Üç bin dolarlık hesap
Fifth Third’ün hanehalkı vadesiz hesaplarında ortanca bakiye yaklaşık 3.000 dolar. Bankanın finans direktörü Bryan Preston, yapay zekâ araçlarının müşterilerin parasını daha yüksek faiz veren hesaplara taşıması tartışmasına bu rakamla karşılık veriyor. Ben önce o paranın işlevine bakıyorum. Günlük ödemelerin yapıldığı bir hesapta duran bakiye, müşterinin rahatça başka yere gönderebildiği fazla nakitle farklı bir kullanım amacına hizmet ediyor. Preston ticari mevduatın önemli bölümünü de işlem hizmetlerine bağlı operasyonel bakiyeler olarak tanımlıyor. Yönetimin savunmasının dayanağı, müşteri ilişkisinin fiyat dışındaki bu unsurları. Yapay zekânın yeteneği kadar, taşınması düşünülen bakiyenin hangi ödemeleri karşıladığı da tartışmanın içinde.[1]
Faiz farkını bulmayı ve hesaplar arasında seçim yapmayı kolaylaştıran bir aracın rekabeti artırabileceği görüşünü ciddiye alıyorum. Spence de yalnızca fiyat üzerinden değer sunan çevrimiçi bankaları daha açıkta görüyor. Ancak bu görüşün güçlü hali, her müşterinin bütün bakiyesini aynı hızla taşıdığı varsayımına ihtiyaç duymuyor. Hizmete bağlı para ile getiri arayan fazla nakdin farklı tepkiler vermesi yeterli. Buradaki çıkarımım, bankanın fonlama maliyetini anlamak için bakiyenin büyüklüğünün yanında kullanım biçimine de bakmak gerektiği. Alternatif açıklama da güçlü: Müşterinin kullandığı ödeme hizmetleri değişmeden, faiz farkına duyarlılığı artabilir. Yönetimin ilişki vurgusu bu ihtimali ortadan kaldırmıyor.[1]
Büyüyen bakiye, yükselen maliyet
Çeyrek sonuçları, mevduatı elde tutmanın bedeline daha somut bir giriş sağlıyor. Fifth Third’ün ortalama çekirdek mevduatı önceki çeyreğe göre yüzde 3 artarak 236 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde mevduat maliyeti 10 baz puan yükselip yüzde 1,64’e ulaştı. Faiz ödenen mevduatın maliyeti de 11 baz puan artarak yüzde 2,24 oldu. Bunlar birlikte okunduğunda, miktar kazanımı ile ucuz fonlama arasında otomatik bir eşitlik kurmak zorlaşıyor. Banka daha fazla mevduat bildirirken o mevduata ödediği oran da yükseldi. Yönetim, bankaların kredi büyümesini finanse etme çabasını bu yılki daha yoğun mevduat rekabetiyle ilişkilendiriyor.[1]
Bu rakamlardan çıkardığım dar sonuç, mevduatın bankanın bilançosunda hem bir tutar hem bir maliyet taşıdığı. Müşteri için hesapta duran para, bankanın müşteri karşısındaki yükümlülüğü; faiz ise bu ilişkiye bağlı gider. Dolayısıyla bakiyeyi korumak, maliyet koşullarını sabitlemek anlamına gelmiyor. Net faiz marjının 2 baz puan düşerek yüzde 3,34’e gelmesi de aynı çeyreğin parçası. Fakat marjdaki hareketi tek başına yapay zekâ araçlarına bağlamıyorum. Mevduatın bileşimi, fiyatlama kararları ve diğer faiz gelir-gider unsurları alternatif açıklamalar. Haberde fiili bir yapay zekâ kaynaklı mevduat çıkışının ölçümü bulunmuyor; görünen, mevcut fonlama rekabetinin yönetimin gündemindeki yeni araçlarla yan yana durması.[1]
Hizmet ilişkisinin şartları
Bankanın şu anki sınırı önemli: Yapay zekâ araçlarının müşteri hesaplarından işlem başlatmasına izin vermiyor. Preston yetki ve sorumluluk konusunun açıklığa kavuşmasını istiyor. Buna karşılık CEO Tim Spence, abonelik inceleme ve bütçe yönetimi gibi işlevleri bankanın kendi uygulamasına eklemeyi değerlendiriyor. Müşterinin hesabını yönetmesini kolaylaştıran hizmeti içeride sunmak, yönetimin tarif ettiği ilişkiyi güçlendirme yaklaşımıyla uyumlu. Bu benim kurduğum bağlantı; açıklanmış bir müşteri davranışı sonucu değil. Alternatif olarak müşteri, bankanın sunduğu kolaylıklardan yararlanırken fazla nakdi dışarıda değerlendirebilir. Bir uygulamada daha fazla işlev bulunması, paranın aynı bankada kalmasını kendiliğinden sağlamıyor.[1]
Bu yüzden tartışmayı bir yazılım yarışından çok fonlama ilişkisinin şartları üzerinden okuyorum. Spence düşük maliyetli mevduat için yapısal yatırım gerektiğini söylüyor; şube genişlemesini ve yeni bankacılık hizmetlerini de kazanımların kaynakları arasında sayıyor. Hizmetin bedeli ile mevduata ödenen faiz, ilişkinin iki ayrı gideri olarak düşünülmeli. Ortanca hesap bakiyesinin 3.000 dolar olması müşteri davranışına ilişkin bir ipucu sağlıyor, fakat 236 milyar dolarlık çekirdek mevduatın tamamını temsil etmiyor. Benim için ayırt edici ölçü, büyüyen bakiyenin hangi maliyet ve hizmet bileşimiyle tutulduğu. Bu çeyrekte mevduat büyüdü, maliyeti de arttı; bankanın ilişki savunmasını değerlendirmeye oradan başlıyorum.[1]