Ödenmiş verginin hesabı

Palantir’in üçüncü çeyreğinde en ilginç köprü, faaliyetlerden sağlanan 1.204.570.000 dolar nakitten 1.216.077.000 dolarlık düzeltilmiş serbest nakit akışına gidiyor. Nakit hesabı, yatırım harcaması düşüldükten sonra büyüyor: şirket 8.014.000 dolarlık maddi duran varlık alımını çıkarıyor, hisse bazlı ödemelerle bağlantılı 19.521.000 dolarlık nakit işveren vergisini geri ekliyor. Bu tercihin ekonomik etkisini sınamak için tek varsayımı değiştirmek yeterli: ödenmiş bordro vergisini olağan bir nakit maliyet olarak bırakmak.[1]

Bu varsayımla faaliyet naktinden varlık alımlarını çıkarınca 1.196.556.000 dolar kalıyor. Gelire oranı yaklaşık yüzde 51,7. Şirketin düzeltilmiş ölçüsüne göre fark 19.521.000 dolar; nakit üretiminin ana gövdesi korunuyor. Benim bu çeyrekten çıkardığım sonuç, yüksek nakit dönüşümünün bu vergi düzeltmesine pek az bağımlı olduğu. Bununla birlikte bir çeyrekteki tahsilat ve ödeme zamanlaması, nakit marjını geçici olarak yükseltebilir; aynı dönüşüm oranını kalıcı kabul etmek daha güçlü bir varsayım gerektirir.[1]

Gelir tarafında da hızlanma var: toplam gelir yıllık yüzde 96 artarak 2,313 milyar dolara çıktı. ABD ticari müşterilerinden gelen 984 milyon dolar, kamu müşterilerinin 953 milyon dolarını ilk kez aştı. Bu bileşim, şirketin büyümesini değerlendiren hissedar için önemli bir başlangıç noktası. Daha geniş ticari müşteri tabanı gelir üretimini destekleyebilir; müşteri sayısının yıllık yüzde 29 artarak 686’ya çıkması da açıklamanın bir parçası. Buna karşılık gelirdeki artışın müşteri sayısından çok daha hızlı olması, mevcut müşterilerde harcama yoğunlaşmasını da dikkate almayı gerektiriyor.[1]

Ücretin hissedara maliyeti

Faaliyet kârındaki düzeltmenin ölçeği daha büyük. Muhasebe standartlarına göre faaliyet kârı 1.084.845.000 dolar ve marj yüzde 47. Düzeltilmiş faaliyet kârı 1.426.840.000 dolara, marj yüzde 62’ye çıkıyor. Köprüyü 318.889.000 dolarlık hisse bazlı ücret gideri ile 23.106.000 dolarlık ilgili işveren vergisi kuruyor. Bu ikinci vergi tutarı, nakit akışı tablosunda geri eklenen 19.521.000 dolarlık fiilî ödemeden farklı. Kârın hangi giderleri dışarıda bıraktığı ile kasadan hangi ödemelerin çıktığı ayrı sorular; her birinin cevabı kendi mutabakatında.[1]

Hisse bazlı ücretin dışarıda bırakılması, çalışanlara verilen ekonomik karşılığı ortadan kaldırmıyor. Hissedar açısından nakit marjına bakarken bu ücretin pay sahipliği üzerindeki etkisini de hesaba katmak gerekir. Buna karşı güçlü görüş, çalışan ücretinin bir bölümünü hisseyle karşılamanın büyüme döneminde nakdi koruduğu ve yetenek kazanımını destekleyebildiği. Buradaki ayrım sermaye tahsisidir: şirketin nakit üretimi güçlenirken bu üretimden her bir hissenin aldığı payı da değerlendirmek gerekir.[1]

Bu çeyrek için vergiye ilişkin varsayımı değiştirmek nakit üretimi hakkındaki görüşümü sınırlı ölçüde etkiliyor; ücretin tamamını faaliyet kârından çıkarmak ise kârlılık resmini belirgin biçimde değiştiriyor. Bu nedenle değerlendirmemin merkezine, düzeltilmiş marjın yüksekliğinden önce faaliyet naktinden yatırım harcaması sonrası kalan tutarı koyuyorum. Gelir büyümesiyle birlikte bu tutarın korunması ve hisse bazlı ücretin gelire oranı, aynı şirket ekonomisinin iki tarafı. Yönetimin 4,8 milyar dolar ile 5,0 milyar dolar arasındaki tam yıl düzeltilmiş serbest nakit akışı beklentisini de bu tanımla okumak gerekir. Faaliyet naktinden yatırım harcaması sonrası kalan tutarın gelire oranındaki düşüş, bu görüşü zayıflatan gözlenebilir işarettir.[1]