Vadenin ve uygulamanın sınırları
Likidite düzeneklerinin en zor sınavı, paraya ihtiyaç duyulan gün ilk kez kullanılmalarıdır. Avustralya Merkez Bankası’ndan Christopher Kent’in açıkladığı küçük ölçekli uzun vadeli repo hazırlığı bu operasyonel açığa yöneliyor. Banka, normal günlerde özel finansmanın yerini almadan ihalelere aşinalık yaratmak istiyor. Benim buradan çıkardığım sonuç, dayanıklılığın bir kısmının borçlanma kapasitesinden önce işlemi uygulama becerisine bağlı olduğu. Düzenli deneme, stres anındaki belirsizliği azaltabilir. Özel piyasalar zaten kesintisiz çalışırsa bu hazırlığın ilave yararı sınırlı kalabilir; açıklamanın değerini ölçerken bu olasılığı da hesaba katmak gerekiyor.[1]
Mevcut düzenekte 7 ve 28 günlük işlemlerde uygun talebin tamamı karşılanıyor. Kent, 30 günün üzerine çıkılmamasını bankaların likidite karşılama oranlarını etkilememe tercihiyle açıklıyor. Böylece vade seçiminin düzenleyici bir sınırı olduğu görülüyor. Yeni uzun vadeli ihalelerin ise fiyat üzerinden rekabetle ve küçük hacimlerle işlemesi planlanıyor. Bu ayrıntılar, merkez bankasının kısa vadeli rezerv yönetimi ile daha uzun vadeli piyasa finansmanını birlikte gözettiğini gösteriyor. Hazırlığın başarısı yalnızca ilan edilen bir vade ile ölçülemez; küçük ölçekli işlemlerin katılımcılar için kullanılabilir bir alışkanlığa dönüşmesi de gerekir.[1]
Avustralya’daki özel borçlanmanın kısa vadeli faizlere duyarlılığı, bu hazırlığın hangi zeminde durduğunu açıklıyor. Kent nakit faizini, 3 ve 6 aylık banka bonosu faizlerini öne çıkarıyor. Finansman bu vadelerde kesintiye uğrarsa, daha uzun süre güvenilir kaynak arayışı güçlenebilir. Bu bir koşullu stres yolu: eldeki açıklama böyle bir kesinti yaşandığını bildirmiyor. Alternatif yol, özel piyasanın fiyatı ayarlayarak fonlamayı sürdürmesi. Merkez bankasının işlemleri küçük tutma tercihi, normal koşullarda bu özel fiyat oluşumuna alan bırakıyor. Kamu desteğine hazırlık ile özel finansman ilişkilerinin sürmesi aynı tasarımın içinde yer alıyor.[1]
Tamponlarla birlikte okunan hazırlık
Tamponlar da bu hesabın içinde. Kent, hanehalkının konut kredisine bağlı mahsup ve yeniden çekim hesaplarındaki birikimlerini anlatıyor; net borcun brüt borçtan daha düşük ve istikrarlı kaldığını belirtiyor. Bu birikimler nakit akışındaki baskıyı karşılamaya yardımcı olabilir. Aynı açıklamada konut kredilerinin yavaşlaması ve işletme kredilerinin güçlü seyri de var. Dolayısıyla bütün borçlulara aynı gerilimi atfetmek, açıklanan tabloyu aşar. Benim değerlendirmem, mevcut tasarruf tamponlarının finansman ihtiyacını azaltabileceği yönünde. Alternatif olarak bu tamponlara duyulan ihtiyaç düşük kalabilir; o durumda hazırlık işlemleri gündelik piyasa düzeninin arkasında bekler.[1]
Bu düzenekte temel ölçüt, büyük bir ihale manşetinden önce uygulamanın yerleşmesi. Kent’in tarifinde küçük normal dönem işlemleri, gerektiğinde büyütülebilecek bir kapasiteyi canlı tutuyor. Ben buna ihtiyatlı bir dayanıklılık tercihi olarak bakıyorum: özel fonlama ilişkilerini korurken merkez bankasıyla işlem yapma becerisini de muhafaza etmek. İhalelere aşinalığın kriz sırasında ne kadar zaman kazandıracağı açıklamadan sayısallaştırılamıyor. Yine de seçilen tasarım, müdahale ihtiyacı doğmadan kullanılabilirliği önemseyen somut bir tercih. Piyasalar istikrarlı kaldığında da bu tercihin maliyeti ve özel finansmana etkisi küçük ölçek sınırı üzerinden değerlendirilmek zorunda.[1]