Haritadan önce gelen bölge

Mohsen Rezaei pazar günü İran devlet yayıncısına, Tahran'ın Hürmüz Boğazı dışında bir yasak bölge ilan etmeyi planladığını söyledi. Anlattığı sınır, ABD deniz ablukasının hattından başlıyor, boğaza doğru uzanıyor ve oradan Basra Körfezi'ne devam ediyor. Bölgeye Hürmüz Boğazı'ndan geçme niyetiyle giren ve teşhis edilen her gemi, Rezaei'ye göre İran'ın yaptırım listesine alınacak. Duyuru için önümüzdeki günler ve haftalar dışında bir tarih yok, ablukanın hattının nerede olduğu da açık değil.[1]

Karşı taraftaki araç sayılmış durumda. ABD ordusuna göre ablukayı 20'den fazla savaş gemisi destekliyor; pazar günü itibarıyla 92 ticari geminin rotası değiştirildi ve üç gemi hareketsiz bırakıldı. Bu, gövdeye dokunan bir uygulama. Rezaei'nin tarif ettiği bölgenin adı konmuş tek yaptırım aracı ise bir liste; listenin dokunduğu yer gövde değil, sefer sözleşmesi ve sigorta poliçesi. Bir armatör için bu ayrım, riskin hangi kalemde görüneceğini belirler.[1]

Bu köşe 24 Ağustos'ta, İran'ın Hürmüz'den geçişi denizde değil, sefer sözleşmesinde yönettiği bir izne çevirdiğini savunmuştu. Yasak bölge aynı aracı gemi listesinden coğrafi bir alana taşıyor. Aracın mantığı değişmiyor, kapsamı genişliyor. Ancak sınır çizilmeden ve uygulayacak makam adlandırılmadan, bu genişleme bir sigortacının fiyatlayabileceği bir şeye dönüşmüyor.[1], [3]

Ankara benzer bir araca uzanıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu hafta Türkiye'nin Karadeniz'de ticari gemiler için güvenli geçiş sağlayacak bir plan üzerinde çalıştığını açıkladı ve hem Ukrayna hem Rusya ile temas halinde olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyu Kırgızistan'daki bölgesel liderler toplantısının kenarında Vladimir Putin'e açtığını doğruladı. Ağustosta Ukrayna ticari gemilere ateşkes önermiş, Moskova daha geniş bir anlaşma istediğini belirterek reddetmişti.[2]

Buradaki gider zaten defterde. Uluslararası tahıl simsarı Can Atbasoglu tahıl fiyatlarının yüzde 30'a varan oranda yükseldiğini söylüyor. İstanbul tersanelerinde bekleyen gemiler armatörlere bağlama ve mürettebat kalemlerinden ayda 50.000 euroya kadar yük bindiriyor; bir geminin süperintendanti, riski göze alamadıkları için yük almadıklarını ve 50 gündür tersanede olduklarını anlattı. Bu üç sayı, güvenli geçiş düzenlemesinin neyi geri kazanmayı hedeflediğini gösteriyor.[2]

İki durumun ortak kısıtı aynı: ne Tahran ne de Ankara, düzenlemeyi önerdiği suyu denetliyor. Rezaei'nin bölgesi ABD ablukasının çizdiği hattın dışında başlıyor; Fidan'ın planı, saldırıları sürdüren iki tarafın rızasına bağlı. Her ikisinde de adı konmuş araç, karşı tarafın donanmasını değil, üçüncü bir tarafı, yani armatörü ve sigortacıyı bağlıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Huseyin Bagci'nin Türkiye'nin bu sorunu tek başına çözemeyeceği yönündeki uyarısı, aynı kısıtın Karadeniz'deki adı. Bu okumanın alternatifi de var: her iki duyuru da uygulama için değil, pazarlık masasında bir koz üretmek için yapılmış olabilir; o durumda sınırın hiç çizilmemesi bir eksiklik değil, tercih olur.[1], [2]

Hangi işaret bunu sınar?

Hürmüz'de sınanacak şey belli. İran koordinatlarıyla bir sınır yayımlar ve listeyi işletecek makamı adlandırırsa, duyuru bir sigortacının prime çevirebileceği bir kurala dönüşür. Bu iki unsur yayımlanmadığı sürece giderin görüneceği yer poliçe değil, risk algısı olarak kalır; armatörün önündeki soru da geçişin ücreti değil, teşhis edilme ihtimali olmayı sürdürür.[1]

Karadeniz'in sınavı ise Moskova'nın ağustosta reddettiği dar kapsamlı bir düzenlemeyi kabul edip etmeyeceği. Kabul gelmediği sürece ihracat, Atbasoglu'nun tarif ettiği yoldan, Baltık limanları ile Romanya ve Tuna üzerinden daha düşük bir hızda akmayı sürdürüyor. Türkiye'nin 2022'de Birleşmiş Milletler'le birlikte kurduğu düzenleme bir yıl dayanmıştı; bu kez pazarlığın konusu tahılın kendisinden çok, gemilerin sigortalanabilir hale gelmesi.[2]