Takasın iki tarihi

Samuel’e atfedilen kalıntıları taşıyan askerî uçak 3 Ekim’de Sofya’ya indi. Törendeki 21 pare top atışı, 1014’te ölen hükümdarı bugünkü Bulgar devletinin millî hafızasına yerleştirdi. Fakat bu dönüşün pazarlık masasında başka bir savaş da vardı: Birinci Dünya Savaşı sırasında Bulgar askerlerinin Yunan kilise ve manastırlarından götürdüğü 48 kültür varlığı. Bin yıllık bir hükümdarın yolculuğunu mümkün kılan anlaşma, daha yakın geçmişin taşınabilir nesnelerini de kapsadı.[1]

Kalıntılar 1960’larda Yunanistan’da bulunmuştu; iki komşu ülke arasında uzun görüşmelerin ardından bu hafta kültür bakanlarının anlaşması sağlandı. Bu tarihler, dönüşün neden şimdi gerçekleştiğini açıklarken önem kazanıyor. Eski aidiyet iddiasına karşılık, müzakere edilebilir bir karşılık oluşturuldu: Yunanistan kültür varlıklarını, Bulgaristan hükümdarına atfedilen kalıntıları alıyor. Geçmişten kalan mülkiyet, karşılıklı teslimin somut zeminini sağladı.[1]

Bugünün tercihi, hafızanın sınırı

Yine de bugünkü siyasi tercih, açıklamanın güçlü bir parçası. Rumen Radev ortak Avrupa mirası ve barış üzerinde durdu; Kiryakos Miçotakis kültür varlıklarının iadesini daha geniş bir kampanyayla ilişkilendirdi. İki hükümet, devri ilişkilerine olumlu bir anlam verecek şekilde sundu. Bu okumada tarihi işler hale getiren, liderlerin ve bakanların anlaşma kurması. Kalıntıların yaşı veya uzun bekleyişi tek başına bir teslim tarihi yaratmıyor.[1]

Karşılıklı teslimin sınırı, Samuel’i kimin tarihinin içine koyduğumuz sorusunda görülüyor. Üsküp’te de heykeli bulunan hükümdar, Kuzey Makedonya’nın anlatısında yer tutuyor. Ortak tarih komisyonunun 2022 önerisi, onu çağdaş tarihçilerin çoğunun Bulgar İmparatorluğu saydığı bir devletin başı olarak tarif etmişti. Kalıntılar taşınırken bu tartışma sürüyor. İki devletin nesneler için kurduğu anlaşma, üçüncü ülkenin kolektif hafızasına aynı yorumu kabul ettirecek bir mekanizma sunmuyor.[1]

Parthenon’a uzanan farklı yol

Miçotakis’in Parthenon heykelleri için kurduğu bağlantı da dikkatle okunmalı. Atina’daki Akropolis’ten götürülen ve British Museum’da bulunan yaklaşık 2.500 yıllık heykeller, bu takasın tarafları ve nesneleri arasında yer almıyor. Yunanistan’ın kampanyası siyasi destek arıyor; Bulgaristan’la sağlanan karşılıklı teslim düzeni, Britanya’nın kabul ettiği bir düzenleme değil. Aynı iade dili, farklı muhataplarla farklı sonuçlar taşıyor.[1]

Sofya’daki tören böylece iki ayrı geçmişi aynı anlaşmada buluşturdu: Samuel’in tartışmalı mirası ve Birinci Dünya Savaşı’nın kültür varlığı kayıpları. Karşılıklılık, nesnelerin yer değiştirmesine izin verdi; tarih anlatılarının birleşmesi ise daha fazla ortak çalışma gerektiriyor. Bu dönüşte kalıcı olan imkân, bütün eski tartışmaları çözmeyi beklemeden belirli bir miras meselesinde uzlaşabilmek. Devletlerin seçtiği teslim koşulları, yüzyılların bıraktığı anlaşmazlık içinde uygulanabilir bir alan açtı.[1]