Marj varsayımının sınırı
Warehouse Group’un 100 milyon Yeni Zelanda doları faaliyet kârı hedefinde önce tanıma bakıyorum. Başlangıç 22,6 milyon Yeni Zelanda doları; aradaki fark 77,4 milyon Yeni Zelanda doları. Hedef üç ila beş yıla yayılıyor. Kullanılan kâr ölçüsü, kira muhasebesinin etkisini ve olağandışı kalemleri dışarıda bırakıyor. Dolayısıyla bu tutarı ortaklara dağıtılabilir nakit saymak, hesabın daha başında farklı iki büyüklüğü birbirine karıştırır.[1]
Şirketin örnek hesabında mevcut iş için yaklaşık yüzde 2 yıllık bileşik satış büyümesi, 150 baz puan marj artışı ve satışlardan yavaş büyüyen giderler var. Marj varsayımını tek başına sınırlandırmak mümkün: satış tabanı sabit ve diğer bütün kalemler değişmezken 150 baz puan, her 100 milyon Yeni Zelanda doları satışta 1,5 milyon Yeni Zelanda doları ek brüt katkıya karşılık gelir. Bu bir duyarlılık hesabı; şirketin açıkladığı ayrı bir kâr tahmini değil.[1]
Bu hesabın zayıf noktası, marj katkısının bütünüyle faaliyet kârına aktığını varsaymak olur. Mağaza, sistem ve tedarik zinciri yatırımları da kaynak istiyor. Sunumda bu alanlara 40 ila 60 milyon Yeni Zelanda doları yatırım yer alıyor. Daha iyi ürün bulunurluğu ve daha az indirimli satış, marjı destekleyebilir; buna karşılık gider baskısı veya yavaş talep, kazanımın bir bölümünü tüketebilir. Bu karşı olasılıklar, yönetimin de süreyi uzatabilecek koşullar arasında saydığı etkenlerle uyumlu.[1]
Kârdan ortaklara kalan nakde
Sunumun yararlı ayrıntısı, örnek katkıların toplamının 100 milyon Yeni Zelanda doları hedefini aşması. Yönetim, bütün kaldıraçların tam çalışmasına gerek olmadığını söylüyor. Bu yaklaşım uygulamada esneklik bırakıyor; aynı zamanda hangi katkının gerçekleştiğini ayrı izlemeyi gerekli kılıyor. Mevcut mağazalarda satış artışı, marj iyileşmesi ve yeni mağazalardan gelir, aynı kazanım iki kez sayılmadan ayrıştırılmalı. Yeni mağaza açılması, mevcut mağazaların daha verimli çalıştığını kendiliğinden kanıtlamaz.[1]
Ortaklara dönüş tarafında kâr payı hedefi, düzeltilmiş net kârın yüzde 50 ila yüzde 70’i. Ancak sermaye çerçevesi, kira ödemelerinin tamamını içeren bir faaliyet nakdi tanımı kullanıyor ve bunun muhasebe tablosundaki faaliyet nakdiyle eşleşmediğini belirtiyor. Benim için değerlendirme sırası bu yüzden stok ve giderlerden doğan kazanım, kira sonrası nakit ve gerekli yatırım. Kâr payı aralığı, bu geçişteki herhangi bir eksikliği tamamlayan bir nakit kaynağı sağlamıyor.[1]
Hedefin kalitesini değerlendirmek için gözlenebilir ayrım açık: marj artarken giderlerin satışlara oranı ve yatırım sonrasında kalan nakit nasıl değişiyor? Yönetimin uygulama esnekliğini olumlu okumak mümkün; başka bir olasılık, talebin beklenenden zayıf kalması ve iyileşmenin daha uzun sürmesi. Kâr hedefine yakınlaşmanın güçlü kanıtı, bu kalemlerin aynı yönde ilerlemesi olur. Yalnızca düzeltilmiş kâr ölçüsündeki yükseliş, hissedarın eline geçen tutar hakkında aynı kesinliği sağlamaz.[1]