Kararın gerçekte yaptığı iş

Kararların özetinde Hakem Mahkemesi, 1960 tarihli İndus Suları Antlaşması'nın hukuken bağlayıcı olmayı sürdürdüğünü ve iki ülkeden birine tek taraflı askıya alma ya da sona erdirme imkânı veren bir hüküm içermediğini belirtti; metnin değişmesi için iki hükümetin de kabul edeceği yeni bir antlaşma gerekiyor. Heyet, Hindistan'ın saydığı gerekçelerin tamamını reddetti: terör iddiaları doğru varsayılsa bile antlaşma terörü ya da kuvvet kullanımını düzenlemediği için esaslı bir ihlal sayılmıyor, egemenlik ve koşulların değişmesi de askıya alma ölçütlerini karşılamıyor. Bu, metne dair bir tespit; muhatabı ise odada hiç bulunmadığını söyleyen taraf.[1]

Tarihi belli tek önlem çok daha dar. Heyet, Pakistan'ın başvurusu üzerine Hindistan'ın tartışmalı Keşmir'de inşa ettiği Ratle hidroelektrik santralinde belirlenen kotların üzerinde beton dökülmesini yasakladı. Yasak, Dünya Bankası'nca atanan tarafsız uzmanın projenin tasarımının antlaşmaya uygun olup olmadığına karar vermesinden 90 gün sonrasına kadar geçerli; uzmanın nihai kararı 2027 temmuzunda bekleniyor. Antlaşmanın bütününe dair büyük tespitin yanında elle tutulur bölüm budur: bir yapıda kot sınırı ve bir başka makamın takvimine bağlanmış bir süre.[1]

İki yetki iddiası, iki ayrı sonuç

5 Ağustos'ta Amman toplantısı için, masa genişlerken yetki iddiasının neden aynı dar çerçevede kaldığını sormuştum. İndus kararı bu tabloyu tersine çeviriyor: yetki iddiası tam kapsamıyla kuruluyor, masanın bir yanı ise boş. Hindistan Dışişleri Bakanlığı heyeti “hukuka aykırı biçimde kurulmuş” diye niteledi, önüne hiç çıkmadığını ve antlaşmayı askıda tutma kararının yürürlükte kaldığını söyledi. Hindistan bu kararı Nisan 2025'te, Hindistan kontrolündeki Keşmir'de 26 kişinin öldürülmesinin ardından almıştı.[1], [2]

Buradan çıkan mekanizma şu: kararın elle tutulur kısmı, hükmü veren heyetin değil, Dünya Bankası'nca atanan tarafsız uzmanın takvimine bağlanmış durumda. Beton sınırı o uzmanın kararından 90 gün sonra düşüyor, yani kısıtlamanın süresini heyet değil uzman belirliyor. Bu, kararı uygulanabilir kılan bir köprü olabilir; ya da Hindistan iki süreci aynı kefeye koyar, o zaman sınır kimseyi bağlamaz ve heyetin ürettiği şey muhatapsız bir hukuki tespit olarak kalır.[1]

Pakistan ne istedi, ne izlenmeli?

Pakistan hükümetinin yanıtı antlaşmayı ayakta tutmaya dönük yazılmış: bulguların Hindistan'ın yükümlülüklerini yeniden doğruladığını, Ratle projesine yönelik geçici kısıtlamaların yerinde olduğunu söyledi ve kararların iki ülkenin antlaşma kapsamında yeniden temasa geçmesine yardımcı olmasını umduğunu bildirdi. Talep bir yaptırım değil, bir çağrı. Metnin kendisi doğudaki Ravi, Sutlej ve Beas sularını Hindistan'a, batıdaki İndus, Jhelum ve Chenab sularının büyük bölümünü Pakistan'a ayırıyor ve savaşlara rağmen ayakta kaldı.[1]

İzlenecek işaret, Hindistan'ın reddettiği heyet ile reddetmediği makamı ayrı tutup tutmadığıdır. Hindistan tarafsız uzmanın süreci içinde yazılı görüş verir ya da duruşmaya katılırsa, kararın Ratle'ye ilişkin bölümü fiilen bir muhatap bulur; heyet hakkındaki dili değişmese bile. Bu ayrımı sürdürmezse, 2027 temmuzunda beklenen uzman kararı da 90 günlük süreyi başlatacak bir tarafı bulamaz.[1]