Nakit akışı bittiğinde kredi başlar

Rakamlar tek başına bir açığın büyüklüğünü anlatıyor. En büyük beş teknoloji şirketi 2025 ile 2026 arasında yapay zekâya bağlı yatırım harcamasına bir trilyon doları aşan tutar ayıracak; en büyük şirketlerin yatırım harcaması ise artık nakit akışlarını geçiyor. Aradaki fark, borca ve giderek özel krediye artan bir bağımlılık doğuruyor.[1]

Bu, muhasebe özdeşliğinden bir davranış sorusuna geçtiğimiz nokta. Bir veri merkezi kendi kazancıyla değil bir kredi ile kuruluyorsa, o harcamayı mümkün kılan satın alma gücünü kredinin açıldığı bilanço yaratıyor: krediyi banka ya da kredi fonu açar, mevduat sonra doğar. Böylece yatırımın sürmesi, şirketlerin kârına olduğu kadar borç verenlerin risk iştahına bağlanıyor. Alternatif bir okuma da mümkün: şirketler yeni kredi yaratmak yerine ellerindeki likit varlıkları eritiyor olabilir, ki o zaman aynı harcama sistemde yeni bir alacak bırakmaz.[1]

Görülmesi zor halka

Finansmanın büyük bölümü şeffaf değil ve iç içe geçmiş durumda. Dairesel finansman diye anılan yapıda çip üreticileri ve büyük bulut sağlayıcıları yapay zekâ şirketlerinde pay alıyor, o şirketler de aynı çipleri ve işlem gücünü satın almayı taahhüt ediyor; taraflar gözlemlenmesi ve kimi zaman değerlenmesi zor biçimde birbirine bağlanıyor.[1]

Ağustosta bu sayfada veri merkezi tahvillerine bakmış, borcun güçlü notlu bir ihraççıda kaldığını ama getirinin spekülatif düzeyde belirlendiğini yazmıştım. O gözlem tek tek kâğıtlar üzerineydi; şimdi eklenen şey toplam. Yükümlülüğün nerede durduğu ile onu fiyatlayanın hangi riski istediği ayrıştığında, aynı yatırım zincirin bir ucunda sağlam, öbür ucunda kırılgan görünür. Dairesel yapı bu ayrışmayı görünmez kılıyor, çünkü alıcı ile satıcının bilançosu aynı halkada duruyor.[1], [3]

Bir düzeltme hangi yoldan geçer

Piyasa gözetimi tarafında ESMA kendi ölçüsünü koyuyor: gerilmiş teknoloji değerlemeleri ile kötüleşen makro-finansal koşullar arasındaki kopukluk ani piyasa düzeltmeleri riskini artırıyor. Değerleme tarafındaki bu okuma ile yatırım harcaması tarafındaki okuma aynı zincirin iki ucu. Değerlemeler gelecekteki kazançlara dair iddialı beklentilere dayanıyor ve az sayıda şirkette yoğunlaşıyor; hanelerin serveti içinde hisse senedinin payı arttığı için sert bir yeniden fiyatlama tüketime daha güçlü geçebilir. Yani düzeltme yalnızca portföylerde kalmıyor, harcanabilir gelir beklentisi üzerinden talebe iniyor. Bunun bir alternatifi var: hisse serveti gelirin üst dilimlerinde yoğunsa, aynı değer kaybı tüketimin geneline değil dar bir kesime iner.[1], [2]

Buradan izlenebilir bir işaret çıkıyor. En büyük şirketlerin yatırım harcaması nakit akışlarını geçmeyi sürdürürse, yapay zekâ yatırımının borçla ve özel krediyle finanse edilen payının artması beklenebilir; izlenecek büyüklük de bu pay. Ölçünün yönü, kazançla finanse edilen bir yatırım programı ile alacaklıya bağımlı bir program arasındaki farkı gösterir; ikincisinde hayal kırıklığı yaratan bir getiri yalnızca hisse fiyatını değil, geri ödeme takvimini de vurur.[1]