İki farklı bütçe karşılaştırması
İrlanda’nın 2028–2034 AB bütçesi önerisindeki yüzde 8 kesinti, hangi rakama baktığımıza göre anlam değiştiriyor. 2025 fiyatlarıyla 1,622 trilyon avroluk toplam, Komisyon taslağından 141 milyar avro düşük; yürürlükteki yedi yıllık bütçeden ise yaklaşık yüzde 30 yüksek. Kamu harcamasının yönünü tartışırken bu iki karşılaştırmayı yan yana tutuyorum. İlki müzakere sırasında geri alınmak istenen harcama alanını, ikincisi mevcut çerçeveye göre önerilen genişlemeyi gösteriyor. Cari fiyatlarla 1,825 trilyon avroluk toplam da ayrı bir fiyat hesabı taşıyor. Sabit fiyatlı toplam, dönemler arasındaki harcama büyüklüğünü aynı fiyat temeli üzerinde konuşmamızı sağlıyor.[1]
Harcama tarafında tek bir oranın altında farklı akışlar var. Tarım, balıkçılık ve bölgesel uyum için birlikte önerilen 914 milyar avro, Komisyon taslağına göre yüzde 3 daha düşük. Rekabetçilik, araştırma ve savunma başlığında 456 milyar avro ve yüzde 13 kesinti var. Bu dağılım, ortak bütçenin hangi üreticilere, kurumlara ve bölgelere kaynak yöneltebileceğini değiştiriyor. Benim okumam, tasarruf pazarlığının harcama kanallarını yeniden sıraladığı yönünde. Bununla birlikte ulusal bütçeler aynı alanlara kaynak ekleyebilir; AB tahsisindeki azalmadan toplam kamu talebindeki azalmaya bire bir sonuç çıkarmak için ulusal harcamaları da bilmek gerekir.[1]
Gelirin girdiği hesap
Gelir tarafındaki soru, paranın hangi kamu kurumunun hesabına geçtiği. Taslak, Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması gelirlerinin AB payını yüzde 75’ten yüzde 90’a çıkarmayı ve gümrük gelirlerinin yüzde 90’ını ortak bütçeye yöneltmeyi öneriyor. Mevcut bir gelirin paylaşımını değiştirmek, o gelir üzerindeki harcama yetkisini de yeniden dağıtır. Ulusal hazinenin elinde kalan kaynak ile ortak bütçeye aktarılan kaynak farklı siyasi karar süreçlerine girer. Bu yüzden aynı tahsilatın yer değiştirmesini değerlendirirken AB’nin kullanabileceği tutar kadar üye devletin elinde kalan tutarı da izliyorum. Müzakerenin kurumsal boyutu bu iki hesabın birlikte okunmasında belirginleşiyor.[1]
Emisyon ticareti gelirleri üzerindeki itirazın mali karşılığı da burada. Bugün gelir alan başkent için ortak bütçeye aktarım, kendi harcama seçeneklerinden vazgeçmek anlamına gelebilir. Ortak projelerden elde edilen yarar ise farklı ülkeler ve yıllar arasında dağılabilir. Bu zaman ve yer ayrımı, toplam AB harcamasını destekleyen bir hükümetin belirli bir gelir devrine karşı çıkmasını açıklayabilecek bir mekanizma. Yine de bütün itirazları bu hesaba bağlamıyorum: verginin tasarımı, yetki paylaşımı veya iç siyasi tercihler de etkili olabilir. Gelir sahipliği ile harcama taahhüdünü birlikte izlemek, hükümetlerin pazarlık konumlarını daha somut değerlendirmeye yardım ediyor.[1]
Ortak harcamanın mali yetkisi
İrlanda taslağının yeni öz kaynaklardan beklediği gelir yılda 55 milyar avro. Tütün tüketim vergisine bağlı kaynak, büyük şirket katkısı ve elektronik atık başlıkları korunuyor. Parlamento’nun dijital hizmetler, çevrim içi kumar ve kripto varlıklar için önerdiği vergiler ise taslağa alınmamış. Thomas Byrne’ın açıkladığı koşullar, oybirliğiyle kabul edilebilmek, anlamlı gelir sağlamak ve 1 Ocak 2028’de başlayabilmek. Bunlar mali büyüklük ile uygulanabilirlik arasında kurulan somut eşikler. Yıllık gelir hedefini yedi yıllık harcama toplamıyla doğrudan eşitlemek de iki ayrı dönem ölçüsünü karıştırır. Taslakta belirtilen başlangıç tarihi, yeni kaynakların ne zaman kullanılmasının amaçlandığını gösteriyor.[1]
Bu bütçe pazarlığını, ortak harcama yetkisinin gelir üzerindeki ortak kararla nasıl desteklendiği üzerinden okuyorum. Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, Hollanda ve İsveç daha düşük toplam isterken 17 ülkelik grup tarım ile bölgesel tahsisleri savunuyor. Harcama büyüklüğü, harcamanın dağılımı ve gelirin sahibi aynı müzakerenin üç parçası. Ortak bütçeyi büyütmek isteyen taraf, hangi gelirin hangi hazineden ortak hesaba geçmesini kabul ettiğini de belirtmek durumunda. Böyle bir çerçeve, vergi tahsilatı ile üreticilere ve bölgelere yönelen kamu ödemeleri arasındaki bağı görünür kılar. Benim için belirleyici kurumsal ölçü, bu akışlar üzerinde karar alma yetkisinin nasıl paylaşıldığı.[1]