Sınırın kenarındaki bankalar
Dijital euro tasarımının en hassas noktası, ECB’nin aşırı stres hesabında likidite karşılama oranı yüzde 100’ün altına inme riski taşıyan 9 banka. Bu kuruluşlar toplam banka varlıklarının yüzde 0,1’ini temsil ediyor. Aynı varsayımda 13 banka daha yüzde 100 sınırına ulaşıyor; onların varlık payı yüzde 0,3. Toplam sistem güçlü görünürken bazı bilançolarda hareket alanı daralıyor. Ben bu dağılımdan başlıyorum: mevduat çıkışı sırasında bir bankanın ayakta kalmasını sağlayan kaynak, diğer bankaların ortalama tamponundan kullanılamaz. Sonuca götüren soru, çıkışın hangi kuruluşta yoğunlaştığı ve o kuruluşun nakde nasıl eriştiği.[1]
Bu sonuç, kişi başına 3000 euro tutma sınırının kullanıldığı bir varsayıma ait. Çalışma 500–3000 euro aralığını inceliyor; nihai sınır henüz seçilmiş değil. Dijital euro faiz getirmeyecek, gelen ödeme sınırı aştığında fazlası bağlı banka hesabına aktarılacak. Bakiyeyi aşan ödeme için de aynı hesaptan kaynak çekilebilecek. Tasarımın ekonomik işlevi, ödeme yapabilmek için herkesin yüksek bir dijital euro bakiyesi tutma ihtiyacını azaltmak. Böylece kullanım imkânı ile bankadan sürekli mevduat çekme isteği arasına bir sınır konuyor. Bu sınırın etkinliği, aynı anda güvenli varlıklara yönelenlerin davranışına bağlı kalıyor.[1]
Rezervden teminata uzanan zincir
Mevduatın dijital euroya çevrilmesiyle başlayabilecek zincir, bankanın kullanılabilir rezervine ulaşıyor. ECB’nin anlattığı ikinci adım bankalararası fonlama. Fazla rezervi bulunmayan banka bu piyasaya başvurabilir; piyasa erişimi bulunmayan kuruluş için serbest teminatla merkez bankasından borçlanma yolu var. Benim çıkarımım, tutma sınırının yanında fonlama erişiminin ve teminatın kullanılabilirliğinin de dayanıklılığı belirlediği. Aynı çıkış, yeterli rezervi olan bankada karşılanabilirken kaynak aramak zorunda kalan bankada yeni bir yükümlülük doğurabilir. Alternatif olarak, bankalararası fonlama sorunsuz çalışırsa mevduat çıkışı daha geniş bankacılık sistemi içinde yönetilebilir ve zayıf kuruluşun sıkışması sınırlı kalabilir.[1]
Bu zincirin karşısında güçlü tamponlar var. Nakit kullanımındaki değişim, çalışmanın olağan senaryosunda 2034’e kadar bankalara 127 milyar euro mevduat girişi sağlayabilir. Bu, varlıkların yüzde 0,4’ü ve vadesiz mevduatın yüzde 1,5’i. Hesap, 3000 euroya kadar olan sınırlar altında olağan çıkışın karşılanabildiğini gösteriyor. Nakit girişi tamamen dışlandığında bile toplam likidite karşılama oranı yüzde 166’dan yüzde 163’e, net istikrarlı fonlama oranı yüzde 128’den yüzde 127’ye iniyor. Dijital euroya yöneliş ile nakdin banka hesabına dönmesi aynı bilanço üzerinde ters yönlü akışlar yaratabiliyor. Bu denge, bankalardan tek yönlü kaçış anlatısını sınırlandırıyor.[1]
Tamponun hangi bankada olduğu
Aşırı stres hesabı, euronun ilk 25 yılında yaşanmamış bir güvenli varlık arayışını varsayıyor. Üstelik para politikasının tepki vermediği bir dünyayı kullanıyor. Bu sert koşullar altında toplam oranların yüzde 100’ün üzerinde kalması sistemin tampon gücünü gösteriyor. Buna karşılık merkez bankasının müdahale etmediği varsayımı, gerçek bir kriz sırasında kullanılabilecek araçların bir bölümünü hesap dışında bırakıyor. Ben bu hesabı tasarımın zorlandığı yeri bulmak için okuyorum. Bir sonraki değerlendirmede tek tek bankaların fonlama erişimi ile serbest teminatının nasıl ele alındığı, toplam ortalamadan daha açıklayıcı olabilir. Bu, gerçekleşmiş bir mevduat kaçışının tarifi değil; varsayımların açığa çıkardığı bir hassasiyet.[1]
Son seçim, ödeme özelliği ile fonlama sınırını birlikte içeriyor. Çok sayıda bankanın geniş tamponu, küçük bir grubun rezerv ve teminat ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Üç başlık birlikte değerlendirilmeli: nihai tutma sınırı, nakitten gelebilecek mevduat ve stres anında kullanılabilir fonlama. ECB, mevzuat kabul edilirse 2029’da hazır olmayı ve 2027’nin ikinci yarısında 12 aylık pilotu hedefliyor. Bu hazırlığın ekonomik değeri, ödeme kolaylığını geliştirirken en dar likidite alanına sahip bankanın hangi kaynakla çıkışı karşılayabileceğini açık tutmasında. Benim vardığım sonuç, dijital euronun dayanıklılığını toplam tamponun büyüklüğüyle birlikte en zayıf fonlama bağlantısının da belirlediği.[1]