Kurulan kanal

Vietnam ile Danimarka’nın Kopenhag’da kabul ettiği ortak açıklamada en somut güvenlik adımı 21. maddede yer alıyor: ikili deniz güvenliği diyaloğu kurulması. Metin, denizdeki faaliyetleri izleme ve anlama kapasitesini, seyrüsefer serbestisini ve uluslararası deniz hukukunu bu diyaloğun konuları arasında sayıyor. Böylece Kapsamlı Stratejik Ortaklık başlığı, hangi alanda görüşme yapılacağına ilişkin karşılıklı bir kararla destekleniyor. İki hükümetin kabul ettiği değişiklik, güvenlik meseleleri için tanımlanmış bir konuşma kanalı açılması.[1]

Bu kanalın değeri, yeni bir savunma taahhüdünün kapsamıyla ölçülemez. Ortak açıklamanın 23. maddesi, savunma ataşesi akreditasyonu olasılığının araştırılmasını söylüyor; atama açıklamıyor. Son bölüm ise uygulama için eylem planları hazırlanmasını öngörüyor. Dolayısıyla hükümetler diyaloğun kurulmasında uzlaşırken, temsil ve çalışma düzeninin ayrıntıları için ayrıca karar alınmasını gerekli görüyor. Deniz güvenliği işbirliğini değerlendirirken bu ayrı aşamaları birleştirmek, tarafların üstlendiği yükümlülüğü olduğundan büyük gösterir.[1]

ASEAN ile bağlantı

Danimarka ile Vietnam bu ikili kanalı bölgesel kuruluşlardan koparmıyor. Açıklama, ASEAN Sahil Güvenlik Forumu içindeki diyaloğun desteklenmesini ve ASEAN’ın bölgesel rolünü vurguluyor. Güney Çin Denizi için seyrüsefer serbestisi, barışçı çözüm ve Deniz Hukuku Sözleşmesi birlikte anılıyor. Vietnam açısından yeni ortakla görüşme olanağı, mevcut bölgesel görüşme yollarına ekleniyor. Danimarka açısından da deniz güvenliği gündemine katılım, ASEAN’ın kendi mekanizmalarını destekleme taahhüdüyle çerçeveleniyor.[1]

Bunun görüş ayrılıklarını azaltma olanağı var: tanımlanmış bir diyalog, deniz güvenliğinde hangi konunun hangi muhatapla ele alınacağını belirginleştirebilir. Ancak alternatif açıklama da güçlü. Geniş ortaklık metnine eklenen bir toplantı düzeni, eylem planı ve sorumlu kurumlar belirlenmedikçe mevcut siyasi yakınlığı tekrar etmekle sınırlı kalabilir. İletişim kanalının açılmasıyla denizdeki koşulların iyileşmesi arasında kendiliğinden işleyen bir bağ yok. Ortak açıklama henüz böyle bir sonuç bildirmiyor.[1]

Uygulamanın sorumluları

Metnin parlamentolara verdiği rol de bu yüzden önemli. Parlamentoların ikili anlaşmaların uygulanmasını izleme ve kolaylaştırma konusunda işbirliği yapması öngörülüyor. Dışişleri bakanlıkları arasındaki siyasi istişareler de sürdürülüyor. Bunlar deniz güvenliği diyaloğunun yerine geçmiyor; uygulamayı daha geniş siyasi ilişkiye bağlayan ayrı kanallar oluşturuyor. Kamuya açık eylem planında görevlerin belirlenmesi, hükümetlerin kabul ettiği genel ifadelerle kurumların üstlendiği iş arasındaki mesafeyi değerlendirmeye yarar.[1]

Kopenhag açıklamasının bugünkü ölçülü sonucu, iki ülkenin deniz güvenliği için ortak bir görüşme alanı tanımlamış olması. Ataşeliklerin araştırılması, eylem planlarının hazırlanması ve bölgesel forumlarla bağlantı kurulması ise kendi uygulama ölçütlerine sahip. Değerlendirmeyi değiştiren gelişme, toplantı sayısından çok bu görevlerin kimlerce ve hangi düzen içinde yürütüldüğünün açıklığa kavuşmasıdır. Bölgesel dengeye katkı iddiasını tartmak için önce bu dar, karşılıklı kabul edilmiş işin nasıl yürüdüğüne bakmak gerekiyor.[1]