Listeye giriş ve listeden çıkış
ABD’nin İran petrol taşımacılığına ilişkin 8 Ekim kararında aynı anda iki kapı hareket ediyor: on yedi gemi yaptırım kapsamına giriyor, iki gemi listeden çıkıyor. Benim için ikinci hareket, ilkini okumak kadar önemli. Hazine, HAKUNA MATATA ve PINOCCHIO’nun ağdan ayrılıp yaptırımlı olmayan veya ABD ile uyumlu işletmecilere satıldığını belirtiyor. Böylece baskının yalnızca geminin gövdesine değil, onu işleten ticari ilişkiye de bağlandığını görüyoruz.[1]
Bu, taşınan petrolün durduğu anlamına gelmiyor. Hazine’nin Güney ve Doğu Asya’ya milyonlarca varil sevkiyat yapıldığı tespiti, kapsanan ticaretin ölçeğini ve yönünü tarif ediyor. Her geminin sonraki seferini gösteren bir akış serisi sağlamıyor. Bence yaptırımın başlangıç hesabı burada ayrılmalı: geçmiş taşımacılık iddiası, hukuki listeleme ve kararın ardından değişen yük hareketi. İlki idarenin tespiti, ikincisi ilan edilmiş işlem; üçüncüsü aynı veriyle kanıtlanamıyor.[1]
Gövdenin arkasındaki finansman düğümü
Uygulama noktası ise açık: ABD’deki veya ABD kişilerinin kontrolündeki malvarlığı bloke ediliyor. Bloke kişilerin toplamda en az yüzde ellisine sahip olduğu kuruluşlar da kapsama giriyor. Bu sahiplik eşiği, yalnızca geminin adını değiştirmeye odaklanan bir okumanın eksik kalacağını düşündürüyor. Benim çıkarımım, ticari ilişkiyi sürdürmenin maliyetinin sahiplik ve finansman düğümlerinde yoğunlaşabileceği. Alternatif açıklama, asıl maliyetin yeni karardan değil, savaşın ve deniz ablukasının yarattığı fiziksel risklerden gelmesi. Eldeki açıklama bunların payını ayırmıyor.[1]
Yabancı mali kuruluşların belirli önemli işlemlerde ikincil yaptırım riskiyle karşılaşması, taşımacılığın başka bayrak altında sürmesini tek başına yeterli bir ikame yapmıyor. Ödeme ilişkisinin de devam edebilmesi gerekiyor. Ancak başka bir geminin hangi fiyatla kiralanabildiğini veya hangi bankanın ödemeyi üstlendiğini bilmiyoruz. Benim okuduğum sınır şu: karar, finansman bağlantısını hedefliyor; henüz hangi şirketin daha yüksek navlun veya finansman maliyeti ödediğini göstermiyor. Hukuki baskı ile gözlenen ticari yük aynı şey olarak sayılamaz.[1]
Satışın gösterdiği somut çıkış
İki geminin çıkarılması, somut bir çıkış yolu gösteriyor: ağdan ayrılmak ve işletmecinin değişmesi. Hazine bunu davranış değişikliğinin örneği olarak sunuyor. Bu örnekten bütün filonun aynı şartlarla çıkabileceği sonucuna varmıyorum. Satışın bedeli, alıcıların kapasitesi ve diğer gemilerin sözleşmeleri açıklanmıyor. Yine de yaptırımın yalnızca ticareti kesmeye değil, ticari kontrolü değiştirmeye de yöneldiği yorumu için elde bir işlem var. İkame ihtimali burada hayali bir üçüncü ülke rotası yerine açıklanmış işletmeci değişimine dayanıyor.[1]
Sonuçta on yedi yeni gemi ile iki çıkarma, aynı yaptırımın iki farklı ticari yönünü gösteriyor. Liste, kiminle işlem yapılmasının sınırlandığını belirliyor; satış ise belirli gemilerin hangi ilişkiden çıkabildiğini. Yaptırımın petrol akışına etkisini değerlendirmek için sonraki sevkiyatlarla ödeme ve işletmeci koşullarını birlikte izlemek gerekir. Benim bu karardan çıkardığım dar sonuç, yükün yalnızca bir deniz rotasında değil, gemiyi finanse eden ve kontrol eden ağda da aranması gerektiği. Akışın gerçekten değişip değişmediği henüz ayrı bir soru.[1]