Faiz durdu, kredi hızlandı
ECB Yönetim Konseyi, 22–23 Temmuz toplantısında hazirandaki artışın ardından üç temel faizi sabit tutmayı oybirliğiyle destekledi. Bazı üyeler yine de faizin ekonomiyi henüz frenlemediğini ve hafif sıkılaştırıcı bölgeye taşınması gerektiğini savundu; şirketlere ve hanehalkına açılan kredinin hızlanmasını da bu görüşe dayanak gösterdi.[1]
Şirketlere açılan banka kredilerinin yıllık büyümesi nisandaki yüzde 3,4 düzeyinden yüzde 4,0'a arttı. Aynı sırada şirket tahvili ihracının büyümesi yüzde 4,5'ten yüzde 3,4'e geriledi ve bankalar ikinci çeyrekte işletme kredisi ölçütlerini bir miktar sıkılaştırdı. Toplam finansmanın bileşimi değişirken tek başına banka kredisine bakmak, aktarımın yalnızca bir yüzünü gösteriyor.[1]
Bilanço kanalları ayrışıyor
Tutanak, kısa vadeli kredilerdeki artışı enerji fiyatlarının yükseldiği dönemlerde görülen işletme sermayesi gereksinimiyle ilişkilendiriyor. Uzun vadeli kredi akımı da güçlüydü; AnaCredit verilerindeki artış çoğunlukla büyük şirketlerde yoğunlaştı ve üyeler bunun veri merkezleri ile savunma üretim kapasitesine bağlı yapısal bir bileşen taşıyabileceğini belirtti. Böylece aynı kredi toplamının içinde günlük faturayı döndüren para ile yeni kapasiteyi kuran para birlikte duruyor.[1]
Krediyi banka açar ve karşılığında mevduat doğar; makro sonuç, bu yeni satın alma gücünün izlediği yola bağlıdır. İşletme sermayesi kredisi, daha pahalı girdilerin açtığı nakit boşluğunu kapatarak mevcut üretimi sürdürebilir. Uzun vadeli yatırım kredisi ise bugün harcamayı, ileride üretim kapasitesini artırabilir. Borçlular yeni bir sıkılaştırmadan önce finansmanı erkene çekmiş de olabilir; bu durumda vade ayrımı iki kalıcı talep kanalından çok zamanlama tercihini yansıtır.[1]
Eylül için hangi işaretler önemli?
Sıkı para politikası görüşünün güçlü yanı açık: şirket ve hanehalkı kredisi daha sıkı finansman koşullarına karşın dayanıklı kaldı ve mayısta yeniden hızlandı. Üyeler, geciken bir adımın enflasyonun hedefe dönüşünü öteleyebileceğini ve daha sonra daha sert bir sıkılaştırma gerektirebileceğini düşündü. Kredi talebinin sürmesi bu kaygıyı destekliyor; fakat hangi borçlunun hangi harcamayı finanse ettiği, toplam büyüme kadar önem taşıyor.[1]
Eylül değerlendirmesinde üç ayrım yol gösterici: işletme sermayesi ile sabit yatırım, büyük şirketler ile daha geniş borçlu kesimi ve banka kredisi ile tahvil finansmanı. Uzun vadeli yatırım kredisi daha geniş bir şirket kümesine yayılır, kredi ölçütleri gevşer ve ikinci tur fiyat etkileri güçlenirse talep yönlü sıkılaştırma gerekçesi kuvvetlenir. İşletme sermayesi baskın kalır, ölçütler sıkılaşır ve tahvil ihracı yavaşlamayı sürdürürse kredi artışı daha çok enerji şokunun bilanço giderini taşıyor demektir. ECB bir sonraki toplantıya önceden bağlanmadı; açık bıraktığı kapının yönünü bu akımlar belirliyor.[1]