Aynı yıl hem mahkemeyi hem tazminatı üretti
Olivia Grange'in yönettiği Jamaika heyeti, Kral III. Charles'a hitaben bir dilekçe sunacağını ve Atlantik ötesi köle ticaretine ilişkin üç soruyu, adanın Londra'daki en yüksek temyiz mahkemesi olan Privy Council Yargı Komitesi'ne havale etmesini isteyeceğini açıkladı. Sorular şunlar: Jamaika'da Afrikalıların köleleştirilmesi İngiliz ortak hukukuna göre yasal mıydı, uluslararası hukuku çiğniyor muydu ve Birleşik Krallık'ın köleliğin yol açtığı zarar için telafi sağlama hukuki yükümlülüğü var mı? Heyete göre bir Commonwealth ülkesi bu yolu tazminat adaleti için ilk kez kullanıyor.[1]
Havaleyi mümkün kılan araç, 1833 tarihli Judicial Committee Act; bu yasa hükümdara hukuki meseleleri istişari görüş için mahkemeye gönderme yetkisi veriyor. Yasanın yılı, köleliğin kaldırılışıyla ve ardından gelen mali düzenlemeyle aynı: Birleşik Krallık, 1833'te köleliği kaldırdıktan kısa süre sonra köle sahiplerine 27 milyon dolar ödedi; bu, Hazine'nin yıllık gelirinin yaklaşık yüzde 40'ıydı ve kredilerle karşılandı, borçlar ancak 2015'te kapatıldı. Bugün karar vermesi istenen mahkeme ile defteri sahipler lehine kapatan ödeme aynı parlamento anının ürünü; heyete göre mahkeme, bu defterin köleleştirilenler tarafına ilk kez çevriliyor.[1]
Eşik sorusu esastan önce geliyor
Bu haftanın iki hukuk cephesi de mahkemenin davayı görüp göremeyeceği sorusuna dayanıyor. Almanya pazartesi günü Uluslararası Adalet Divanı'nın karşısına çıkıp, Alman silahlarının ve askerî desteğinin Gazze'de soykırımı kolaylaştırdığına ilişkin Nikaragua davasında yargıçların yetkisiz olduğunu savunuyor; duruşma yalnızca bu soruyla sınırlı. Jamaika'nın aynı hafta sunacağı dilekçe ise üç hukuki soru soruyor ve telafiyi sonraya bırakıyor; Grange, heyetin önce yanıtları istediğini, sonraki adımların ancak yanıtlar geldiğinde belirleneceğini söyledi. Her iki dosyada da asıl mücadele bir foruma erişim üzerine; esasa hiç ulaşamayan bir talep sahibi esastan kaybetmiş de olmuyor.[1], [2]
Lahey dosyası, bu eşik aşamasının ne kadar uzayabildiğini gösteriyor. Nikaragua, Berlin'i İsrail'e silah ve başka askerî destek vererek Soykırım Sözleşmesi'ni ve uluslararası insancıl hukuku çiğnemekle suçluyor; ABD'den sonra İsrail'e en çok silah veren ikinci ülke olan Almanya ise Tania von Uslar-Gleichen aracılığıyla iddiaların olgusal ve hukuki dayanağı bulunmadığını bildiriyor. Divan 2024'te Nikaragua'nın bu yardımın durdurulmasını isteyen acil başvurusunu geri çevirdi, ama 16 yargıçlı kurul davayı düşürmeyi de reddetti; dava o dar zeminde bugüne kadar ayakta kaldı.[2]
1833 borcu 2015'te kapandı, talep kapanmadı
Sınır uyuşmazlıklarıyla karşılaştırma tam bir noktada kırılıyor ve bu kırılma önemli. Tartışmalı bir hattı devralan ardıl devlet en azından kendi tarafını yönetir; burada ise Jamaika ne forumun ne de dilekçeyi alan makamın sahibi. Mahkeme Londra'da, dilekçenin yöneltildiği devlet başkanı aynı Kraliyet ve Buckingham Sarayı, Kral'ın rolünün anayasal olduğunu, talebin esasına karar vermede payı bulunmadığını bildirdi. Forum seçimini yalnızca 1833'ten kalan hukuki bir miras sayan okuma bu yüzden eksik kalıyor: seçim, Jamaika'dan alınan kültür varlıklarının iadesi için British Museum ile de görüşecek bir heyetin siyasal ağırlığını yansıtıyor olabilir.[1]
İzlenebilecek olan dar ve tarihli. İngiliz tüccarlar 17. yüzyılla 19. yüzyıl başı arasında Jamaika'ya 600.000 ila 1 milyon Afrikalıyı zorla taşıdı; Jamaika hükümeti ülkenin yaklaşık 10 milyar dolar alacaklı olduğunu tahmin ediyor ve bu rakamın, Yargı Komitesi havaleyi kabul ya da reddedene kadar bir forumu yok. Mahkeme soruları ele alırsa, 1833'ün hesabı ilk kez köleleştirilenler adına bir duruşma salonuna taşınıyor; ele almazsa tahmin siyasal bir talep olarak kalıyor ve sıra yeniden hükümetlere geçiyor. Her iki durumda da izlenecek işaret, Londra ya da Kingston'dan gelecek bir açıklama yerine mahkemenin kendi kaydındaki karar olacak.[1]