Teminat çağrısına kadar kalan süre

Bir aracı kurumun kredili hesabında teminat tamamlama çağrısı yalnızca bir uyarı değildir; yatırımcının nakit bulmasıyla pozisyonun satışa gitmesi arasındaki dönüm noktasıdır. SPK, özkaynak koruma oranında yüzde 35 yerine asgari yüzde 20 uygulanabilmesine ilişkin geçici esnekliği 30 Ekim seans sonuna kadar uzattı. Önceki süre 2 Ekim’de dolmuştu. Böylece yatırımcının daha erken karşılaşacağı çağrıyı erteleyebilecek imkân devam ediyor. Kararın kredi riskine dokunduğu yer, hissenin fiyatından önce bu hesap içindeki eşik.[1]

Uzatma yeni bir düşük oran icat etmiyor; 17 Eylül’de açılan hareket alanını koruyor. Bu ayrım, aracı kurumun müşterisine sunduğu süreyi anlamak için önemli. Mevcut esneklikten yararlanan bir hesabın daha yüksek eşiğe dönmesiyle doğabilecek nakit ihtiyacı ertelenebilir. Bununla birlikte karar, kurumların risk politikalarına uygun düştüğü ölçüde uygulanabiliyor. Müşterinin talebi dikkate alınsa da düşük oran herkese otomatik olarak tanınmıyor. Aracı kurum daha sıkı koşulu koruyorsa, duyurunun o hesap üzerindeki doğrudan etkisi sınırlı kalır.[1]

Zararın kredi verene ulaşabileceği yol

Kırılganlık, daha düşük eşiğin özkaynak eklememesinden kaynaklanıyor. Kredili pozisyonun değeri düşerse zararı karşılayan müşteri payı küçülürken, daha geç bir çağrı bu azalmayı tersine çevirmez. Müşteri gerekli parayı bulamaz ve satış da krediyi karşılamaya yetmezse, teminattaki kayıp aracı kurumun alacağına ulaşabilir. Bu, kuralın açtığı olası bir zarar yolu; uzatma bütün hesapların bu noktaya geldiğini göstermiyor. Kredili işlemlerin hangi kurumlarda veya müşterilerde yoğunlaştığı da bu duyurudan çıkarılamaz.[1]

Aynı mekanizmanın daha sakin bir sonucu da var. Müşterinin nakit bulmasına zaman tanımak, teminat çağrısının hemen satışa dönüşmesini önleyebilir. Kurulun istikrarlı piyasa işleyişini koruma amacı bu kısa vadeli faydayla uyumlu. Ancak satışın ertelenmesiyle zararın karşılanması farklı işlerdir. Değer düşüşü sürüyorsa daha düşük eşik, kredi verenin karşısındaki tamponun daha fazla aşınmasına izin verir. Ek nakit geldiğinde ise aynı süre, hesabın özkaynağını güçlendirmesine yardımcı olur. Sonuç, ertelemenin kendisinden çok bu arada hesabın nasıl değiştiğine bağlıdır.[1]

Aracı kurumun elinde kalan koruma

Bu nedenle asıl güvenlik unsuru, kararın aracı kurum takdirini koruması. Kendi risk politikasına uymayan bir hesabı düşük eşiğe geçirmek zorunda olmayan kurum, likidite desteği ile alacağının korunması arasındaki gerilimi hesabın koşullarına göre yönetebilir. Bu takdir yetkisi zararın ortadan kalktığı anlamına gelmez; fakat geçici esnekliğin zorunlu ve tek tip bir uygulamaya dönüşmesini engeller. Daha sıkı özkaynak talebi ile müşteriye tanınan süre arasında gerçek bir seçim kalır. Duyurudaki koruma, bu seçimin hâlâ kredi verende bulunmasıdır.[1]

30 Ekim’e kadar devam eden imkân, teminat hesabının takvimini değiştiriyor; borcu silmiyor. Müşterinin nakit desteği veya teminatın değeri toparlanırsa süre kazanmak işe yarayabilir. Bunlar gerçekleşmezse daha geç müdahale edilen hesapta kalan müşteri payı daha dar olabilir. SPK’nın kararı bu iki olasılık arasındaki sonucu ilan etmiyor. Likidite rahatlığına rağmen zararı taşıyan sermayenin nerede kaldığı sorusu aracı kurumun bilançosunda duruyor. Süre uzatmasının kredi riski açısından bedeli de sınırı da burada.[1]