Karşılıklı işlemin sırası
İran’ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem’in cumartesi açıklamasında Pakistan’a iki farklı iş düşüyor. İslamabad, hazirandaki geçici ABD-İran anlaşmasının Katar ile birlikte aracısıydı; şimdi Suudi Arabistan ve Türkiye ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşmasının da tarafı. Büyükelçi, İran’ın bu yeni anlaşmayı inceleyeceğini söyledi. Tahran henüz destek veya katılım kararı açıklamadı. Bu ayrım, Pakistan’ın aynı anda taşıdığı arabuluculuk kanalı ile müttefiklik yükünün nasıl bağdaştırılacağını görünür kılıyor.[1]
Mukaddem’in aktardığı öneride karşılıklılık somut: İran Hürmüz Boğazı’nı açmaya hazır olduğunu Pakistan üzerinden ilettiğini, karşılığında Washington’ın İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmasını istediğini söylüyor. Büyükelçi, mesajın Asım Münir’in Tahran ziyaretlerinde verildiğini belirtiyor. ABD’nin bu koşulu kabul ettiği doğrulanmış değil. Dolayısıyla önerinin hangi taraftan geldiğini, muhatabın neyi kabul ettiğinden ayırmak gerekiyor. Haziran çerçevesinin nakliyeyi yeniden başlatma ve daha geniş nükleer müzakerelere geçme hedefleri de henüz gerçekleşmiş sonuç diye yazılamaz.[1]
Pakistan’ın aracılık değeri, birbirine bağlı bu iki işlemi aynı görüşme dizisine taşıyabilmesinde aranabilir. İran için boğazın açılması, ABD için ablukanın kaldırılması karşılıklı taviz kalemleri olarak sunuluyor. Fakat kamuya açık bu anlatım, işlemlerin sırasını veya bir taraf adım atmazsa diğerinin ne yapacağını belirlemiyor. Kanalın açık tutulması yanlış hesap riskini azaltabilir; aynı kanal, somut bir karşılık alınmadan zaman kazanmak için de kullanılabilir. İkinci olasılık, temasın sürmesini tek başına ilerleme saymamayı gerektiriyor.[1]
Aracı ve savunma ortağı
Mekke anlaşması bu hesabın dış koşulunu değiştiriyor. İmzacıların açıkladığı amaç ortak caydırıcılık ve savunma işbirliği. Türkiye metni onay için parlamentoya sundu; Pakistan rolünü savunmayla sınırlıyor. Türk yetkililer de Yemen’e Husilere saldırmak için asker göndermeyi dışlıyor. Bunlar yükümlülüğün kapsamına ilişkin kamuya açıklanan sınırlar. İran’ın anlaşmayı inceleme kararı, bu sınırları nasıl okuyacağına dair bir değerlendirme aşaması; üç ülkenin koalisyonuna katıldığı veya ortak savunma güvencesi aldığı anlamına gelmiyor.[1]
Bir kefede Suudi Arabistan’a verilen savunma taahhüdü, öbür kefede İran’a mesaj taşıyabilen Pakistan var. Bu konumun arabuluculuğu güçlendirmesi mümkün: İslamabad iki farklı ilişki ağında da muhatap bulabiliyor. Karşı görüş de ciddi; bir savunma ortağı, Tahran’ın gözünde tarafsız aracı olarak daha az inandırıcı olabilir. Büyükelçinin ihtiyatlı inceleme ifadesi bu iki yorumdan birini kanıtlamıyor. Dengeli okuma, tarafların eşit güce veya eşit sorumluluğa sahip olduğunu varsaymadan, açıklanan yükümlülükleri ayrı ayrı tartmayı gerektiriyor.[1]
Bu yüzden uygulama sınaması iki dosyada ayrı tutulmalı. Hürmüz bakımından karşılıklı kabul edilmiş işlem sırası ve fiili gemi geçişi; Mekke anlaşması bakımından onay süreci ve savunma yükümlülüğünün kapsamı belirleyici. Kamuya açıklanan kayıtta ortak bir denetim yöntemi veya yeni görüşme tarihi yok. Deniz yolunu kullanan siviller ve ticaret için güvence, tarafların masaya açık olduklarını söylemesinden daha somut bir karşılıklılık gerektiriyor. Pakistan’ın iki diplomatik yükü arasında bir denge kurulduğunu söylemek için eldeki açıklamalar henüz yeterli değil.[1]