Süt ürünlerinin dışında kurulan denge
Hindistan’dan Yeni Zelanda’ya gönderilen bir giysi ile ters yönde gönderilen bir şişe şarap, bugün yürürlüğe giren anlaşmadan aynı hızla yararlanmıyor. Hindistan malları Yeni Zelanda’ya gümrüksüz giriyor; Yeni Zelanda şarabında yüzde 150 olan verginin yüzde 25 veya yüzde 50’ye inmesi on yıla yayılıyor. Hint giyim ürünlerinde kaldırılan vergiler yüzde 10’a kadar çıkıyordu. Karşılıklılık burada iki sınırda aynı oranı uygulamakla kurulmamış. Taraflar farklı üretici gruplarına farklı büyüklükte ve vadede erişim sunmuş.[1]
Hindistan’ın süt ürünlerini, şekeri ve bazı yemeklik yağları taviz kapsamının dışında tutması bu pazarlığın iç dağılımını gösteriyor. Hint tekstil ihracatçısı dış pazarda yeni bir avantaj kazanırken, korunan tarım üreticisi aynı anlaşmayla bütün ithalat rekabetine açılmıyor. Benim çıkarımım, bu seçiciliğin Delhi’nin ihracatçılarına alan açarken hassas üreticilerin itirazını sınırlamasına yardımcı olduğu. Bunun tek açıklaması iç siyasi direnç olmayabilir: tarafların mevcut ticaret yapısı ve birbirlerine sunabildiği ürünler de kapsamı belirlemiş olabilir. Anlaşmanın sonucu, bütün sektörlere eşit açıklık vaat etmekten daha dar bir uzlaşma.[1]
Yeni Zelanda tarafında da tek bir ihracatçı çıkarı yok. Koyun eti, yün ve kömür ilk gün vergi kaldırılmasından yararlanırken, elma ve kivi kota koşullarına bağlı. Şarap üreticisinin önündeki süre, yün satıcısının önündeki süreyle aynı değil. Bu dağılım, Wellington’un anlaşmanın değerini geniş bir ihracat sepeti üzerinden kurduğunu gösteriyor. Ürün değiştirmek bir çiftçi veya küçük işletme için bedelsiz bir seçenek sayılmaz; mevcut üretim ve müşteri ilişkisi, hangi tavizin kullanılabildiğini belirler. Aynı ülkenin ihracatçısı olmak, aynı ticari kazancı elde etmek anlamına gelmiyor.[1]
Bir sonraki pazarlık için bırakılan hak
Yeni Zelanda’nın asıl pazarlık araçlarından biri, Hindistan’ın daha sonra başka ortaklara vereceği koşullara bağlanıyor. Wellington’un açıklamasına göre hizmetlerde ve şarapta daha iyi bir sonuç başka ticaret ortaklarına sunulursa Yeni Zelanda’ya da aktarılacak. Süt ürünlerinde ise benzer bir ekonomiye taviz verilmesi durumunda istişare taahhüdü var. Otomatik aktarım ile yeniden konuşma hakkı farklı ağırlıkta. Süt ürünlerinde dışarıda kalmanın karşılığı, bugün elde edilmiş aynı gümrüksüz giriş hakkı kadar güçlü değil.[1]
Bu düzenlemenin bir yorumu, Yeni Zelanda’nın rakipleri daha iyi koşul aldığında geride kalma riskini azaltması. Alternatif yorum ise bu hükümlerin yalnız gelecekte daha iyi bir Hindistan anlaşması yapılırsa ticari değer kazanması; bugünkü sınırlı erişimin karşılığını şimdiden hesaplamak mümkün değil. Şarap ihracatçısı açısından başka bir ortağa tanınan tarife, bu nedenle yalnız rakibin avantajı olmaktan çıkıyor ve kendi koşullarına da temas ediyor. Süt ürünleri üreticisi için aynı gelişme yeni bir istişarenin dayanağı. Bu iki hak arasındaki fark, ileride hangi sektörün yeniden pazarlık yapmak zorunda kaldığını belirleyen somut unsur.[1]
Bu anlaşmanın ölçüsü iki ülke arasındaki toplam ticaret kadar, tavizin hangi ürüne ulaştığı. Hindistan gümrüğünün malları 48 saat içinde serbest bırakması ve bozulabilir ürünlerde 24 saati hedeflemesi, meyve ihracatçısı için tarifenin yanındaki işlem koşulu. Şarapta ise kalan vergi ve indirim takvimi fiyat hesabında duruyor. İthalatçı başka tedarikçiden alım yapmayı sürdürebilir; tarifedeki tercih müşteriyi otomatik olarak değiştirmez. Yeni Zelanda’nın aldığı haklar ile Hindistan’ın koruduğu ürünler birlikte okunduğunda, anlaşmanın siyasi fiyatı ortaya çıkıyor: dış pazarda ilerleme, içeride seçilmiş korumaların sürmesiyle satın alınmış.[1]