Üyelik değişti, başkanlık sürdü
Bakü’deki CICA zirvesinin en somut değişikliği, karşıt heyetlerin aynı salonda bulunması değil, Laos’un tam üyeliğe kabul edilmesi. Azerbaycan’ın başkanlığı da 2026–2028 dönemi için uzatıldı. İlki bir ülkeye forumun içinde yer açıyor; ikincisi mevcut başkanlığın devamını sağlıyor. Bu iki karar, toplantı yapılmasaydı değişmeyecek olan kurumsal konumları değiştiriyor. Fakat yeni bir üye ve devam eden başkanlık, katılımcıların bölgesel çatışmalarda ortak bir tutuma geçtiğini göstermiyor. Zirvenin anlamı bu ayrımda yatıyor.[1]
Laos Cumhurbaşkanı Thongloun Sisoulith, ülkesini denize çıkışı olmayan bir ülkeden bağlantı merkezi hâline getirme hedefini anlattı; Çin–Laos demiryolunu bu hedefin dayanaklarından biri olarak gösterdi. Üyelik, bu arayışı Orta Asya ve Azerbaycan’ın da bulunduğu bir diplomasi ortamına taşıyor. Kazakistan’ın ulaştırma bağlantıları stratejisi önerisiyle aynı gündemde yer alması, Laos’a ortaklık arayabileceği daha geniş bir çevre sunuyor. Yine de bu, bir hattın finanse edildiği veya yeni bir güzergâhın açıldığı anlamına gelmiyor; elde edilen somut olanak forumun içine katılmak.[1]
Devamlılığın sınırı
Azerbaycan açısından başkanlığın uzaması, bağlantılar ve dijital dönüşüm eksenindeki gündemini sürdürmesine alan açıyor. Aynı zirvede Laos’un kabulüyle birlikte düşünülünce, forum genişlerken yönetimde devamlılık tercih edildiği görülüyor. Bunun mutlaka Bakü’nün bütün önerilerinin benimsenmesi anlamına geldiği söylenemez. Başkanlık uzatılması, katılımcıların mevcut düzenle çalışmayı elverişli bulmasının sonucu da olabilir. Üyelerin üzerinde uzlaştığı karar, görevin devamı; her ulusal önceliğin ortak yükümlülüğe çevrilmesi değil. Başkanlığın diplomatik değeri, farklı öncelikleri bir arada tutabilmesinde aranmalı.[1]
Herzog konuşmaya başladığında Türkiye, İran, Kuveyt ve Pakistan dahil bazı heyetler salondan ayrıldı; Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn temsilcileri kaldı. Bu ayrışma üyelik ve başkanlık kararlarını ortadan kaldırmadı, ama ortak bildirinin sınırını görünür kıldı. Katılımcılar forumun devamında anlaşırken birbirlerinin siyasi meşruiyetine veya bölgesel tutumlarına aynı biçimde yaklaşmıyor. Ayrılanların protestosu da kalanların bütün konuşmayı onayladığını kanıtlamıyor. Salonda bulunmak, bir ittifaka katılmak veya karşı tarafın iddialarını kabul etmekle eş tutulamaz.[1]
Karar ile öneri arasındaki mesafe
Bakü Bildirisi askeri-siyasi, ekonomik ve çevresel risklere ilişkin ortak çerçeve sundu. Bunun yanında liderler ulaştırma, su havzaları ve yapay zekâ alanlarında yeni öneriler açıkladı. Ortak bildiriyle ulusal konuşmalardaki teklifleri tek bir karar paketi saymak, gerçekleşen uzlaşmayı olduğundan büyük gösterir. Forumun sağladığı daha dar olanak, ülkelerin farklı projeleri tartışabileceği bir zeminin korunması. Bunun karşı ihtimali de açık: Çok sayıda öneri, uygulama yükümlülüğü doğurmadan diplomatik hareketlilik görüntüsü sağlayabilir. Üyelik genişlemesi bu soruyu kendiliğinden çözmüyor.[1]
Bu nedenle Bakü’nün sonucu iki ayrı ölçekte tartılmalı. Kurumun kimleri içerdiği ve kimin başkanlık ettiği konusunda belirli kararlar var; bölgesel çatışmaların çözümü konusunda aynı açıklık yok. Laos diplomatik erişim kazanırken Azerbaycan gündemi sürdürme olanağını korudu. Diğer üyeler ise bu kurumsal devamlılığı kabul ederken anlaşmazlıklarını taşımaya devam etti. CICA’nın bu zirvede sağladığı denge, ihtilafların çözüldüğü bir denge değil; ihtilaflı devletlerin bazı kurumsal kararlarda birlikte hareket edebildiği sınırlı bir düzen. Bunun siviller için güvenliğe dönüşmesi ayrıca somut anlaşma ve uygulama gerektiriyor.[1]