Gelir satırı ile alışveriş sepeti

Japonya’da çalışan hanelerin ağustos geliri geçen yıla göre yüzde 1,3 arttı; aynı gelirin satın alma gücü yüzde 0,9 azaldı. Hane bütçesine bakarken başlangıç noktası bu ayrım olmalı. İstatistik kurumunun 9 Ekim’de açıkladığı 616.704 yenlik ortalama gelir, hesaba daha fazla para girdiğini söylüyor. Reel değişim ise o paranın karşılayabildiği mal ve hizmet miktarının gerilediğini gösteriyor. Gelir artışını tek başına refah artışı saymak, fiyatların bütçe üzerindeki etkisini dışarıda bırakır. Buradaki karşılaştırma aynı ayın bir yıl öncesine göre yapılıyor; bir önceki aya göre değişimi anlatmıyor.[1]

Aynı bültende iki veya daha fazla kişiden oluşan hanelerin ortalama tüketim harcaması 310.975 yen. Bu tutar nominal olarak yüzde 1, reel olarak yüzde 3,1 azaldı. Gelirdeki artış ile harcamadaki gerilemeyi yan yana koymak yararlı, fakat iki seri aynı hane grubunu ölçmüyor. Gelir rakamı çalışan hanelere, harcama rakamı daha geniş olan iki ve daha fazla kişilik hane grubuna ait. Bu yüzden iki ortalamayı birbirinden çıkarıp çalışan bir ailenin tasarrufunu hesaplayamam. Emekli haneler ile çalışan haneleri aynı bütçenin parçaları gibi birleştirmek, dağılımı açıklamak yerine örter.[1]

Reel gelir kaybı, çalışan haneler için bütçe kısıtının sıkılaşabileceğine işaret ediyor. Daha yüksek nominal gelir, aynı tüketim sepetini korumak için yeterli olmayabilir. Ancak ortalama gelir, her çalışanın ücretinin değişimini ölçmüyor; hane gelirinin farklı bileşenlerini ve hanelerin bileşimini bir araya getiriyor. Bu nedenle yüzde 0,9’luk düşüşü bütün çalışanların aynı ölçüde yoksullaştığı şeklinde okuyamam. Hane bileşimindeki değişim de ortalamayı etkileyebilir. Bütçe baskısı çıkarımını güçlü yapan nominal ve reel yönlerin ayrışması; tek tek ailelere aynı sonucu yüklemeyi engelleyen ise ölçümün ortalama olması.[1]

Ortalamanın söyleyebildiği

Tüketimdeki reel yüzde 3,1 düşüşün nedeni bu bültenden tek başına belirlenemez. Satın alma gücü baskısı harcamayı sınırlamış olabilir; haneler tasarrufu artırmayı seçmiş veya alışverişlerinin zamanını değiştirmiş de olabilir. Bunlar alternatif açıklamalar. İki seri arasında birlikte görülen hareket, gelir kaybının tüketim düşüşünü ne kadar açıkladığını hesaplamıyor. Özellikle farklı hane gruplarının ortalamalarını kullanarak bu payı kesinleştirmek mümkün değil. Harcama kısılması ile gelir baskısı arasında bir mekanizma düşünmek başka, o mekanizmanın büyüklüğünü bu verilerle ölçtüğünü söylemek başka.[1]

Dağılım sorusu burada hâlâ açık: Hangi hanelerin gelirindeki artış kendi fiyat artışlarını karşılıyor? Bu bültenin özet rakamları gelir dilimlerini ayırmadığı için düşük gelirli hanelerin daha fazla kaybettiğini söylemiyorum. Aynı nedenle ortalama reel düşüşü eşitsizliğin arttığının kanıtı olarak kullanmıyorum. Böyle bir sonuç için gelir gruplarına göre gelir değişimi ve tüketim sepetleri gerekir. Çalışan haneler ile bütün çok kişili haneler ayrımı bir nüfus ayrımıdır; düşük ve yüksek gelirli haneler arasında yapılmış bir karşılaştırma değildir.[1]

Ağustos verisinin hane açısından en sağlam sonucu daha dar: Çalışan hanelerin ortalama geliri nominal olarak yükselirken reel olarak geriledi. Daha geniş hane grubunda tüketim de hem nominal hem reel düştü. Dolayısıyla gelir tutarının artması, satın alma gücünün korunmasına tek başına yetmedi. Bu ayrım, ücret veya transfer artışlarını değerlendirirken hanenin eline geçen tutar kadar karşılaştığı fiyatları da hesaba katmayı gerektiriyor. Hane bütçesinin iyileşmesi, yalnızca gelir satırının büyümesiyle değil, o gelirin hangi harcamaları karşılayabildiğiyle anlaşılır.[1]