Aynı ücret, farklı sepet
Avro bölgesinde ücretlerin genel tüketim sepeti karşısındaki alım gücü toparlanırken, market alışverişi aynı rahatlamayı getirmedi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ekonomistlerinin hesabında çalışan başına ücret, 2026’nın ikinci çeyreğinde enflasyon dalgası öncesindeki genel alım gücüne döndü. Gıda karşısındaki alım gücü ise hâlâ geride. Gıda fiyatları 2021 sonundan yaklaşık yüzde 30 daha yüksek. Bu ayrışma, ücretin satın aldığı malların hangileri olduğuna bakmayı gerektiriyor: genel sepetin toparlanması, gıda sepetindeki kaybın da kapandığı anlamına gelmiyor.[1]
Bütçesinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran bir hane için bu farkın etkisi de daha büyük olabilir. Gıda harcamasını karşılamak, diğer ihtiyaçlara ayrılan parayı daraltabilir. Buradaki dağılım meselesi, ortak bir fiyat artışının farklı harcama bileşimlerine nasıl yansıdığıdır. Daha hızlı ücret artışı, daha az gıda satın alınması veya tüketilen ürünlerin değiştirilmesi bu etkiyi hafifletebilir. Dolayısıyla ortalama ücretin toparlanmasından her hanenin aynı ölçüde rahatladığı sonucunu çıkarmak yerine, gelirin artışıyla zorunlu harcamaların payını birlikte değerlendirmek gerekir.[1]
Ülke ortalamasından haneye
Ülke farkı da geniş: ECB analizinde 2021 sonundan beri gıda fiyatı artışı Finlandiya’da yaklaşık yüzde 24, Estonya’da yaklaşık yüzde 48. Aynı dönemi kapsayan bu iki oran, gıda fiyatlarının avro bölgesinin her yerinde aynı hızla yükselmediğini gösteriyor. Ortak para birimi, alışveriş sepetlerinin fiyat geçmişini eşitlemiyor. Avro bölgesinin yaklaşık yüzde 30’luk ortalaması, bu iki ülkede ölçülen artışların arasında. Ülke içindeki her ürünün veya her hanenin harcaması da farklı olabilir.[1]
Bu fiyat farkından iki ülkedeki hanelerin refahını doğrudan sıralamak da mümkün olmaz. Ücretlerin başlangıç düzeyi ve artışı, satın alınan ürünler ve hanedeki çalışan sayısı sonucu değiştirebilir. Gıda fiyatlarının daha az yükseldiği bir yerde gelir daha zayıf seyretmişse, hane bütçesi yine sıkışabilir. Tersine, daha güçlü gelir artışı yüksek fiyat artışının bir bölümünü karşılayabilir. Ülke karşılaştırmasının yararı, hane gelirine bakılacak yeri göstermesi: fiyatların birikimli yükselişi ile o fiyatları ödeyen gelirin aynı dönem içindeki değişimi birlikte ele alınmalı.[1]
Maliyet gecikmesi, bütçe baskısı
ECB ekonomistlerine göre baskının bir kanalı enerji maliyetlerinin gecikmeli aktarımı. Gübre, taşıma, işleme ve ambalaj maliyetlerinin gıda fiyatlarına geçmesi aylar sürebiliyor, bir yılı aşabiliyor. ECB’nin eylül uzman tahmininde gıda enflasyonu 2027’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 3,4’e yükseliyor. Ekonomistler petrol ağırlıklı şokun etkisini 2022’deki doğal gaz şokundan daha sınırlı bekliyor; zayıf talep de işletmelerin fiyat artırma gücünü sınırlayabilir. Bu nedenle tahmin, her ürün için şimdiden kesinleşmiş bir zam oranı olarak okunamaz.[1]
Gıda enflasyonunun eylüldeki yüzde 1,3 düzeyi, geçmişte biriken fiyat artışını geri almıyor; fiyatların artış hızını anlatıyor. Hane açısından rahatlamanın ölçüsü, gelirinin düzenli gıda ihtiyacından sonra ne kadar harcama imkânı bıraktığı. Ücretlerin gıda fiyatlarına yetişmesi bu alanı genişletebilir; gelir kazancının başka zorunlu giderlerce tüketilmesi ise kazanımı sınırlayabilir. Genel ücret toparlanması önemli, fakat bölüşüm sorusu alışverişte devam ediyor: hangi gelirin, hangi gıda sepetini, diğer ihtiyaçlardan ne kadar vazgeçerek karşılayabildiği.[1]