Günlük katılım

S&P 500’ün yüzde 0,48, Nasdaq’ın yüzde 0,54 yükseldiği seans içi görüntüde 11 sektörün 10’u artıda. Bu, yalnız birkaç büyük hissenin taşıdığı bir endeks hareketinden daha geniş bir katılım. New York Borsasında yükselenlerin düşenlere oranı 1,39, Nasdaq’ta 1,33. Fiyatın ilk söylediği, alımların şirketler arasında yayıldığı. Bu görüntü kapanış sonucu değil; yine de o anda endeks artışının tabanını ölçmek için sadece endeks puanından daha fazla bilgi veriyor.[1]

Aynı Nasdaq tablosunda 29 yeni 52 haftalık zirveye karşı 147 yeni dip var. Günlük yükselen sayısının fazla olmasıyla yeni diplerin fazla olması çelişmiyor: biri önceki kapanışa, diğeri daha uzun fiyat geçmişine bakıyor. Ben toparlanmanın kalıcılığını bu iki ölçümü birlikte okuyarak değerlendiririm. Günlük katılım genişlerken yıllık diplerin baskın kalması, o günkü alımın geçmişteki zayıflığı henüz bütün hisselerde gidermediğini gösteriyor. Bundan gizli bir zorunlu satış veya kesin bir sonraki düşüş çıkarılamaz.[1]

Beklentinin daralan taşıyıcıları

Şirket sonuçları için beklenti daha yoğunlaşmış durumda. LSEG verilerine göre S&P 500 üçüncü çeyrek kâr artışı yaklaşık yüzde 31 bekleniyor. Artışın yaklaşık üçte ikisinin teknoloji şirketleri ile Alphabet, Amazon ve Meta’dan gelmesi öngörülüyor. Bu tahmin henüz açıklanmış sonuç değil. Dolayısıyla fiyatın kârla karşılaştırıldığı başlangıç çizgisi güçlü bir artışı zaten içeriyor; yüksek yıllık büyüme, tek başına beklentinin aşıldığını göstermiyor.[2]

Günlük fiyat artışının genişliğiyle beklenen kâr artışının yoğunlaşması farklı ölçüler. İkisini birlikte okumak, hangi varsayımın sonuç döneminde ağırlık taşıdığını gösteriyor: daha çok hissenin yükselmesi, beklenen kazancın daha çok şirkete yayıldığı anlamına gelmiyor. Güçlü tahminleri birkaç grubun taşıması endeksin o sonuçlara duyarlılığını artırabilir. Buna karşılık diğer sektörlerde beklentileri aşan sonuçlar veya daha yüksek kazanç kalitesi bu yoğunlaşmayı dengeleyebilir. Bu bir fiyat hedefi değil, fiyatın dayandığı kâr beklentisinin yapısı.[1], [2]

Faiz aynı tablonun içinde

ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,25 civarında kaldı; hafta içindeki zirveden çok uzak değil. Hisseler yükselirken bu finansman ve iskonto göstergesi kaybolmuş değil. Yüksek kâr beklentileriyle yüksek tahvil getirilerinin aynı anda bulunması, fiyat artışını genel bir rahatlama saymayı sınırlar. Gayrimenkulün o seans yükselmesi de faiz maliyetinin bütün şirketlerde ortadan kalktığını kanıtlamıyor. Şirket sonuçlarının ağırlığı, fiyatın karşısındaki bu ikinci koşulla birlikte okunmalı.[1]

Bu seansın kullanışlı ayrımı, alımın yayıldığı şirketlerle kâr artışını taşıması beklenen şirketlerin aynı küme olmaması. Nasdaq’ta yeni diplerin sayısı, genişleyen günlük katılımın sınırını ayrıca gösteriyor. Ben bu görüntüden piyasadaki herkesin aynı gerekçeyle alım yaptığını çıkarmam. Geniş katılım, yoğunlaşmış kâr beklentisi ve yüksek tahvil getirisi birlikte duruyor. Toparlanmanın ekonomik dayanağını bu üç ölçünün ilişkisi anlatıyor; tek bir yeşil endeks, sonuçların beklentiyi karşılamış olduğu anlamına gelmiyor.[1], [2]