Uyarıların çizdiği harita

Riyad’daki Kral Halid Havalimanı’na yönelik saldırıların ardından Yeni Zelanda vatandaşlarına bu havaalanına ve Necran, Cizan ile Asir bölgelerine hiçbir nedenle gitmemelerini söyledi. Ülkenin geri kalanına ilişkin uyarısı daha dar: zorunlu olmayan yolculuklardan kaçınılması. Avustralya da Kral Halid Havalimanı’ndan uzak durulmasını istiyor, diğer Suudi havaalanları üzerinden yapılacak yolculukların yeniden değerlendirilmesini öneriyor. İki hükümetin çizdiği bu farklı sınırlar, yolcunun tek bir soruyla karar veremeyeceğini gösteriyor. Varış yeri kadar hangi havaalanından geçeceği de önemli.[1]

Birleşik Krallık, Cidde ve Dammam’a yolculuklardan, ayrıca Medine dışındaki havaalanlarına zorunlu olmayan yolculuklardan kaçınılmasını öneriyor. Güney Kore ise Suudi Arabistan’da zorunlu işi bulunmayan vatandaşlarının ayrılmasını, gitmeyi planlayanların yolculuklarını iptal etmesini istiyor. Bu uyarılar aynı krizin ayrı insan grupları için farklı kararlar doğurduğunu gösteriyor: ülkeye yeni girecek kişi güzergâhını, içerideki kişi çıkış olanağını düşünüyor. Benim için saldırıların sınır aşan etkisi tam burada başlıyor. Devletlerin uyarıları, havaalanındaki güvenlik sorununu vatandaşlarının gündelik hareket kararına taşıyor.[1]

Kapalı kapının ötesindeki yolcu

El Cezire’nin haberine göre Riyad’daki Kral Halid ve Dammam’daki Kral Fahd havaalanları saldırıların ardından kapalıydı; Cidde’deki Kral Abdülaziz Havalimanı’ndaki uçuşlar da aksadı. Flightradar24 verileri pazar günü Cidde’de 150’den fazla uçuşun iptal edildiğini, 374 uçuşun geciktiğini gösteriyor. Bu rakamları bütün bölgedeki kaybın ölçüsü sayamayız. Yine de kapalı iki havaalanı ile üçüncü kentteki iptal ve gecikmeler birlikte okunduğunda, yolcunun başka bir Suudi havaalanını seçmesinin her zaman kolay bir çıkış olmadığını anlatıyor.[1]

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel İdaresi, pazar günü Kral Halid Havalimanı’na isabet eden bir cismin bir kişinin ölümüne, 11 kişinin yaralanmasına yol açtığını açıkladı. Haberde pazar günkü saldırının sorumluluğunu hiçbir grubun üstlenmediği, Husilerin önceki dört havaalanı saldırısını üstlendiği belirtiliyor. Bu ayrım gerekli: tekrarlanan saldırıların yarattığı güvenlik baskısı açık olsa da pazar günkü olayın sorumlusunu önceki saldırılardan çıkaramayız. Yolcular açısından belirsizlik, yalnızca uçuşun saatinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiyle sınırlı değil; gidilecek havaalanına ilişkin güvenlik uyarısı da kararın parçası.[1]

Yeniden açılma tek başına yetmez

Singapur’da çalışan havacılık danışmanı Brendan Sobie, bölgesel sonucun Riyad havaalanının ne kadar süre kapalı kalacağına ve yeniden açıldıktan sonra uygulanacak sınırlamaların kapsamı ile süresine bağlı olduğunu söylüyor. Bu, henüz bilinmeyen bir takvimi ilan etmek için gerekçe değil. Asıl işaret, yeniden açılmanın yanında hangi uçuşların, hangi koşullarda yapılabildiği. Havaalanı yeniden işlese bile seyahat uyarıları ve uçuş sınırlamaları yolcunun kullanabileceği yolları dar tutabilir.[1]

Suudi makamları saldırıların hemen ardından havaalanı güvenliğini sağlama göreviyle karşı karşıya. Yabancı hükümetler ise vatandaşlarına nereden geçebileceklerini söylemeye çalışıyor. Bu iki karar ayrı kurumlarca alınıyor, fakat etkileri aynı yolculukta birleşiyor. Uyarılar hafiflese bile uçuşlar aksayabilir; uçuşlar geri gelse bile hükümetler belirli güzergâhlardan uzak durulmasını isteyebilir. Riyad’daki gelişmeyi yalnızca kapının yeniden açılıp açılmadığıyla okumak bu yüzden eksik kalır. Yolcunun gerçekten kullanabildiği güzergâh, daha iyi bir ölçüdür.[1]