Sınırdaki oran, parçanın kökeni

Meksika’dan ABD’ye gönderilen bir otomobilin tarife hesabında yüzde 25 ile yüzde 10’un altı aynı anda karşımıza çıkıyor. İlki mevcut temel oran; ikincisi Ekonomi Bakanı Marcelo Ebrard’ın ABD yapımı parçalar için indirimlerden sonra sektörün ortalama ödemesine ilişkin açıklaması. Meksika şimdi Güney Kore’ye uygulanan yüzde 15 düzeyini istiyor. Bu üç sayıyı yan yana koyup yüzde 15’i bugünkü ortalamanın yerine geçirmek, pazarlığın konusunu değiştirir. İstenen şey daha düşük bir temel oranla mevcut içerik indirimlerinin birlikte korunması. Otomobili ihraç eden firma açısından belirleyici soru, kendi modelinin indirimden sonra hangi tutara tabi tutulacağı. Bakanın sektör ortalaması tek başına bunun yanıtını vermiyor.[1]

Ebrard’ın milletvekillerine anlattığı hazırlık, bu ayrımın üretim hattındaki karşılığını gösteriyor. Araçlar, parçaları üreten firmaları belirlemek üzere 18.000 bileşene ayrılarak incelendi. Meksika indirim hesabında bölgesel üretimin tanınmasını istemişti; Washington hesabı ABD içeriğiyle sınırladı. Dolayısıyla pazarlık yalnızca iki hükümetin açıklayacağı oran etrafında dönmüyor. Bir parçanın kökenini belgeleme işi de tarifenin uygulanacağı tutarın belirlenmesine giriyor. Buradaki çıkarımım, ABD parçası kullanan Meksikalı üreticinin, temel oran değişmese bile aynı muafiyete erişemeyen üreticiyle aynı durumda olmadığı. Bunun ölçüsü siyasi yakınlık değil, söz konusu model için tanınan indirim. Haber, firma veya model bazında karşılaştırmalı ödemeler vermediğinden bu farkın büyüklüğünü hesaplamak mümkün değil.[1]

Ortalamanın sakladığı fark

Bu düzenek, ABD’deki parça tedarikçisini de görüşmenin içine yerleştiriyor. ABD içeriğine tanınan indirim, Meksika’da üretilen otomobilin sınırdaki hesabına ABD’deki üretimi bağlıyor. Buradan ABD’li tedarikçilerin sipariş kazandığı veya Meksikalı üreticilerin tedarikçi değiştirdiği sonucu çıkmıyor; bunu gösterecek sipariş veya üretim verisi yok. Daha dar yorum şu: İndirimin köken koşulu korunursa, Meksika’nın istediği tarife indiriminin değeri mevcut tedarik yapısına göre değişebilir. Alternatif açıklama da önemli. Bakanın düşük sektör ortalaması, bütün firmaların benzer avantaj elde etmesinden çok, ihraç edilen modellerin bileşimini yansıtıyor olabilir. Ortalama bir pazarlık başarısını gösterirken firmalar arasındaki farkı örtebilir.[1]

Ebrard görüşmelerin haftalar veya aylar içinde sonuç vereceğini beklediğini söylüyor; kesinleşmiş anlaşma ve tarih açıklamıyor. Çelik için hedef oran da belirtmedi. Otomobildeki içerik hesabını çeliğe taşıyarak iki sektörün aynı indirimi alacağını varsaymak bu nedenle erken olur. Bakanın verdiği bütün ihracata ilişkin yüzde 3–3,2 etkin tarife ortalaması da otomotivin oranı değil. Bu ayrımlar, Meksika’nın baskıyı azaltma isteğini küçültmez; baskının nerede toplandığını belirlemeye yarar. ABD’li ve Meksikalı üreticiler aynı sınırı aşan üretim zincirinin içinde olsa da hangi işlemin hangi kurala girdiği, ortak çıkarın ne kadar ortak olduğunu belirliyor.[1]

Üreticiye geçen indirim

Meksika’nın talebi kabul edilirse asıl karşılaştırma, aynı modelin bugünkü ve yeni kurallar altındaki gümrük hesabında yapılabilir. Temel oran, tanınan ABD içeriği ve indirimden sonra kalan ödeme birlikte görülmeli. Bunlar olmadan bir yüzde 15 açıklamasının her ihracatçı için aynı kazancı getirdiği söylenemez. Aynı nedenle, bugünkü sektör ortalamasının yüzde 10’un altında olması da herkesin yeterince korunduğunu kanıtlamaz. Büyük ihracatçının ortalamadaki ağırlığı, daha az indirim alabilen küçük üreticinin yükünü görünmez kılabilir. Haberde firmaların dağılımı bulunmadığından bu olasılık bir sonuç olarak sunulamaz; yine de toplu ortalamayı değerlendirmede hesaba katılması gerekir.[1]

Bu görüşmenin somut kazanımı, açıklanan oranın küçülmesiyle değerlendirilebilir; fakat üreticinin kazancı ancak uygulanacak hesapla belirginleşir. ABD içeriği indirimi değişmeden daha düşük temel oran sağlanması ile indirimin daraltılması karşılığında düşük oran alınması farklı sonuçlar verebilir. İkinci durumun teklif edildiğine dair bir bilgi yok; iki unsurun birlikte izlenmesi gerektiğini gösteren bir karşılaştırma bu. Ebrard’ın müzakeresi, birbirine bağlı üretimin pazarlık gücünü kullanıyor. Bunun sınırı da aynı bağın kurallarını Washington’ın tanımlaması. Nihai metindeki içerik koşulu ve modelin gümrükte karşılaştığı ödeme, diplomatik açıklamanın üreticiye ne kadar geçtiğini gösterecek somut ölçüler.[1]