Önce fiyatın söylediği
Brent petrolü 108 doların üstüne çıkıp gün içinde yaklaşık yüzde 4 yükselirken Nasdaq 100 vadeli işlemleri yüzde 0,8, S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 0,5 geriledi. ABD’nin iki yıllık tahvil faizi 6 baz puan artarak yüzde 4,92’ye ulaştı. Yatırımcıların İran ile ABD arasında kısa sürede uzlaşma beklentisi zayıfladı. Enerji ve borçlanma fiyatları aynı anda değiştiği için hisselerdeki hareketi yalnızca diplomasiye bağlamak aceleci olur.[1]
Petrolün pahalanması şirketlerin taşıma ve üretim giderlerini artırabilir. Aynı hareket enflasyon beklentisini yükseltirse tahvil faizindeki artış, gelecekteki kârların bugünkü değerini de aşağı çekebilir. Bu iki kanalın ağırlığı şirketten şirkete değişir; enerji üreticisiyle yakıt kullanan şirketin nakit akışı aynı biçimde etkilenmez. İspanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,13’e çıkarken Avrupa hisselerindeki hareketin ABD vadeli işlemlerinden farklı olması da tek ve evrensel bir açıklamayı zayıflatıyor.[1]
Faiz işaretini sınamak
Altının onsu yüzde 3 düşerek 4.188 dolara indi; gümüş yaklaşık yüzde 5 kayıpla 61,7 dolar çevresinde işlem gördü. Faiz getirmeyen varlıklardaki bu kayıp, yükselen tahvil faiziyle uyumlu. Yine de metallerdeki satışın tamamını faize yazamayız: Haberde SaxoBank stratejistleri teknik düzeyleri ve işlem saatlerindeki olası kâr alımlarını da anıyor. Aynı anda görülen fiyat hareketleri bir mekanizma için ipucudur, işlem yapan herkesin nedenini göstermez.[1]
Sıradaki ayrım, enerjideki artışın kalıcı bir maliyet ve faiz baskısına dönüşüp dönüşmeyeceği. Cuma günü açıklanacak ABD istihdam verisi için haberde 85.000 yeni iş ve yüzde 4,1 işsizlik beklentisi aktarılıyor. Gerçekleşme ile bu beklenti arasındaki fark, tahvil faizinin enerji haberinden bağımsız bir büyüme veya ücret sinyali de taşıyıp taşımadığını okumaya yardım edecek. Hisse fiyatı bugünkü kaygıyı kaydeder; şirket kârı üzerindeki etki ise sonraki verilerle anlaşılır.[1]