Borçlanma büyürken kimin alacağı artıyor?
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın 28 Eylül’de verdiği ölçü dikkat çekici: Yapay zekâ bağlantılı borçlanma, şirket kredilerindeki büyümenin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Şirketlerin bu yılki toplam yatırımlarının yaklaşık yüzde 10’unun da bu alana gitmesi bekleniyor. Bunlar toplam borcun ne kadarının riskli olduğunu söylemiyor; yeni kredi akışının belirli bir yatırım dalgasına ne kadar bağlandığını gösteriyor.[1]
Lagarde, küresel hisse değerinin az sayıdaki yapay zekâ şirketinde toplandığını ve bu şirketlerin borçlanmayı hızla artırdığını söylüyor. İlk baskı noktası bu yoğunlaşma: Gelir beklentisi aşağı çekilirse pay fiyatı gerileyebilir ve yeni borcun bedeli artabilir. Daha ucuz finansman ya da güçlü nakit akışı, bu geçişi durdurabilir; konuşma şirket bazında vade ve teminat dökümü vermiyor.[1]
Bulaşma yolu ve onu kesen tampon
Lagarde’ın uyarısı, şirketlerin gelir ve borç ödeme gücü yeniden değerlendirildiğinde piyasa düzeltmesinin euro bölgesi yatırımcılarına ve ekonomiye taşınabileceği yönünde. Bunun olması için yatırımcının aynı varlıklarda anlamlı pay tutması ve kaybın harcamaya ya da finansmana yansıması gerekir. Konuşma bu maruziyeti tutar olarak açıklamıyor. Şimdilik belgelenen yoğunlaşma ile olası bulaşma birbirinden ayrı duruyor.[1]
Merkez bankası, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin büyümeyi yavaşlatmasını bekliyor; eylülde temel faizleri 25 baz puan artırdı. Daha yüksek piyasa faizi, yeni borcun fiyatını etkileyen ayrı bir baskı. Sağlam gelirler ve uzun vadeye yayılmış borçlar bunu karşılayabilir. Bu nedenle izlenecek somut ayrım, yeni yapay zekâ kredilerinin payıyla birlikte şirketlerin borçlanma giderinin ve yatırımcı kayıplarının gerçekten artıp artmadığı.[1]