Mevduatın açtığı alan
Mercantile'ın bilançosunda alarm arayanın önce fonlamadaki iyileşmeyi teslim etmesi gerekiyor. Banka, eylül sonunda kredi-mevduat oranını hazirandaki %92,8 düzeyinden %88,3 düzeyine indirdi. İlk dokuz ayda yerel mevduat 438 milyon dolar arttı; toptan fonlama yıl sonundaki 457 milyon dolardan 325 milyon dolara geriledi. Bu, kredilerin finansmanı için dışarıdan borç bulma baskısını azaltan bir değişim. Mevduatın büyümesi, varlık satışı gerektirebilecek bir nakit açığına karşı daha iyi bir başlangıç noktası sağlıyor. Yine de bu oran bütün mevduat sahiplerinin parasını ne kadar süre bankada tutacağını söylemiyor. Bilanço tamponu ile mevduatın davranışı arasındaki ayrım burada başlıyor.[1]
Rakamın payı da önemli: krediler üçüncü çeyrekte 37,4 milyon dolar büyüdü. Büyük ticari kredi geri ödemeleri aynı dönemde 147 milyon dolara ulaştı. Yönetim, bu ödemeleri varlık satışlarına, başka kaynaklardan yeniden finansmana ve borçluların fazla nakdine bağladı. Kredi geri ödemesi bankaya nakit getirirken yerini yeni kredi almadığında gelecekte faiz kazandıracak bakiyeyi de azaltır. Bu nedenle daha düşük kredi-mevduat oranının iki yüzü var: daha rahat fonlama ve kredi gelirini yeniden kurma ihtiyacı. Yeni mevduatın etkisini, kredilerin geri dönüşünden ayrı okumak gerekiyor. İyileşmenin tamamını yalnızca mevduat sahiplerinin güvenine bağlamak, bilançonun diğer tarafını atlamak olur.[1]
Zarar ile nakit ihtiyacı arasındaki mesafe
Menkul kıymetler tarafında ise özkaynak hâlâ darbe alıyor. Mercantile ilk dokuz ayda 72,7 milyon dolar net kâr elde etti; buna karşılık satılmaya hazır menkul kıymetlerdeki vergi sonrası 37,8 milyon dolarlık değerleme kaybı ile 20,1 milyon dolar temettü, kârın özkaynağa katkısını kısmen götürdü. Özkaynak 19 milyon dolar artarak 744 milyon dolara ulaştı. Kârın tamamı yeni bir güvenlik yastığına dönüşmedi. Değerleme kaybını çeyreğin gerçekleşmiş nakit çıkışı gibi okumak da hatalı olur: banka bu tutarı menkul kıymetlerin piyasa değerindeki değişim olarak bildirdi. Kritik ayrım, daha düşük varlık değeri ile o varlığı nakde çevirmeye zorlayan baskı arasında.[1]
Olası kırılma zinciri bu iki tarafın yeniden birleşmesinden geçiyor. Mevduat çıkışı, yerine pahalı fonlama bulunmasını veya varlık satışını gerektirebilir; düşük piyasa değerinden satış da zararı gerçekleştirebilir. Mercantile'ın açıkladığı mevcut yön ise bu zincirin ilk halkasını gevşetiyor: mevduat artıyor ve toptan kaynak kullanımı azalıyor. Kredi geri ödemeleri de nakit sağlıyor. Bu tamponların karşısına konabilecek makul itiraz, mevduat bileşiminin ve yenileme koşullarının zamanla değişebilmesi. Açıklanan toplamlar, her müşterinin çekim davranışını ya da bütün varlıkların satış anındaki fiyatını belirlemiyor. Dolayısıyla koşullu bir baskı kanalı tarif edilebilir; gerçekleşmiş bir zorunlu satış dalgası ileri sürülemez.[1]
Tamponun yeniden dolması
Gelir tablosu da tamponun nasıl dolduğunu gösteriyor. Net faiz marjı yıllık %3,49 düzeyinden %3,73 düzeyine yükseldi; fonlama gider oranı %2,25 düzeyinden %1,79 düzeyine indi. Aynı çeyrekte faiz dışı giderler 34,8 milyon dolardan 43,6 milyon dolara çıktı. Eastern Michigan satın alımının bu giderlere katkısı 4,1 milyon dolar oldu. Daha ucuz fonlama kârı desteklerken genişleyen gider tabanı bu desteğin bir kısmını kullanıyor. Kredi-mevduat oranının tek başına kazanç gücünü anlatamamasının nedeni bu. Fonlamanın miktarı, fiyatı ve bankayı işletmenin gideri birbirinden ayrı hesaplar; her birinin özkaynağa bıraktığı pay farklı.[1]
Bu bilanço, kötümserliğin de hesabını vermesini istiyor. Sorunlu varlıklar 9,8 milyon dolar, toplam varlıkların yaklaşık %0,1'i. Açıklanan göstergelerde fonlama kaçışına ve büyüyen sorunlu varlık yüküne dayanan bir çöküş zinciri görünmüyor. Daha yerinde okuma, iyileşen fonlamanın değerleme kayıplarının nakit baskısına dönüşmesini zorlaştırdığı yönünde. Bunun sınırı açık: mevduat azalması, pahalı kaynaklara yeniden yöneliş ve zayıflayan kâr üretimi aynı anda ortaya çıkarsa tamponun hesabı değişir. Bugünkü sayılar böyle bir birleşmeyi göstermiyor. Mercantile'ın örneğinde riskin yeri, büyük bir zarar rakamının kendisinden çok, o zararla bankayı satmaya zorlayan ihtiyacın aynı anda buluşmasında.[1]