İşe erişimde iki farklı hareket

Şili’de kadın istihdamı haziran-ağustos döneminde bir yıl öncesine göre yüzde 0,2 arttı; erkek istihdamı yüzde 1,7 azaldı. Bu iki hareketin ortalaması, toplam istihdamdaki yüzde 0,9 düşüş. Fakat kadınların iş bulma koşulları da rahatlamadı: kadın işgücü yüzde 1,3 büyürken kadın işsizliği yüzde 10,3 oldu. İstihdamdaki küçük artış, iş arayanların sayısındaki genişlemeye yetişemedi. Erkeklerde ise işgücü yüzde 0,5 daraldığı halde işsizlik yüzde 9,1 düzeyinde.[1]

Benim bu tablodaki ikinci sorum işin niteliği. Kadınlarda kayıt dışı istihdamın payı yüzde 28,3, erkeklerde yüzde 24,8. Kayıt dışı çalışan kadın sayısı yüzde 2 artarken erkek sayısı yüzde 1,2 azaldı. Kadın istihdamındaki toplam artış ile kayıt dışı çalışmadaki artışın birlikte görülmesi, daha çok kadının çalışmasının tek başına güvenceli işlere erişimin genişlediğini söylemeye yetmediğini düşündürüyor. Bunlar toplam grupların hareketleri; aynı kadınların kayıtlı işten kayıt dışına geçtiğini gösteren bireysel geçiş verileri değil.[1]

Hanenin iş ve saat hesabı

Kayıtlı ücretli çalışan sayısı yüzde 2,9 azaldı. Çalışılan toplam fiilî saat de yüzde 2,4 geriledi; kişi başına ortalama çalışma süresi yüzde 1,6 düşerek 36,4 saat oldu. İstihdam kaybı ile kalan işlerdeki saat değişimi, hane gelirine iki ayrı yoldan dokunabilir. Saat başına kazanç değişmiyorsa daha az ücretli saat, daha düşük kazanç demektir. Ancak bu veri ücretli saatleri ve ücret düzeylerini birlikte ölçmediği için gelir kaybının büyüklüğünü buradan hesaplamıyorum.[1]

İşsizlik oranındaki yükselişin yükü bu yüzden tek bir haneye benzemiyor. Erkeklerin istihdam kaybı, kadınların genişleyen iş arayışı ve kayıt dışı çalışmanın kadınlar arasındaki artışı farklı baskılar. Saatlerdeki düşüş, sektörler arasındaki çalışan bileşiminin değişmesinden de kaynaklanabilir; her çalışanın vardiyası aynı ölçüde kısalmış sayılmaz. Ben toparlanmayı, yalnız çalışan sayısının artmasıyla değil, kayıtlı ücretli işlerin ve çalışma saatlerinin birlikte güçlenmesiyle değerlendiririm. Kadınların işe erişimindeki artışın güvenceli işlere de yansıması bu ölçünün ayrı bir parçası.[1]