Gıdaya baskı sınırı, devlete hareket alanı

Milwaukee’de G20 ticaret bakanları gıdanın başka bir ülkeye baskı aracı yapılmasına karşı ortak açıklamada uzlaştı. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanı Piyush Goyal ise aynı toplantıda bir ayrımın altını çizdi: ulusal gıda güvenliği tedbirleriyle zorlayıcı ticaret kısıtlamalarını birbirinden ayırmak. Yeni Delhi ortak ilkeye katılırken kendi kamu stoklarını ve küçük çiftçilerden ürün alımını savundu. Pazarlığın düğümü burada. Gıdayı baskı aracı yapmama ilkesi, devletin kendi nüfusuna gıda sağlamak için hangi araçları kullanabileceği sorusunu da masaya getiriyor.[1]

Goyal’ın gerekçesi, hasat düşüşü yüzünden gıdanın bulunabilirliği ve uygun fiyatla erişilebilirliği tehlikeye girdiğinde geçici, şeffaf tedbirler alma ihtiyacı. Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki Bali ve Cenevre kararlarına başvurması, ulusal tercihi ortak kurumların diliyle savunma çabası. Bu benim okumam: Hindistan, gıda güvenliğini ortak ilkenin dışında bırakmak yerine ilkenin uygulanma biçimine dahil etmeye çalışıyor. Böylece uzlaşmayı desteklerken kamu alımından vazgeçtiği izlenimini vermeden kendi hareket alanını koruyor. Ancak Goyal’ın açıklaması, diğer üyelerin Hindistan’ın bütün uygulamalarını kabul ettiği anlamına gelmiyor.[1]

Taahhüdün muhatabı hem çiftçi hem ortak

Goyal’ın verdiği 1,4 milyardan fazla yurttaş ve ücretsiz tahıl alan 800 milyondan fazla kişi büyüklükleri, Hindistan’ın neden bu ayrım üzerinde durduğunu açıklayan siyasi ölçeği gösteriyor. Kamu alımı, küçük çiftçinin satış imkânıyla tüketicinin gıdaya erişimini aynı devlet kararında buluşturuyor. Dışarıdaki ticaret ortağı için mesele ihracat kısıtının amacı; içerideki hükümet için ise hasat kaybının toplumsal maliyeti. Ben bu iki muhatabı, ortak açıklamayı desteklemekle ulusal tedbirleri savunmanın neden birlikte yürüdüğünü açıklayan pazarlık sınırı olarak görüyorum.[1]

Bu nedenle Milwaukee uzlaşmasının diplomatik kazancı, ortak bir yasaklama ilkesi etrafında konuşmayı sürdürmek için zemin açması. Goyal’ın Dünya Gıda Programı alımlarını ihracat kısıtlamalarından muaf tutan kararı hatırlatması da sınırları belirlenmiş istisnaların çok taraflı düzende yer bulabildiğini gösteren somut örnek. Hindistan’ın talebi, hasat açığına karşı geçici tedbirin bu dilde savunulması. Benim vardığım sonuç şu: ortak ilkenin ağırlığı, üyelerin kendi politikasına verdikleri adı kabul etmekte değil, ulusal ihtiyaçla dışarıya baskının kesiştiği noktayı konuşabilmelerinde. Bu toplantıda kamu stoklarını kaldıran bir Hint taahhüdü açıklanmadı; açıklanan tutum, o araçların gıda güvenliği gerekçesiyle savunulmasıydı.[1]