Denetimin kesildiği nokta
Thitu yakınındaki olayda Filipin Sahil Güvenliğinin açıkladığı görev, dinamitle balık avladığından şüphelenilen bir tekneyi durdurmaktı. Sahil güvenlik, donanma ve polisin deniz birimi aynı operasyonda yer aldı. Manila böylece bir balıkçılık denetimine birden fazla kurumun kapasitesini ayırdı. Karşısına çıktığını söylediği Çin gemileri ise denetimin nasıl sürdürülebileceğini belirleyen ikinci bir güç odağı oluşturdu. Olayı stratejik açıdan açıklayan ayrıntı, bu görevlendirme ile takibin kesilmesi arasındaki ilişki. Şüpheli balıkçılık ihlali hakkında karar verilebilecek aşamaya ulaşılması, teknelere erişebilme kapasitesine bağlıydı.[1]
Filipin Sahil Güvenliğine göre iki Çin gemisi telsizle uyarı yaptı, tekneleri takip etti ve önlerini kesti. Bir Çin donanma helikopterinin de ekibin üzerinde dört kez döndüğü bildirildi. Reuters’ın aktardığı bu anlatımın ayrıntıları bağımsız olarak doğrulanmış değil; Çin Büyükelçiliği yorum talebine hemen yanıt vermedi. Bu nedenle sahadaki bütün manevraları kesinleşmiş olgu saymak yerine, Manila’nın açıkladığı karar zinciri üzerinden ilerlemek gerekiyor. Filipin ekibi balıkçı teknesine birkaç kez dur emri verdi, teknenin buna uymadığını söyledi ve sonunda güvenlik gerekçesiyle takibi bıraktı.[1]
Benim çıkarımım, Manila’nın anlattığı engellemenin bir denetim yetkisine sahada fiilî veto işlevi gördüğü. Bunun mekanizması, hukuk metninin değiştirilmesi değil görevli ekibin güvenlik riskini kabul edemeyerek geri dönmesi. Daha sınırlı bir açıklama da mümkün: Ekip, tek bir karşılaşmada çarpışmayı önlemek için ihtiyatlı davranmış olabilir. Bu alternatif, kalıcı bir yetki kaybı sonucuna varmayı engelliyor. Ama ilan edilmiş denetim görevinin o karşılaşmada tamamlanamaması, yetki iddiasını kullanabilmenin araç, personel ve güvenli erişim koşullarına da bağlı olduğunu görünür kılıyor.[1]
Yetki iddiasından idari işe
Sahil güvenliğin Çin tarafına yönelttiği itiraz, Thitu’nun karasularında kolluk yetkisi olmadığı yönünde. Bu, Manila’nın hukuki pozisyonu; burada yeni bir mahkeme hükmü olarak ele alınamaz. Çin’in Subi Resifi’nde inşa ettiği yapay ada ile Filipinler’in elinde bulunan Thitu arasındaki alanda denetim yapma iddiası, egemenlik tartışmasını günlük idari işe taşıyor. Balıkçı teknesinin Subi yönüne ilerlediği de Filipin açıklamasına dayanıyor. Bir teknenin hangi suçu işlediği sorusu ile onu hangi kurumun durdurabildiği sorusu bu karşılaşmada aynı operasyonun içinde buluşuyor.[1]
Dinamitle balık avlama şüphesi, bu yetki tartışmasının yerel muhatabını da belirliyor. Deniz kaynaklarını denetlemek, yalnızca iki başkentin sembolik iddiasını ilgilendiren bir görev olarak görülemez. İhlali inceleyecek ekibin tekneye ulaşabilmesi, balıkçılık denetiminin uygulanma koşulu. Yine de balıkçı teknesinin suçlu olduğu, hangi devlete ait bulunduğu veya Çin gemileriyle birlikte hareket ettiği bu bilgilerden çıkarılamaz. Manila’nın açıklamasından elde edilen stratejik sonuç daha dar: Aynı alanda karşı karşıya gelen kurumlar, bir denetimin güvenle tamamlanabilmesi için gereken hareket alanını etkiliyor.[1]
Thitu yaklaşık 37 hektarlık bir ada ve Filipin ana karasından yaklaşık 450 kilometre uzakta. Bu mesafe, Manila’nın adını koyduğu yetkiyi kullanmak için neden birden fazla deniz kurumunu sahaya gönderdiğini değerlendirmeye yardımcı oluyor. Pazar gününün açıklaması yeni bir egemenlik sınırı ilan etmiyor; belirli bir denetimin nerede kesildiğini gösteriyor. Böyle olayları değerlendirirken en yararlı ölçü, devriyenin yalnızca bölgeye ulaşması değil, incelemeyi ve güvenli dönüşü birlikte gerçekleştirebilmesi. Kolluk iddiasının idari karşılığı, şüpheli davranışı yetkili kurumun inceleyebildiği bu aşamada ortaya çıkıyor.[1]