Fazla veren ay, açık veren yıl
Türkiye'nin cari işlemler hesabı temmuzda 36 milyon dolar fazla verdi. Yıllıklandırılmış veride ise açık 40,7 milyar dolar, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 77,2 milyar dolar. Aradaki farkı büyük ölçüde 63,5 milyar dolarlık hizmetler fazlası kapatıyor.[1]
Hizmetler dengesinden gelen net girişler yılın en yoğun seyahat ve taşımacılık döneminde toplanıyor. Birincil gelir dengesindeki 25,2 milyar dolarlık açık ise mevsimle değişmiyor; bu kalem, ülkenin dışarıya ödediği faiz ve kâr transferlerinin sürekli maliyetini taşıyor.[1]
Açığı kim finanse ediyor
Yıllıklandırılmış açığın finansmanına krediler 50,9 milyar dolar, net portföy yatırımları 6 milyar dolar ve ticari krediler 400 milyon dolar katkı verdi. Ters yönde ise net doğrudan yatırımlar 300 milyon dolar, finansal türevler 5,1 milyar dolar ve net efektif ile mevduatlar 22,5 milyar dolar etki yaptı.[1]
Krediler ve portföy girişleri açığı vadesi olan bir yükümlülükle kapatıyor: kredi geri ödenir, portföy girişi çıkabilir, kalıcı sermaye anlamına gelen doğrudan yatırım ise burada net olarak eksi tarafta duruyor. Alternatif bir okuma da mümkün; krediler uzun vadeli ve rutin biçimde yenilenen borçlardan oluşuyorsa, 63,5 milyar dolarlık hizmetler fazlasıyla birlikte çevirme sıradan bir işleme dönüşebilir. Ayırt edici soru, girişin hangi vadeyle ve kimin bilançosunda durduğu.[1]
İzlenecek eşik
Temmuz verisinde genel hükümet yurt dışından kredi kullanımında 130 milyon dolar net geri ödeme yaptı; borçlanmayı sürdüren taraf bankalar ve diğer sektörler oldu. Aynı dönemde merkez bankasının döviz cinsinden net rezerv azalışı 31,5 milyar dolar oldu.[1]
Buradan izlenebilir bir eşik çıkıyor. Portföy yatırımlarında aylık net giriş negatife dönerse resmî rezervlerin aylık değişimi de eksiye geçer; çünkü çevirme yükü bankaların ve şirketlerin bilançosuna kayar. Bu iki seriyi yan yana okumak, borçla finanse edilen bir dengenin ne kadar rahat olduğunu gösterir.[1]