Stok, boğazın karadaki ikamesi
Emmanuel Macron Cuma günü Elysee’de, enerjiye ayrılmış bir G7 toplantısını haftalar içinde toplamayı ve özellikle stok düzeylerinde daha iyi eşgüdüme gitmeyi istediğini söyledi. Aynı gün yakıt zamının hükümet kararından değil Hürmüz ve daha yakın zamanda Kızıldeniz’deki Bâbülmendep tıkanıklığından geldiğini yazdı. Toplantı tarihi ve bir salım kararı yok; Macron’un kendi cümlesi, stok eşgüdümünü boğaz faturasına bağlar.[1]
Savunma Bakanı Guido Crosetto, İtalya’nın Bâbülmendep’ten geçen ticari gemilerini koruyabileceğini ve Avrupa Birliği’nin ortak kararını beklemeyeceğini söyledi. Al Jazeera metninde boğaz, Süveyş’e giden petrol, gaz ve konteyner koridorunun dar boğazı olarak durur; tarihsel olarak küresel ticaretin yüzde 12 ile yüzde 15’i bu sudan geçmiştir. Macron’un stok cümlesi ile Crosetto’nun milli refakati aynı düğüme bakıyor: geçiş pahalılaşınca yük ya sigorta ve refakat olarak denizde, ya da stok olarak karada ödenir.[1], [2]
On bir geminin faturası hâlâ açık
Temmuz sonunda aynı yazar, pazar günü boğazdan yalnızca 11 emtia gemisinin geçtiğini ve Hürmüz’ün alternatifsiz, Bâbülmendep’in ise pahalı bir sapaklı olduğunu yazmıştı. Cuma günkü İtalyan hazırlığı, o sapak hâlâ fiyatlanıyorken milli bir refakat listesinin AB eşgüdümünden önce kurulduğunu gösterir. Crosetto, suyun geçilmez hale gelmesinin iktisadi sonucunun ağır olacağını söyledi; bu, kapanma iddiası değil, geçişin durması halinde ödenecek faturanın adıdır.[3], [2]
Zam tek başına Bâbülmendep’ten de gelmiş olabilir; Macron Hürmüz’ü önce saydı. Stok eşgüdümü, gemi sayısını yükseltmez; karadaki tamponu ortak kullanıma açmayı dener. İzlenecek işaret, G7 üyelerinin hacim açıklayarak ürün salımı duyurup duyurmadığıdır. Salım yoksa fatura sigorta priminde ve refakat listesinde kalır.[1], [3]