İşe girmek için bekleyenler

ABD’de eylülde 29.000 kişilik net istihdam artışı var. Temmuz ve ağustos toplamından 60.000 iş silen revizyon da var. Bu zayıflamanın yükü, hâlihazırda maaş alan biriyle iş arayan biri için farklı. NPR’nin aktardığı tablo, büyük bir işten çıkarma dalgasından çok sektörlerin çoğunda cılız işe alım gösteriyor. İşini koruyan kişi için durgunluk bir süre olağan iş günü gibi görünebilir. Yeni maaşa ulaşması gereken kişinin bekleyişi ise uzayabilir.[1]

Wells Fargo ekonomisti Sarah House’un işaret ettiği gruplar somut: işini kaybedenler, işgücüne ilk kez girenler ve bir aradan sonra geri dönenler. Personel devri düşük olduğunda bu kişiler az sayıda açılan iş için yarışıyor. Buradaki gelir kanalı açık: mevcut işin sağladığı maaş devam ederken yeni iş bulmaya bağlı gelir, işe alım kararını bekliyor. Aynı toplam istihdam sayısının altında, gelirini koruyanla gelire erişmeye çalışanı birlikte görmek gerekiyor.[1]

Yeni iş seçeneğinin değeri

Az işe alım, işi olanı da etkileyebilir. Başka bir iş bulma ihtimali zayıflarsa düşük ücrete veya kötü çalışma koşullarına karşı kullanılabilecek çıkış seçeneği daralır. Bu bir pazarlık gücü mekanizması; eylül verisi her çalışanın ücretinin bu nedenle düştüğünü göstermiyor. İşverenlerin dolduracak daha az boş pozisyonu bulunması da düşük personel devriyle uyumlu olabilir. Yine de iş değiştirmeye ihtiyaç duyan kişi açısından belirleyici olan, işten çıkarma sayısının düşük kalması kadar bir sonraki işin bulunabilirliği.[1]

Ortalama ücretin yıllık artışı eylülde yüzde 3’e yavaşladı. Bu ortalama, düşük ücretli bir çalışanın zam oranını veya işsiz birinin kaybettiği geliri tek başına söylemez. İşi olmayan kişinin ücreti, çalışanların ortalamasında yer almaz. Çalışan bileşiminin değişmesi de ortalamayı etkileyebilir. Bu nedenle maaşı devam edenlerin ücret göstergesi ile maaşa henüz erişemeyenlerin işe girme sorunu ayrı değerlendirilmeli.[1]

Güvence, maaşa yeniden ulaşabilmek

İşten çıkarmaların yaygınlaşmaması, işini koruyanlar için gerçek bir koruma sağlıyor. Bu olumlu tarafı küçümsemek gerekmiyor. Ancak iş arayanın bütçesinde asıl ihtiyaç, yeni bir ücret geliri. NPR’nin söyleşisinde tüketici harcamalarının kişisel gelirden daha hızlı arttığı ve bazı kişilerin yükselen fiyatlarla ücret gelirleri arasındaki açığı borçlanarak kapattığı anlatılıyor. Krediye bağımlı harcamalar, artan borçlanma giderlerinden daha fazla etkilenebilir. Yeni iş arayan biri de bekleme döneminde giderlerini borçla karşılamak zorunda kalırsa benzer bir baskıyla karşılaşabilir. Yeterli birikim veya başka hane geliri ise bu ihtiyacı azaltabilir.[1]

İşgücü piyasasında rahatlamayı, yalnızca çalışanların işlerini korumasıyla değerlendirmem. İşini kaybedenin, ilk kez işe girecek kişinin ve bakım veya başka bir aradan sonra dönenin yeniden maaşa ulaşabilmesi de güvenceye dâhil. İşe alım güçlenirse bu grupların önündeki kapı genişleyebilir; ücret artışının hızlanması tek başına aynı işi yapmaz. Eylülün ayrımı burada: mevcut maaşın sürmesiyle yeni maaşa erişim farklı ihtiyaçlar ve farklı ekonomik sonuçlar taşıyor.[1]