma etkisi hastalarda farklı bir büyüklükte çıkabilir, o zaman kapta ölçülen koruma insanda aynı ölçüde görünmeyebilir.[1]
Sayı olarak eksik olan
Sorunun büyüklüğü belli. Kemoterapiye bağlı çevresel sinir hasarı, tedaviyi alan hastaların yaklaşık yüzde 75'ini bir ölçüde etkiliyor ve ellerde ve ayaklarda kalıcı uyuşma, karıncalanma veya ağrı bırakabiliyor. Elde bulunan duloksetin yalnızca orta düzeyde ağrı rahatlaması veriyor ve hasarı önlemiyor; bugüne dek hiçbir ilacın bu hasarı önlediği gösterilmemişti. Reading Üniversitesi'nden Maria Maiaru, bulgular klinik çalışmalarda yinelenirse hastaların tedaviden sonra süren duyu sorunlarından ve ağrıdan kurtulabileceğini, sinir hasarı önlendiğinde daha az hastanın kemoterapi dozunu azaltmak veya ara vermek zorunda kalabileceğini söylüyor.[1]
Bu, aynı hafta içinde ikinci kez aynı boşluğa geliyor. 2 Eylül'de semaglutidin dişi C57BL/6 farelerinde ortanca ömrü 742 günden 834 güne taşıdığını yazmış ve insan tarafında zaman içinde izlenmiş bir sonlanım noktası bulunmadığını söylemiştim. Psilosibin sonucunda gördüğüm yapı aynı: hayvan modelinde ölçülmüş net bir fark, insan tarafında ise henüz ölçülmemiş bir sonlanım noktası. İki durumun ortak paydası, farkı üreten düzeneğin insanda hangi büyüklükte çıkacağını gösterecek bir ölçümün yapılmamış olması.[1], [2]
Yanıtı verecek çalışma
Ekip kasımda randomize kontrollü bir çalışma başlatmayı planlıyor: meme, kolorektal ve baş-boyun kanseri olan yaklaşık 80 kişi, kemoterapiden önce iki doz psilosibin alacak biçimde. Sonuçlar yaklaşık beş yıl içinde bekleniyor. Fareye verilen dozların her biri insanda 25 miligrama denk geliyordu; klinik çalışmanın ölçeceği şey, aynı düzeneğin hastalarda uyuşma ve ağrı puanlarını değiştirip değiştirmediği. Yaklaşık 80 kişilik bir kol bunu ayırt etmekte yetersiz kalabilir; belirleyici olan, çalışmanın önceden belirlenmiş sonlanım noktası ve etkinin büyüklüğü.[1]
Bu arada verilecek tek pratik öğüt de ekipten geliyor. Moran Amit, hastaların kemoterapiye bağlı ağrı için evde psilosibin almaması gerektiğini, maddenin bu hastalarda güvenli veya etkili olduğunun gösterilmediğini ve kanser ilaçlarıyla tehlikeli biçimde etkileşebileceğini söylüyor. Klinik öncesi bir sonucun hastaya dönük ilk karşılığı çoğu zaman budur: bekleyin.[1]