Payda küçük kalınca
Ameliyat edilen 202 hastanın yüzde 9,4'ünde hastalık geri geldi; evre 2'de bu oran yüzde 6, evre 3'te yüzde 19,5 oldu. Ortanca izlem 62,6 aya ulaştı, yani izleme süresinin kısalığı bu az sayıdaki olayı tek başına açıklamıyor.[1]
Adjuvan kemoterapi alan hastalarda nükssüz sağkalım daha iyi bulunmadı: çok değişkenli tehlike oranı 0,98, yüzde 95 güven aralığı 0,43 ile 2,28 arasında. Aynı seride nüks eden hastaların beş yıllık genel sağkalımı yüzde 77,2'ye inerken nüksetmeyenlerde yüzde 95,7'de kaldı.[1]
Aralığın genişliği
19 nüks olayı, orta büyüklükte bir kemoterapi etkisini ayırt edecek güç bırakmıyor. Güven aralığının alt ucu nüks riskinde yarıya yakın bir azalmayla, üst ucu iki katına yakın bir artışla uyumlu; iki uç arasındaki mesafe, ölçümün kendisinin ne kadar kaba olduğunu anlatıyor.[1]
Kemoterapi kararı hekimin risk değerlendirmesine bağlı olduğu için, ilacı alan grup baştan daha yüksek riskli seçilmiş olabilir. Böyle bir seçim gerçek bir yararı silikleştirebilir; geriye dönük bir kohort bu ihtimali kendi içinde çözemez.[1]
Hastanın önündeki karar
Nüksün ağırlığı sayılarda duruyor: beş yıllık genel sağkalım nüksetmeyenlerde yüzde 95,7 iken nüks edenlerde yüzde 77,2'ye düşüyor. Nüksü önlemek bu yüzden hâlâ klinik olarak önemli bir hedef ve kemoterapi sorusu boş bir tartışma değil.[1]
Kanıtın söylediği şu: bu veriyle adjuvan kemoterapinin yararı gösterilemedi. Yararın olmadığı sonucu ise ayrı bir iddia ve bu seri onu taşıyacak güçte değil. Evre 3'teki yüzde 19,5'lik nüks oranı, ortalamanın altında kimin hâlâ yarar görebileceği sorusunu açık bırakıyor; hastayla konuşulacak olan da tam bu belirsizlik.[1]