2006’dan kalan düğüm
Filistin’de son yasama seçimi 2006’da yapıldı. Hamas’ın zaferi, Fetih’le arasındaki bölünmeyi izlediğimiz uzun dönemin başlangıcına yerleşti. Mahmud Abbas ise görev süresinin bitiminden 17 yıl sonra hâlâ kararnamelerle yönetiyor. Buradaki tarihsel sorun, eski bir seçimin sonucunu unutmak değil. Seçimin ürettiği rekabetin ardından ortak siyasi kurumları yeniden işler hale getirecek yolun bulunamamış olması. Yeni oylamayı öncelikle grupların uzlaşmasına bağlamak, bu mirasın bugünkü karar üzerindeki etkisini görünür kılıyor.[2]
Abbas’ın kararı, kasım için hazırlanan yasama seçimini kaldırıp başkanlık ve yasama oylamalarını 2027’nin eylülünde birleştirdi. Gruplardan kaynakların açıkladığı öncelik, Mısır’da ulusal diyalogla bölünmeyi gidermek. Bu sıralama kendi içinde anlaşılır: seçim sonucunun uygulanacağı ortak bir siyasi zemin isteniyor. Fakat seçmenlerin yeni temsilciler seçmesi de uzlaşmayı değiştirebilir. Önce mevcut grupların anlaşmasını beklemek, siyasi kurumları yenileme hakkını aynı grupların pazarlığına bağımlı kılıyor.[1], [2]
Bugünün engelleri aynı değil
Bu ertelemeyi yalnızca eski yöneticilerin kendilerini korumasına bağlamak, bugünün somut engellerini siler. Filistin Kurtuluş Örgütü yürütme komitesi, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki güvenlik eksikliğini gerekçe gösterdi. Hamas da siyasi ve güvenlik koşullarının özgür seçime uygun olmadığını savundu. Dahlan’ın kanadı ise seçimin yapılmamasını meşruiyet sorununu derinleştiren bir karar olarak görüyor. Böylece aynı erteleme, grupların farklı çıkar ve önceliklerini de açığa çıkarıyor; seçim yapma koşulları üzerindeki tartışma, yalnızca takvimle sınırlı kalmıyor.[2]
Fransa, pazar günkü itirazında hem son ulusal seçimin üzerinden geçen yirmi yılı hem de 2021’deki ertelemeyi hatırlattı. Bu takvim, sandığın tekrar tekrar ertelendiğini gösteriyor; bütün ertelemelerin aynı sebepten doğduğunu kanıtlamıyor. 2026 kararını anlamak için geçmişteki bölünmenin yanı sıra bugünkü güvenlik ve erişim koşullarını da hesaba katmak gerekiyor. Tarihsel devamlılık, uzlaşmanın seçimden önce istenmesinde. Bugünkü güvenlik sorunları ayrıca ele alınmalı; geçmişteki siyasi bölünme, bunların ağırlığını kendiliğinden açıklamıyor.[1], [2]
Tanıma ile temsil arasındaki mesafe
Fransa’nın müdahalesini bugün farklı kılan, seçim talebini tanıdığı Filistin devletinin kurumsal geleceğine bağlaması. Paris, demokratik yenilenmeyi yöneticilerin meşruiyeti ve iki devletli çözümün korunmasıyla birlikte ele alıyor. Kurumların güçlendirilmesine desteğini de tanıma sürecindeki taahhütlerin yerine getirilmesine bağlıyor. Avrupa Birliği gözlem misyonunu somut bir yardım kanalı olarak anıyor. Böylece devletin dışarıdan tanınması ile yöneticilerinin içeriden yeniden yetkilendirilmesi, aynı diplomatik açıklamada iki ayrı ihtiyaç olarak beliriyor.[1]
Bu açıklama devletin tanınmasını geri çekmiyor; Filistinli yöneticilerin görevi sürdürmesiyle devletin varlığını birbirine eşitlemiyor. Yirmi yıllık seçim aralığının önemi de burada: bir devletin uluslararası muhatapları bulunabilir, fakat seçmenlerinin temsilcilerini değiştirme yolu açık olmayabilir. 2006’dan kalan bölünmeyi çözmek gerekli görülürken, seçmenlerin bu çözümdeki rolü sürekli sonraya bırakılıyor. Fransa’nın itirazı bu sıralamaya yöneliyor. Kurumları korumak ile onları seçmen iradesine yeniden açmak arasındaki tercih, takvim değişikliğinden daha uzun bir mesele.[1], [2]