Aynı şokun iki fiyatı

Enerji pahalanınca şirketin girdisiyle hanehalkının bütçesi aynı anda sıkışıyor. Avrupa Merkez Bankası’nın 8 Ekim’de yayımladığı eylül tutanağında ağustos manşet enflasyonu yüzde 3,3, enerji enflasyonu yüzde 14,3 olarak yer alıyor. Konsey enerji etkisinin fiyatlara tam yansımasının henüz tamamlanmadığını değerlendiriyor. Ben bu başlangıç noktasını önemli buluyorum: politika, zaten gerçekleşen maliyet artışının ardından onun başka fiyat ve gelir kararlarına nasıl taşındığıyla uğraşıyor.[1]

Tutanaktaki ücret göstergeleri, maliyet şokuna tek bir açıklama yüklemeyi zorlaştırıyor. Çalışan başına ücret artışı ikinci çeyrekte yıllık yüzde 3,3’e, birim işgücü gideri artışı yüzde 2,6’ya gerilemişti. Müzakere edilmiş ücretlerde artış yüzde 2,4’e indi. Birim kâr artışı ise yüzde 0,3’ten yüzde 2,2’ye çıktı. Ücret ve kâr aynı yönde ilerlemiyor. Şirketin fiyatına yansıttığı maliyet ile çalışanın gelirinde telafi edilen kayıp, talebin farklı taraflarına dokunuyor.[1]

Faizin ulaştığı bilanço

Konsey eylülde mevduat faizini yüzde 2,25’ten yüzde 2,50’ye çıkardı; üç temel faizde artış 25 baz puandı. Bu kararın aktarımı borçlanmanın fiyatından geçiyor. Toplantının bilgi setinde şirket kredisi faizi haziran ve temmuzda yüzde 3,8, konut kredisi faizi yüzde 3,5 idi; finansman koşulları önceki toplantıya göre ılımlı biçimde sıkılaşmıştı. Bu düzeyler yeni artışın sonucunu ölçmüyor. Faiz kararının üzerine geldiği finansman koşullarını tarif ediyor.[1]

Daha pahalı kredi, borçla finanse edilen harcamayı sınırlayarak şirketlerin maliyet artışını fiyatlara aktarma alanını daraltabilir. Bu bir aktarım çıkarımıdır: aynı faiz hamlesi borçlunun ödeme giderini de büyütebilir. Buna karşılık enerji fiyatlarının hafiflemesi, kredi daralmasına ihtiyaç bırakmadan maliyet baskısını azaltan ayrı bir yol sunar. Konseyin kalıcılık kaygısı, bu rahatlamanın hızına güvenerek beklemenin riskini öne çıkarıyor. Ücret artışındaki yavaşlama ise talebin zaten daha az gelir desteği aldığı olasılığını gündeme getiriyor.[1]

Önceden bağlanmayan karar

Bu gerilim personel tahminlerinde de görünüyor. Manşet enflasyon 2026 için yüzde 3,0, 2027 için yüzde 2,5, 2028 için yüzde 2,1 olarak öngörüldü. Enerji ve gıda dışındaki enflasyonun 2027 tahmini yüzde 2,6 idi. Konsey, 25 baz puanlık artışı geniş bir senaryo aralığında dayanıklı buldu; sonraki faiz patikasına önceden bağlanmadı. Bu yaklaşım, başlangıçtaki enerji şokunun ne kadarının diğer fiyatlara yerleştiğini her toplantıda yeniden değerlendirmeye alan bırakıyor.[1]

Benim çıkardığım sonuç, enerji fiyatı, ücret ve kâr ile kredinin fiyatını birlikte okumak gerektiği. Ücret baskısı hafiflerken birim kâr artışının güçlenmesi, enflasyonun devamını yalnızca çalışan gelirine bağlayan açıklamayı daraltıyor. Kredi maliyetiyle harcama baskılanırken enerji kaynaklı giderin de hafiflemesi, aynı bilanço üzerindeki yükü azaltabilir. Tutanaktaki karar bu iki olasılığın arasına yerleşiyor: kalıcı fiyat baskısına karşı sıkılaşma ve zaten zayıflayan gelir desteğine ek yük. Kararın anlamı, bu akımların zaman içindeki bileşiminde yatıyor.[1]